Bizi takip edin

Köşe yazarları

Son sözü kimler söyler?

->

-> 909

13 Temmuz 2017: Sayın Erdoğan’a yönelik suikast girişimi nedeniyle FETÖ davasından yargılanan sanıklardan biri üzerinde İngilizce ‘Hero’ (kahraman) yazılı tişört ile mahkemeye gitti.
Mahkeme kararıyla Jandarma tarafından salondan çıkartıldığı sırada söz alan sanık Gökhan Güçlü ‘tişörtü kendisine cezaevi yönetiminin verdiğini’ açıkladı.

15 Temmuz 2017: Sayın Erdoğan Şehitler Köprüsü’ndeki konuşmasında, ‘Suikast Timi Davası’nda ‘Hero’ yazılı tişört giyen haini hatırlatarak “artık bunlar (FETÖ sanıkları) mahkemeye çıkarken Guantanamo’da olduğu gibi bunları da tek tip elbise ile çıkaralım,” dedi.
Medya üzerinden kirli yönlendirmeler ve nihayet 23Aralık 2017 tarihinde 101 ve 103’üncü maddeleri, TCK’nin 319/32. Maddeleri gerekçelendirilerek düzenlenen 696 sayılı KHK Resmi Gazete’de yayınlandı.
***

Sayın Erdoğan “Guantanamo” örneğini vermişti ancak o örnek Amerikan hukuk kuralları dışında tutulduğundan dolayı Amerika’da dahi tipik değildi. Nitekim ABD Yüksek Federal Mahkemesi-1976 tadihli Estelle- Williams kararında: “Tutukluların”, tutukevinde giydikleri tek tip kıyafetleri “duruşma sırasında” giymeye zorlanamayacakları, zira bu türden uygulamanın yargılamanın objektifliğini zedeleyeceğini belirtmişti.

BM’nin kabul ettiği Uluslararası İnsan Hakları standartlarının “Mahkûmlara (tutuklular değil) muamelede standart kurallar” düzenlemesinde, ‘mahkûmların kendi kıyafetlerini giymelerine izin verilmemesi halinde iklime ve sağlık koşullarına uygun, aşağılayıcı ya da küçük düşürücü olmayan kıyafetlerin verilmemesi gerektiği’ belirtiliyor.

AİHM’in bu konuda varolan tek kararı, ‘Hadade/ Romanya kararı’… Mahkûmu cezaevi üniforması ile mahkeme önüne çıkarmanın, kişiyi aşağılayıcı olduğundan bahisle onur kırıcı kabul ederek “işkence yasağı” kapsamında değerlendirmiştir. AİHM, bir cezanın ne zaman ‘onur kırıcı’ sayılacağının ölçüsünü de şöyle ifade etmiştir: “Mağdurun başkalarının gözünde olmasa bile kendi gözünde aşağılanması yeterlidir.”
Birincisi, “tutuklu-hükümlü” ayırımı var… Bu doğal, çünkü Masumiyet Karinesi insanlığın kabul edilmiş hukuki hakkıdır. Yani “Kişi, suçlu olduğu mahkeme hükmüyle kesinleşmeden hiçbir şekilde suçlu olarak nitelendiremez.”

İkincisi, Uluslararası hukuk Tek Tip Elbise’yi “onur kırıcı” bulmaktadır… Hatta AİHM’nin Hadade/ Romanya kararı ‘onur kırıcı’ ölçüyü de şöyle ifade etmiştir: “Mağdurun başkalarının gözünde olmasa bile kendi gözünde aşağılanması yeterlidir”…
***

TTE, elbise giymeyen tutuklulara, “Gıyabi Yargılama” sistemi uygulanacak, mahkemeye çıkarılmadan haklarında hüküm verilecek, böylece biçimsel “Adil Yargılanma” hakkı yok edilecektir.
TTE, giymeyen tutuklulara ve hükümlülere, ziyaret ve hücre cezaları, kitap, dergi, gazete, kantin yasaklarından başlayarak türlü disiplin cezaları verilecektir.

TTE giymeyen hükümlülere verilen bu disiplin cezaları yanı “ceza içinde ceza” sonucunu yaratacak, mahkûmların infazları yanacak ve şartlı tahliye haklarını kaybedeceklerdir.
Sistematik psikolojik işkence eşliğinde, fiziki işkence meselenin abc’sidir.
***

TTE politikasındaki amaç; siyasi tutuklu ve hükümlüleri kimliksizleştirme, pasifize etme ve Tek Tip Millet, Tek Tip ideoloji, Tek din, Tek Adam projesine ‘biat’tır.
Amaç, ilerici toplumun ve devrimcilerin iradesini kırmaktır.
Akabinde ilerici toplumun ve devrimcilerin kültür, düşünce ve davranış genetiğiyle oynamak ve formasyonunu değiştirmektir amaç…
***

Bu bir toplumsal/demokratik irade savaşıdır!
12 Eylül cuntasının TTE dayatmasını kabul etmemiş, kazanmıştık!
“Düşlerin sonsuza koştuğu yerde / Sabrın çiçeklerini açtığı yerde/Asla kapanmaz yaşanan defter / Çünkü tarihin en güzel yerinde /Son sözü hep direnenler söyler” (Adnan Yücel)
Daima…