Bizi takip edin

Köşe yazarları

25 Kasım’ı Kadın Kurtuluş İdeolojisi ile karşılarken- Heval Nesrin Aslan yazdı…

->

-> 29

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü yaklaşıyor. 25 Kasım’ın yaklaşması ile birlikte kadına yönelik şiddet kısmen basında daha görünür olsa da, mücadele noktası halen yetersiz kalıyor. Buna paralel olarak da şiddetin teşhiri yetersiz oluyor. Hele de yaşadığımız Ortadoğu toprakları başta olmak üzere tüm dünyada kadın haklarına dönük kapsamlı bir saldırı söz konusuyken… Kadınlar 19. yüzyılın sonlarından günümüze doğru büyük bir uyanış, eril zihniyete karşı güçlü bir örgütlenme ve erkek faşizmine karşı mücadelesiyle geçit vermiyor.
Ortadoğu’da Kürt kadınlarının öncülük ettiği kadın özgürlük mücadelesi dünya kadınları için bir umut olurken, Latin Amerika’daki kadınların mücadelesi de hergün biraz daha kitleselleşiyor. Yine dünyada en çok tecavüzlerin yaşandığı Hindistan ise kadınların en sık özsavunmaya başvurduğu ülkelerin başında geliyor.
Kadınların meşru savunma temelindeki örgütlenmeleri her ne kadar önemli olsada, kadına yönelik şiddet ile mücadele konusunda toplumsal ayak eksik kalıyor. Yani erkek egemen zihniyet ve kapitalist modernitenin kadının emeği ve bedeninin sömürüsü üzerinden inşa ettiği sisteme karşı, kadın özgürlükçü toplumun inşası ve bu ideolojisinin toplumsallaşması konusunda halen ciddi eksiklikler yaşanıyor.

Kadın özgürlükçü ideolojiyi toplumun tüm katmanlarına, yaşamın tüm alanlarına yaymak ve bu ideoloji ile harmanlanan yeni bir toplumun doğuşunu hedeflemek gerekiyor. Bu da ancak demokratik, özgürlükçü bir zihniyet devrimi ile sağlanabilir.

Peki, toplumdaki bu değişimi sağlayacak olan kadın özgürlükçü, demokratik ve ekolojik ideolojinin kaynağı nedir ?

Kadın özgürlükçü paradigma kaynağını Kadın Kurtuluş İdeolojisinden alıyor.

Peki Kadın Kurtuluş İdeolojisi nedir, hangi ihtiyaçtan doğdu ve ilkeleri nelerdir?

Kadın Kurtuluş İdeolojisini oluşturan PKK lideri Abdullah Öcalan 8 Mart 1998’de, Kadın Kurtuluş İdeolojisine olan ihtiyacı şu sözlerle ortaya koyuyordu: ‘’Emekçi kadınlar günü dolayısıyla bütün dünya kadınlarının özgürlük mücadelesini selamlıyorum ve inanıyorum ki, böyle bir sorun ciddi olarak sosyal mücadeleler gündemine girmiştir. Çok yoğun bir biçimde kadın kurtuluş ideolojisinin gelişimi sağlanmadan, her şey kendini kandırmaktan öteye gidemez. İnanıyorum ki, çok ciddi bir Kadın Kurtuluş İdeolojisine ihtiyaç var.’’

Kadın Kurtuluş İdeolojisi ilk bakışta salt kadın cinsini kapsadığı düşünülse de aslında öyle değildi. Ne salt bir cins ideolojisi ne de salt bir feminist yaklaşımdır. Kadın Kurtuluş İdeolojisi kadın rengi, düşüncesi ve bakış açısıyla tüm toplumsal sorunlara çözümleyici bir yaklaşımı içermektedir… Şimdiye kadar var olan erkek ağırlıklı ve erkek damgalı tüm ideolojilere alternatiftir…

Kadın Kurtuluş İdeolojisi beş temel ilkeyi içermektedir:

Doğduğu topraklarda yaşamak, yani yurtseverli Özgür düşünce, özgür irade

Özgürlüğe dayalı bir yaşam paylaşımı için örgütlülük

Örgütlülükle birlikte mücadele

Yaşamın estetikle, güzellikle olan ilişkisi

Bu ilkeler temelinde bakıldığında Kadın Kurtuluş İdeolojisinin toplumun tüm kesimlerini ve bir bütün olarak toplumsal sorunları hedef aldığı ve bunlara çözüm olmayı amaçladığı görülmektedir. Yani, sınıflar arası çelişkilerden cinsler arası çelişkilere, doğa-toplum sorunlarından toplum-birey sorunlarına kadar yaşanan tüm çelişkileri kadın eksenli olarak çözmeyi esas alıyor. Bu ideolojiyi aynı zamanda tüm toplumun kurtuluş ideolojisi olarak da ele almak doğru bir yaklaşımdır.

Tabi ki Kadın Kurtuluş İdeolojisini, Kopuş Teorisi’nden bağımsız ele almak mümkün değildir. Kopuş Teorisi, Kadın Ordulaşması ve bu dönemde kadınların verdiği mücadele ve gösterdiği direniş, Kadın Kurtuluş İdeolojisine taşımıştır… Erkek anlayışı kölecidir, otoriterdir ve hiyerarşiktir. Bu anlamıyla “Kopuş” ise salt erkekten fiziki bir kopuş değildir tüm egemen, iktidarcı zihniyetten, onun sisteminden kopuştur.

Her şeyden önce, cinsler arasındaki özel mülkiyet mantığının sorgulanması ve bununla birlikte her türden hiyerarşik zihniyetin sorgulanmasıdır. Bu sorgulama öz iradeyi ve öz gücü ortaya çıkardığı kadar bağımlılık ilişkilerini de ortadan kaldıracaktır… PKK Lideri Öcalan son tahlilde tüm iktidar, erk ve merkezlerden, sistemden kopmayı “sonsuz boşanmak” olarak da tanımlıyor. Bu da hakikate ulaşmak, yani kendi özüne dönmektir.

Bu aşamadan sonra ise kadının toplum ile yeniden sözleşmesi gelişecektir. Bu toplumsal sözleşme demokratik-ekolojik toplumu ön gören ve demokratik zihniyet temelinde olacaktır. Toplumsal sözleşmenin eksenini ise Kadın Özgürlük Hareketi şu şekilde belirlemektedir; Kadın eksenli birey-toplum dengesinin kurulması, şiddete ve gericiliğe karşı öz savunma ve mücadele etme bilincini belirleme

Ataerkil karakterli, mezhepçi, milliyetçi çatışmalara karşı kültürlerin zengin birlikteliğini kadının demokratik ve barışçıl karakterine uygun olarak sağlayacak bir zihniyet kazandırma ve buna uygun sosyal düzenlemeler

Kadının yaşam standartlarını değiştirerek sosyal, siyasal yaşama eşit ve iradi katılımını sağlayacak çağdaş bir anayasa girişimi

Bu toplumsal sözleşme ile özgürleşmeyi esas alan, tüm farklılıkların zenginlik olarak gören, ötekini kimliği ve iradesi ile tanıyan doğayla barışık bir toplumsal zihniyetin yaratılmasını öngörüyor.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü arifesinde ise söylenecek tek söz belki de sadece kadınların değil tüm toplumun kurtuluşu için herkesin bu yolda mücadele etmesi olur…

 

*Bu yazı Jinnews’ten alınmıştır. (Yazının tamamına siteden ulaşabilirsiniz)