Bizi takip edin

Köşe yazarları

Zarrab davası… Ya Flynn Soruşturması?

->

-> 169

Zarrab bir zamanların “hayırsever bir iş adamı”, “ihracat şampiyonu”, tutuklandığında “ülkemizle ilgili olmayan bir konu”, tehlike çanları çalınca “vatandaşımız, suçsuz” zat-ı muhterem. Şimdilerde Türkiye’de “kendine ve ailesine ait taşınır ve taşınmaz malvarlığına el konan siyasal ve asker casus”… Ne çelişki ama nereden tutsan dökülüyor.

Bu sütunda yazmıştık: ‘İran 37 yıldır ambargo altındaydı. Ahmedinejad dönemi İran’ı, petrol ihracatında kımıldayamaz hale gelince (Ambargo devletlerle sınırlı olduğundan) özel şirketler politikası geliştirdi. İran’ın petrol üretim kapasitesi yıllık 80-90 milyar dolardı. Bu meblağda kara parayı dolaşıma sokmak zordu. ‘Zencani Çarkı’ bu evrede kuruldu. Birçok ülkede birçok ithalat ve ihracat şirketi kurdurdu. Tanker filoları, havayolu şirketleri ve limanları dâhil, ulaşım sektöründen devasa şirketler satın alındı. Bunlar üzerinden petrol satıldı. Dolar olarak alınan para altına çevrildi.

***
Zencani üzerinden para trafiğinde yüzde 20-25’lik kısmı “Komisyon” olarak dağıtılmıştı. Kendi payı yüzde 2 idi. Yüzde 5’i Dubai’de, yüzde 5’i ise, Türkiye’de kalmıştı. Zencani, Türkiye’deki ortağı (Zarrab) aracılığıyla Türk yetkililere yüksek miktarda rüşvet verildiğini de itiraf etti. Türkiye’de dağıtılan rüşvetin toplam rakamı 8,5 milyar dolardı.

‘Mahkemenin elinde bu çarkın içinde dönemin İran devlet başkanı, dini lideri ve çok sayıda devlet yetkilisinin olduğuna ilişkin deliller var. Nitekim Ruhani, “Asıl suçluların bulunmadığı ve diğer ülkelerdeki bağlantılarının ortaya çıkarılacağı güne kadar mücadelenin devam edeceği” şeklindeki açıklaması bunu gösteriyordu.
‘Bu kritik arada Rıza Zarrab Amerika’ya gitmeye sanki yönlendirildi.

‘ABD Rıza Zarrab’ı tutuklayarak kendi çıkarlarını koruyordu ama Zarrab’ın muhtemel itirafları üzerinden elini güçlendirdiği Ruhani üzerinden İran siyasetini ‘ılımlılaştırmayı’da hedefliyordu. Daha önemlisi Zarrab davasını kullanarak Türkiye’yi uluslararası kapitalist-emperyalist sistem önünde “kara para aklama” ve “bankacılık sisteminde sahtekârlık” gibi büyük suçlamalarla yüz yüze bırakarak, çizgiye getirmek istiyor gibiydi. İran yeni dönemi okudu. Yukarıya ulaşmasa da, tekil tasfiyeler ve yargılamalar buna eşlik etti. Obama’da bunu gördü ama Trump İran’la eskiye dönmek istiyor …
Zarrab’da yeni dönemi okudu gibi. İran’ın ambargoya rağmen dünyaya petrol satmaya çalışması anlaşılır bir şey. Ancak ‘Zenavi-Zarrab çarkı’ üzerinden uluslararası bankacılık sistemini kullanması meseleyi anlaşılır olmaktan çıkarıyor, suç unsurları yaratıyor. Trump, Obama politikalarını terk etmek istiyor. Bunun için İran’ın ambargoyu delme sistemindeki suç unsurlarında ısrar etme durumunda…

Ancak yaşanan gelişmelere bakalım… Amborgoyu delme planında devrebaşı olan İran unutuldu adeta, bütün dikkatler Türkiye’nin üzerinde… Üstelik Trump’un iyi ilişkiler kurmak istediği Erdoğan hedeflenerek yapılıyor bu. Bu bağlamda Zarrab davası üzerinden Amerikan asli devletiyle Trump arasındaki çelişkinin çözümüne tanıklık ediyoruz. Bu aynı zamanda Erdoğan’ı ‘çizgiye çekme’ ya da ‘caydırıcı tecrit’ amacını da barındırıyor.

***

Başka bir gelişme… Trump’un eski Ulusal Güvenlik danışmanı Michael Flynn hakkında Rusya ile ilgili özel yetkili savcı Robert S. Miller’in yürüttüğü FBI soruşturması, Erdoğan Türkiyesini de yakından ilgilendiriyor. Flynn, Gülen’i paketleyip Türkiye’ye gönderme projesi için T.C. hükümetinin isteği çerçevesinde Hollandalı Türk iş adamı Ekim Alptekin’den 500 bin dolar aldığını itiraf etti. Ekim Alptekin bu projenin ve paranın kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. Soruşturmanın sonuçları projenin ve paranın T.C. devletine ait olduğu biçiminde mahkemeye yansır ve mahkeme bu yönlü karar alırsa, ABD kapsamında bir ülkenin sınırları dahlinde operasyon suçlaması ile yüz yüze kalacak ki, sonuçları kanımca yakıcı olacak…