Bizi takip edin

Köşe yazarları

Gelecek

->

-> 39

“Kapital’den Ekim Devrimi’ne Ekim Devrimi’nden Devrimlere” başlıklı sempozyum, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından, 10-12 Kasım tarihlerinde, İstanbul’da gerçekleştirildi. Dört yüzden fazla sayıda kayıtlı katılımcı tarafından izlenen üç günlük sempozyum boyunca yedi oturumda 19 konuşma ve iki yazılı sunum gerçekleştirildi. Sempozyum, sosyal medya üzerinden 44 bin 617 kişi tarafından canlı olarak takip edilebildi. Etkinlik süresince, Avni Memedoğlu ve Muzaffer Oruçoğlu’nun eserlerinden oluşan “Emeğin Resmi” adlı karma resim sergisi de katılımcılarla buluşturuldu.
Sempozyum, Ekim Devrimi’nin 100. yılının kitlesel bir heyecan oluşturması ile konuşmacıların doğrudan katkıları ve izleyicilerin de zenginleştirici tartışmaları sonucunda, Türkiye sosyalist birikimine “nokta” kadar da olsa bir katkı yapabilme öncelikli amacıyla hedeflenmişti. Geriye dönüp bakıldığında, en azından amaçlardan ilkinin gerçekleştirilmiş olduğu konusunda hemen herkes hem fikir. Hatta farklı siyasal aidiyetlerden konuşmacıların kürsü aldığı sempozyum, ortak hedeflerle bir araya gelebilmenin anlamlı örneği olmakla beraber, birlikte üretmenin, günümüz koşullarında nesnel bir gereksinim olduğunu katılımcılara hissettirdi. Amaçlardan ikincisinin gerçekleşme durumunu ise zaman içinde görebileceğiz.

Ekim Devrimi ve Sovyetleri, 20. yy. tarihini bütün dünyada belirleyen en önemli olay olarak kabul edenler grubuna dahilim. Ekim Devrimi ile birlikte, o topraklarda işçi ve emekçilerin hayatında gerçekleşen çok yönlü ve olağanüstü iyileşmeleri ve değişimi bu yazıya sığdırmam mümkün olamaz. Öyle ki, insanlar arasındaki eşitsizliklerin kaynağı olan üretim araçlarında özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasına dayalı olarak, emek, toprak ve para meta olmaktan çıkartıldı. Bunların sonucu olarak da o zamanın dünyasında her bir tanesi hayâl sayılabilecek, sağlık, barınma, sosyal güvenlik, eğitim, kültür, sanat vb. günlük yaşantının bütün alanlarına yönelik önemli kazanımlar sağlandı.

Ekim Devrimi, birinci paylaşım savaşını, emperyalist savaşı sonlandırdı. Sovyetlerin, sosyalizmin varlığına dayalı olarak, kapitalist ülkelerdeki işçi ve emekçiler ile yoksulların kazanımları zaman içerisinde hızla yükseldi. Ayrıca, 1990’ların başındaki çözülüşten sonra tüm dünyada yaşanmakta olanlar ve yaşadıklarımız dikkate alındığında, Ekim Devrimi ve Sovyetlerin insanlık tarihindeki yeri ve önemi konusunda herhangi bir tereddüte yer kalmıyor. Bu nedenlerle, günümüzde ve gelecekteki sosyalist devrimlerin özü Ekim Devrimiyle örtüşecektir. Onun içindir ki Ekim Devrimi geçmiş değildir. “Ekim Devrimi Gelecektir!” diyebiliriz.

Söz konusu saptamanın eleştirileri reddeden bir yaklaşımı önerdiği sanılmamalıdır. Aksine, her bir aşamasının eleştirel bir yaklaşımla, “büyük” insanlık için dersler çıkaracak bir biçimde ele alınmasının gerektiğini anımsamamız gerekmektedir.
İçinde yaşamakta olduğumuz 2017 yılı, bir yandan Karl Marks’ın Das Kapital adlı eserinin yayımlanışının 150. öte yandan Ekim Devrimi’nin de 100. yılı. Ancak, Ağustos 2007’de emperyalizmin merkez üssü ABD’de görünür hale gelip, 2010 yılı itibariyle kapitalist sistemin tümünü hızla sarmış olan büyük resesyonun başlangıcının da 10. yılı. O nedenle, bugünlerde kapitalist sistem, en kırılgan/zayıf olduğu bir dönemde. Tarihsel olarak, kapitalizmin çevrimsel olarak yaşadığı bu dönemlerde iç dengesizliğini kendiliğinden, otomatik olarak düzeltemediği bilgisine sahibiz. Kapitalizm bu dönemlerini hemen her seferinde; emperyalistler arasında savaş, yeni pazarların açılması ve işçi sınıfının uzun süreli yenilgisi gibi, ancak ekonomi dışı etkenler aracılığıyla aşabiliyor.

Söz konusu nesnelliğin/büyük resesyonun biz Marksistler ve sosyalistleri ilgilendiren boyutu elbette ki krizden nasıl çıkılabileceği değil/olamaz, hatta olmamalı. Bizi ilgilendiren boyutu, krizin proletaryanın, tüm ezilenlerin iktidarı için sağladığı olanaklar ve bunların yaşama geçirilmesidir. Onun içindir ki Ekim Devrimi Türkiye de dahil tüm dünyada günceldir. Yeter ki kafamızı kumdan, ayağımızı ve kolumuzu kendi bahçemizden çıkartıp, buluşmayı becerebilelim. Birlikte düşünelim, birlikte üretelim…