Köşe yazarları

Garip olamayan gariplikler!!!


Geçen hafta garip gelişmeler yaşandı! Daha garip olanı ise, hepsinin Erdoğan ile ilgili olması! Bunda ne gariplik var demeyin hemen! Garip olamayan gariplikler içindeyiz, orası doğru; ama bir dakika verin, izah etmeye çalışayım.
İlk olarak;
CB Erdoğan: “Bizim evlerimiz genişlese de gönüllerimiz daralıyor. Bu çok önemli. Binalarımız yükseldikçe ufkumuz kararıyor. Şehirlerimiz giderek milyonlarca insanın hep birlikte yalnız olduğu yerlere dönüşüyor. Eşyanın hakimiyet kurduğu, bencilliğin arttığı, gösteriş, şatafat ve hamiyetsizliğin yaygınlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Ne yazık ki böyle bir şehir atmosferinde sevgi de merhamet de hoşgörü ve tahammül de giderek azalıyor, adeta insanın kimyası bozuluyor.”
Bazı yerler adeta ‘paradigma’dan araklanmış! Diğer yerlerde ise David Harvey, Chomsky, Klein, R.Sennett, Fuko, Niçe, Kahtalı Miçê karışımı bir şeyler sezinliyor insan. Evler bir tarafa, evren de genişliyor. Bu konuda hemfikir mi bilmiyorum ama evren genişlerken icraatlarından görüleceği üzere, kendisi biraz daralıyor! Bu konuda yoğunlaşsa iyi olur.

İkincisi;
TRT World Forum’daki konuşmasından: “Maalesef dünyada adalet yok. Özellikle ekonomik noktada güçlü olanın haklı olarak takdim edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Haklı olanın güçlü olduğu değil, güçlü olanın haklı olduğu bir dünya. Ben böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum.”
Bu sözlerden sonra iktidar koltuğunu bırakıp, bir ormanda tek başına yaşamaya çekilen biri olmalıydı. Lakin ekonomik olarak güçlü olmak için yoğun çabalamadan ötürü daha şey edemedi sanırım. Valla biz de bu dünyada yaşamak istemiyoruz. Dünyayı geçtim, ülkede durum pek parlak değil. Herkes gidiyor. Misal son bir yılda Kürt nüfusunun yarısı Avrupa’da. Neden acep? Sakın “adalet” olmadığından, daha da kötüsü birilerinin adaletsizliğinden ötürü olmasın?

Üçüncüsü;
Şehir ve STK Zirvesi’ndeki konuşmasından: “İstanbul’a ihanet ettik, ben de bundan sorumluyum”
Sadece İstanbul’a mı? Şaka mı bu… İstanbullular adına üzüldüm. Oraya ihanet edildiği söyleniyorsa, tüm İstanbullular kendisinden özür dilesin de konu kapansın. Çünkü acısı yine sizden çıkar. Roboski’yi hatırlayın; bombalanan, yaşamı paramparça edilen ailelerin başına gelenleri hatırlayın! Öyle bir hal aldı ki, mağdur kendileri gibi oldu. Ailelerden özür bekleyenler var hala! Kısacası, AKP’de diyalektik ters işler. Ayıx olın kendınıze…
***
Tüm bu fantastik günah çıkarmalardan, ‘özeleştirilerden’, facebook iletisi gibi isyankar sözlerden ne anlamalıyız? Erdoğan neden söylemde böyle bir yola girme gereği hissediyor?
Birincisi, bu yeni bir konsept ve özellikle 2019 seçim yatırımı, ikincisi, “Bakın özeleştiri veriyoruz, böyle de bir geleneğiz” algısı verilmek isteniyor ama işin gerçeği: Bizi hele tekrar seçin, ağzınızdan burnunuzdan getirmeyi iyi bilirim gibi bir yan anlamı var. Daha anlaşılır söylim: “Arkadaşta misillemeci tarz yoğundur, kendine dokundurtmama var, ayrıca hesap kitap yaparak kapalı kişilik özelliklerini aşamama da var.”

Açıklamalar çok felsefik metinler gibi dursa da, insana derin bir hüzün veriyor.
“Biz de Kürdüz” diyen bir korucunun Zerdeşt çarpmış bünyesindeki, êle kendi kendine atmak zorunda kalan kalbinin gereksizliği, jöleli danışmanın beyin yakan analizine maruz kalmış bir bünye ya da Bismil’de “çare Sarıgül” yazılan duvarın şanssızlığı gibi bir hüzünden bahsediyorum.
Gel gör ki hüzne de vakit yok. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları sırasında, “Her şey güllük gülistanlık” dedi.
Bu güllük hal nasıl bir şey, somut bir örnekle şey edelim.

Daha önce Rize’yi kutsal topraklar, Erdoğan’ı da ümmetin lideri yapmakla gündeme gelen Sinop’un Boyabat ilçesi AKP’li Belediye başkanı Şefik Çakıcı ilçede reklam panolarına astırdığı ilanlarda, “Hayvanlar koruma altında” ve “Hayvan barınağı yapımı devam ediyor” sloganlı dev afişler asan ve hayvansever olduğunu vurgulayan AKP’li başkan Çakıcı’nın bir yandan da, geceleri personelini köpek katliamı avına çıkarttığı öğrenildi.
Gündüz hayvan sever, gece hayvan keser bir arkadaş!
Lütfen yazının başındaki güzel lafları şimdi tekrar düşünelim… Teşekkürler!