Bizi takip edin

Köşe yazarları

Soçi hayalleri

->

-> 29

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Putin’in Ortadoğu’daki aparatı haline getirdi, genlere enjekte edilmiş anti-Kürt hassasiyeti değerlendiren Kremlin, AKP’yi Astana-Soçi paspasına çevirdi. Putin biraz domates, biraz limon alarak, arada vize rejimini gevşeterek, bölgedeki kilitleri Ankara’ya açtırmaya çalışıyor. Emperyal hedeflerindeki mayınlı yolları temizletiyor. Katar krizi, Suudi Arabistan’daki Saray operasyonu, Suud-Lübnan krizi Körfez’den Ankara’ya para akışını azaltacağından, AKP’nin Rusya’ya mahkumiyeti katmerleşecek. Beklenti, Kürtlere Ortadoğu’da bir avuç gökyüzü, bir tas su bile bırakmamak olunca sonuç bu. İşte Soçi görüşmeleri… Erdoğan, İran’ın Kerkük’ü işgal etmesini korku çığı olarak kullanıp Rojava’yı oyun dışı bırakmak için aceleciydi. Yine kapısını çaldığı Putin, Erdoğan’ı 13 Kasım’da Soçi’deki Başkanlık Konutu’nda ağırladı. Suriye, Rusya’nın Suriye Halkları Kongresi için PYD’yi de davet etmesi, İdlib ve Efrîn de gündemdeydi. İkili basının karşısına geçti ancak bazı konularda yanıtları ortak olmadığı için soru alınmadı. Putin, istediklerini vermediği gibi, Erdoğan’ın Atatürk Havaalanı’nda söylediklerini de 24 saat geçmeden doğrudan Erdoğan’a tekzip ettirmişti.

Şöyle ki, Trump, APEC Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Vietnam’da Putin ile son anda kararlaştırılan bir görüşme yaptı. (10 Kasım 2017) Çünkü HSD, Rakka ve Doğu Fırat-Dêra Zor hattında IŞİD’i hezimet yaşatmıştı. Artık yeni dönemin masası farklı olacaktı. Astana ve Cenevre süreçleri Rojava’sız olduğu için başarısız olmuştu. Yeni strateji ve yeni bir rota tutturmak elzemdi. Trump, Putin ve ekipleri mutabakat imzalamıştı. Mutabakat maddeleri özetle şöyleydi: IŞİD’i yenilgiye uğratmak için ortak çaba sürecek. Suriye’de askeri çözüm yok, siyasi çözüm sağlanmalı. Tüm taraflar Cenevre sürecine aktif katılmalı. Suriye’nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine bağlı olunacak.

Bu maddelerin anlamı şuydu: ABD Esad rejimini örtülü olarak kabul ederken, İran nüfuzuna gönderme yapılıyordu. “De facto” olarak kabul görmüş Rojava’nın “de jure” olarak da kabulüne işaret ediliyordu. Yani sözlerinde dururlarsa, Rojava toplantılara davet edilecek. Türkiye, İran vb. saldırılarına kapı kapatılacaktı. Mesajı alan Erdoğan, anlaşmaya tepki gösterip Soçi’ye giderken Atatürk Havalimanı’nda ABD ve Rus üslerini sayıp, “Eğer askeri çözüm söz konusu değilse o zaman çeksinler askerlerini” deyiverdi. (13 Kasım 2017 /AA) İç savaştan bu yana “Esed rejimi” diyen Erdoğan, ilk kez “merkezi yönetim” ifadesi de kullanıyordu. Birkaç saat sonra Putin görüştüğü Erdoğan’a şunları söyletti: “Gelinen noktada siyasi çözüme odaklanabileceğimiz bir zemin oluştuğu hususunda mutabıkız… Sayın Putin ile Sayın Trump arasındaki Vietnam’da yapılan ortak açıklamayı önemsiyoruz.” Putin kendisi de, “Suriye’de siyasi çözüme verilen desteğin arttırılması konusunda Sayın Cumhurbaşkanı ile hemfikiriz” ifadesini kullandı. (AA /13 Kasım 2017) Soçi sonrası Erdoğan’ın PYD katılırsa kendisilerin katılmayacağı eksenli ifadelerinden, Putin’in Rojava partilerini Halklar Kongresi’ne davet etmekten vazgeçmeyip “siyasi çıkış yolu” olarak kodladığı anlaşıldı. Erdoğan’ın Efrên’e müdahale desteği alamadığı da anlaşıldı. Bu kez Astana devamı olarak Soçi’de Erdoğan, Putin ve Hasan Ruhani üçlü zirvesi yapılacak. Bu Astana sürecinde ilk olacak.

Üçlü liderler zirvesi

Astana eksenli olarak lanse edilse de, üçlü zirve Riyad ve Beyrut fırtınalarından bağımsız değil. Erdoğan bu nedenle Soçi’den Kuveyt ve Katar’a giderek, TSK üssünü ziyaret etti. Çünkü Trump’in ilk dış ziyaretini Riyad’a yapıp anlaşmalara imza atması, ABD’nin İran Devrim Muhafızları’nı terörist ilan etmesi, Haşdi Şabi içindeki bazı grupların terörist ilan edilmesi, Suudi Arabistan’da prenslere operasyon, Suudi Veliaht Prensi’nin “ılımlı İslam”a geçme sözü, Lübnan Başbakanı Hariri’nin istifası, sinematik zincir gibi senaryoyu İran’a sürüklüyor. Rusya; İran ve Türkiye’ye tampon olarak bakıyor. Ki İran Devrim Muhafızları ve Haşdi Şabi operasyon halinde ilk kez Irak’tan Suriye’ye geçip Ebu Kemal (El Bukmal) Kapısı ve aynı isimli kasabayı Baas, Hizbullah ve Rusya desteğiyle aldı. (4-9 Kasım) Yemen üstünden Kızıldeniz kıyısına, Tahran’dan Bağdat-Enbar-Akdeniz-Lübnan’a kesintisiz kuşak çekmiş oldu. Bu nedenle Nazilerden korktukları gibi İran’dan korkan İsrail’in Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, ilk kez Suudi Arabistan basınına konuşarak İran’a karşı Trump rüzgârıyla yeni bir uluslararası ittifak kurma, tecrübe ve istihbarat paylaşma fırsatına dikkat çekti.

Olanlar şunu gösteriyor: Rusya, Kürtleri makası açmak istemediğinden masa bileşenlerine dahil etmek zorunda kalacak. Efrîn’e harekata da izin verilemez. İdlib’de El Nusra ile TSK anlaşmasının artık uzatılmaması istenebilir. Üç ülke Lübnan’da ve Suriye-Golan çevresinde Hizbullah’a operasyonun Katar’a ve İran’a ulaşmaması için irtibatta mutabık kalacak. Gidişat İran’ın hücumdan savunma dönemine geçeceğine işaret. Bu arada İngiltere sağcı yönetimine dikkat! Kürtleri, Halklar Kongresi ve Cenevre’ye katmamak için düğmeye bastılar.