Köşe yazarları

Kürdistani halklar bu siyaseti hak ediyor mu?


“İran son iki günde yaşanan gelişmelerde önemli bir role sahip… Bize önemli öğütler verdiler. Kasım Süleymani’nin bize yaptığı öğütleri Haydar Abadi’de yaptı. Kerkük Irak Anayasasına uygun bir yönetimle yönetilmeli” diyen Ala Talabaniler  gibi mi düşünmeli? Kerkük’ü ‘kaybetmelerinden de rakibi olan politikacıları, yani bir kısım Talabanileri sorumlu’ tutan Barzaniler gibi mi düşünmeli?

Kasım Süleymani kim?  İrani / Sasani siyasetin yaşayan en büyük operasyonel unsuru. Süleymaniye’yi ziyaret etmiş, Mam Celal’in taziyesine katılmış, merasimden sonra bir dizi görüşme yapmış, Talabani’lere öğüt vermiş. Irak Başbakanı Haydar El Abadi’yle de görüşmüşler, ondan da öğüt almışlar, meselenin ciddiyetini kavramışlar…

Tam bir trajedi! Koskoca bir bölgenin ve on yılların hareketinin önderleri sömürgecilerine kulak veriyorlar, toplumsal çıkarlarını sömürgeci cellâtların öğütlerinde buluyorlar,  sömürgecilerin Kerkük’e verdiği önemi, Kerkük’ün Kürdistani halklar için öneminin yerine geçiriyorlar.

YNK’li, Kerkük Valisi Necmettin Kerim devamını şöyle anlatıyor: ‘İşgalden bir gün önce Bafel ve Lahur Talabani (Celal Talabani’nin büyük oğlu ve yeğeni), Aras Cengi, Kasım Süleymani’nin özel temsilcisi ile bana saldırdılar. Tutumumdan vazgeçmemi, aksi takdirde olacaklardan sorumlu olmayacaklarını söylediler’…  Ve ‘Kasım Süleymani ile Celal Talabani’nin eşi Hero İbrahim Ahmed gelecek Pazar günü (bugün)bir araya gelecekler ve bir anlaşma imzalayacaklar’

Öncesi de var: Bafel ve Lohur Talabani referandum’dan bir gün önce Kerkük valisi Necmettin Kerim’i devirmek, Kerkük’ün katılmayacağı bir referandumunun koşullarını yaratmak istiyorlar, ancak YNK’den Peşmerge Bakanı Kostak Resul bunu engelliyor.

***

Celal Talabani, elverdiğince çatışma riskini ortadan kaldırıcı, manevracı ve esnek dengeci ölçülerle siyasi sonuç almaya çalışırdı. O’nun yanında yetişen aile fertleri anlaşılan, onun tarzını kimi Kürdistani güçleri ve halk eğilimlerini dahi boşlayacak düzeyde,  tam bir özgüven yoksunluğu ve siyasi korkaklık derecesinde geriye çekmişler.

Kerkük gibi sorunlu bölgelerin Referandum kapsamına alınmamasını, hatta bu aşamada referandumu tehlikeli bulmak başka bir şey, referanduma “evet” dedikten sonra, referandumun sonuçlarına rağmen, tam bir u dönüşü yapmak, Kerkük’ü hiç de onurlu olmayan bir şekilde teslim etmek başka bir şey…

Sayın Barzani ile ilgili daha önce yazmıştık… Hiç ama hiç kapsayıcı ve kuşatıcı davranmadı. Kerkük  gibi ‘sorunlu bölgelerin’ yaratacağı sorunları teğet geçti. Irak ordusunu küçümsedi, aklında IŞİD’in silip süpürdüğü bir Irak ordusu vardı. Erdoğan’ın dostluğunu ekonomiyle ve PKK’ye barikat olmayla satın aldığını düşünmesi vahim bir hataydı. Kaldı ki referandum’dan bir gün önce Erdoğan en üst düzeyde özel ulaklarla ‘Kerkük’ü referanduma katma’ diye uyarmıştı. Hele refarandamdan bir hafta evvel ABD’nin Irak sorumlusunun, İngiltere’nin Irak büyükelçisi ve BM Irak temsilcisiyle beraber, referandum için bir yıl zaman istemesini sonuçta reddetmesi… Bindiği dalı kesiyordu. Amerika’nın Abadi’yi güçlendirme ve İran’a rağmen elde tutma politikası ne kadar gerçekçi, bu ayrı ama Amerika’ya karşı böyle davranmanın bir bedeli olacağını hesaplamalıydı. Güney’de, giderek dört parça da Kürdistani halkların, kendi halklarının birliğine dayanmayı tercih etmedi, bu stratejik bir hataydı. Birde fırsat bu fırsat diyerekten 1 Kasım seçimleriyle Güney’deki muhalefeti silip süpürmenin hesabını yapması var ya! Talabanı ailesini suçlanıyor ama Talabani’lere ve diğerlerine hayat hakkı tanımayan bir siyasetin de sorgulanması gerekmiyor mu?

Yazımın sınırların çoktan aştım. Bu konuda daha çok yazacağız. Kimse kızmasın ancak şunu da yazacağım: Kürdistani halklar ve Kürtler bu siyaseti de, bu tarz liderlikleri de hak etmiyor. Aşiretsel zihniyetin darlığından öte çok uzak zamanlarda ve yerlerde aranmaması gereken çağdaş ve modern siyaset kendini dayatıyor…