Bizi takip edin

Köşe yazarları

Kırılgan ekonomide siyasetin sefaleti

->

-> 33

Ekonomideki mucizevi gelişmeler, üstün öngörüler, ciddi önlemler, kararlı adımlar ve iktidar/bürokrasi uyumu sonucu Türkiye yeni kırılgan beşli içine girmeyi başardı. Katar, Arjantin, Pakistan ve Mısır ile girdiği bu yeni yarışta birinciliği kapmak için hızla yol alıyor. Her Merkez Bankası müdahalesi sonucu dolar rekor kırmaya devam ederken, ekonomi bilimine özgün katkılar nedeniyle önümüzdeki yıl Nobel adaylığına birden fazla şahsiyet çıkaracağımızdan artık şüphemiz yok. ‘Büyüme beklentilerinin çift hanelerde dolaştığı bir ekonomide daha ne istiyorsunuz’ edasıyla ortada dolaşan ekonomiden sorumluların bolluğu hepimizi umutlandırıyor.

Satılamayan konutlardan seyahat edilmeyen yollara, doğa körü enerji politikalarından yerli ve milli otomobil babayiğit modellerine kadar her projesi başlı başına bir yaratıcılık taşıyan siyasi iktidarın ekonomi yönetimi olsa olsa bu kadar başarılı olurdu! Sefalet siyasetten kırılgan ekonomi çıkar, başka da bir şey çıkmaz…

Kırılgan ekonomi aslında Türkiye ekonomisinin şuan içinde bulunduğu durumu açıklamada yetersiz bir tanımlama. Kırılgan ekonomilere baktığımızda iktisadi sorunları benzese bile, siyaseten ve bürokratik mekanizma olarak Türkiye’den ayrıştıklarını görüyoruz. Eski kırılgan beşli için de aynı yorum geçerliydi, onlar kırılganlıktan çıktı ve yeni bir dörtlü geldi. Hatta bu yeni dörtlü de kısa zamanda kırılganlıktan kurtulabilir ama bugünkü iktidarla ekonomideki kırılganlıktan Türkiye’nin kurtulması mümkün gözükmüyor. Diğer kırılgan ülkeler kırılganlığa neden olan sorunlara öncelik vererek çözüm arıyorlar, olası çözümler içinde en düşük toplumsal maliyeti tercih ederek siyaseten gereken adımları atabiliyorlar. İktisadi olanla siyasi olanın senkronizasyonu bu açıdan önemli, bunu başaranlar en azından ekonomiyi kırılganlıktan çıkarabiliyorlar.

Türkiye’de Erdoğan iktidarı kendi siyasi ikbali uğruna ekonomideki kırılganlığa neden olan sorunlara doğru bir teşhis koyamıyor, koymak istemiyor. Siyasetin sefaleti de burada saklı. Doğru teşhis siyaseten ihtiyaç duyduğu adımların acilen atılmasını gerekli kılarken, bu adımlar ile bugünkü iktidarın siyasi güzergahı arasında senkronizasyon söz konusu değil. Ekonomiyi içine girdiği girdaptan çıkaracak adımlar önümüzde bizi bekleyen seçimlerin sonuçlarını doğrudan etkileyebilir. Bu oy hesabı demek, ama daha ötesi iktidarı riske atmak demek. Bundan öte, seçim meselesinden uzağa baktığımızda, ekonomideki sorunlara çözüm üretmek bugün artık Türkiye’nin rejim sorunuyla da yakından alakalı. Seçim mesafeli yaklaşımın dışında, kurgulanan rejimin ömrüyle de alakalı bir hatta artık geçiş yapmış bulunuyoruz. İktidar bloğunun aklındaki yeni rejim için yüksek büyüme, yoksulluğun yönetilmesi, savaşın sürdürülmesi elzem.

Bu kurgunun yapılandırılabilmesi için faizlerin düşürülmesi önemli. Artan faizler yüksek büyümeye engel. Diğer taratan yoksulluğun yönetilebilmesi için düşük enflasyon ve döviz kuru kontrolü gerekiyor. Savaşın sürdürülebilmesi ise başlı başına yüksek bir maliyet ve finansmanının güçlükleri ortada. Yeni pazarlara ve finansman olanaklarına ne pahasına olursa olsun ulaşmak öncelikli hedef. İhracat artışı, varlık fonu gibi mevzuların dillerden düşmemesi bu nedenle. Evdeki hesap çarşıya uymuyor ve sonuçta artan ihracat cari açığı artırıyor, yükselen büyüme enflasyonu körüklüyor ve faizleri yükseltiyor, dahası varlık fonu altında her şey yok pahasına satılıyor.

Siyasetin sefaleti bürokrasiye de şüphesiz yansıyor. Neden sonuç ilişkilerinin kurgulayamayan siyaset Merkez Bankası ve Hazine’yi de kendisi gibi düşünmeye zorluyor ve onlardan bu sorunlara kendi arzusuna uygun çözümler bekliyor. Bu konuda MB ve Hazine halklara karşı suç işlemede bir beis görmeyerek, ellerinden geleni yapıyorlar. Son olarak 10 yıllık tahvil ihalesi yaptı hazine, MB de döviz satım ihalelerine başladı. Hem daha fazla ucuz fon bulacaklardı hem de kuru aşağı çekeceklerdi. Sonuçta faizler ve dolar kuru yükseldi. Kaldı ki bu ilk deneme de değil. İlkinde güldük geçtik, şimdi bu trajikomik hikâyenin sonuçlarını izliyoruz…