Bizi takip edin

Köşe yazarları

‘Ver papazımızı, al papazınızı’ mı?.. Yoksa ‘ver sivilleri, al pis canını’ mı? Ne demişti Erdoğan: Biz bizdeki ‘papazı’ verelim siz de sizdeki ‘papazı’ verin. Yani ‘takas’.

->

-> 40

Bu “takasta” elbette ahlaki hiçbir yan yok. AKP devleti, ABD’deki Gülen’i alabilmek için Türkiye’de bir Amerikalı papazı hapse atmış. “Takas” teklifi bu hapse atılışın bir tür “fidye” elde etmek amacı taşıdığını zaten gösteriyor.
Nitekim geçtiğimiz gün ABD’de konuya ilişkin yapılan bir toplantıda tutuklu rahiple ilgili “Türkiye bizden fidye istiyor” diyenler oldu.

Türkiye’de bu utanç verici işler olurken, birden bire BBC’nin bir haberi Demokratik Suriye Güçlerinin DAİŞ’le “işbirliği” yaptığı şeklinde Türk medyasında pazarlandı. Bu pazarlamayı yapan da Sözcü Gazetesi. Yakasını “FETÖ’cülükten” kurtarmak için, bütün gücüyle Erdoğan’ın Kürt siyasetine destek vermeye çalışaşan bu gazete, dünkü sayısında okuyan herkesi güldüren bir “gazetecilik” ya da “habercilik” böbürlenmesi içeren garip bir yazı yayınladı.
Yazıyı okuyanlar, Raqa ile ilgili “haberi” Sözcü’nün acar muhabirleri yapmış sanır. Oysa haberi yapan BBC ve Sözcü’nün yaptığı İngilizce’de haberi Türkçeye çevirip yayınlamaktan ibaret.

Şu aptalca böbürlenmeye bakın:
“BBC’nin, Türkiye’nin ulusal güvenliğini çok yakından ilgilendiren bu özel haberini ise Türk medyasında ilk olarak Sözcü duyurdu. BBC’nin internet sitesinde gece saatlerinde yayımlanan bu haber, sozcu.com.tr dış haberler servisin tarafından tercüme edilerek sabah saat 08:40’da Türk kamuyona duyuruldu. İğrenç planın deşifre edildiği haber, günboyunca da, 3 milyondan fazla günlük tekil kullanıcıya ulaşan sozcu.com.tr’nin manşetlerinde tutuldu.”
Bravo yani…

İyi de bu haber nasıl verilmiş? Bakalım:
“İngiltere merkezli yayın organı BBC’nin Salı günü yayımladığı, Suriye’de IŞİD ve PKK’nın (PYD) kirli ortaklığına ilişkin özel haberi deyim yerindeyse gündeme bomba gibi düştü. Haberde; 250 IŞİD militanı ve ailelerinin, ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile terör örtüğü PKK/PYD’nin içerisinde bulunduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ortak operasyonuyla Rakka’dan güvenli bir şekilde tahliye edildiği ortaya konuldu. İşin daha kirli boyutu ise bu IŞİD’lilerin bir bölümünün Türkiye’ye girmesi oldu. Yani PKK ve ABD’nin işbirliği ile IŞİD’li teröristler, inlerinin merkezi olan Suriye’deki Rakka kentinden çıkarılarak Türkiye, Mısır gibi ülkelere gönderildiler.”

DAİŞ’i Irak ve Suriye’de ezen, onun “başkentini” zapteden SDG’nin zaferine gölge düşürmek isteyen Sözcü’nün gizlediği gerçek aslında haberde yer almakta. SDG ve Koalisyon güçlerinin tahliye ettiği DAİŞ’çi sayısı 250 değil. Bu 250 kişi az sayıdaki DRAİŞ’çi ile onların aile fertlerinin toplamından ibaret. Her bir DAİŞ’linin en az iki ya da üç “eşli” olduğu bilindiğine göre, bunlara çok sayıda çocuk da eklendiğinde abartılan haberin üç kuruşluk bir değer taşımadığı hemen anlaşılır.

Belli ki bu “tahliye” işi, DAİŞ’lilerin sivil aile fertlerine zarar vermemek için yapılmış bir “anlaşma”.
Ve Sözcü, şu anda Antep’te, Maraş’ta ve Türkiye’nin her bir ili ve ilçesinde binlerce DAİŞ’çinin ikamet etmekte olduğunu bildiği halde, “IŞİD’li teröristler Türkiye’ye gönderildi” diyerek SDG’ye iftira atması bu gazetenin iç yüzünü gözler önüne seriyor. Sözcü, paçasını kurtarmak için AKP’nin DAİŞ’le olan işbirliğini gözlerden gizlemeye çalışıyor.
Yazının başına dönersek…

Raqa’da zafer kazanıldıktan sonra, binlerce sivil kalkan olarak kullanan bir avuçluk DAİŞ döküntülerinin bu sivilleri katletme tehdidi karşısında Koalisyon güçleri SDG, sivillerin güvenli bir şekilde teslimi karşılığında küçük bir grubun çemberden çıkmasına izin vermiştir.

Vermese miydiler? Sivillerle birlikte bu bir avuç teröristi yok etse miydiler?
Raqa’da olan insani bir “pazarlıktır.” DAİŞ sivilleri veriyor, Koalisyon da çoktan sıfırı tüketmiş bir avuç DAİŞ’çinin canını bağışlıyor.

Şimdi Sözcü Gazetesi, Türk devlet başkanının “Sen bizim papazı ver biz de senin papazını veririz” pazarlığı ile sivillere karşı bir avuç teröristin canını bağışlamayı bir mukayese etsin bakalım.
Ve bir de bu aşağılık Kürt düşmanı yayınların karşılığında neyin pazarlığını yaptığını da açıklasın…