Köşe yazarları

Referandum sancısı


AKP-MHP de facto koalisyonu; Federe Kürdistan referandumu yaklaşınca, “bedel ödetiriz”, “gerekirse cepheden cepheye kan naklederiz” diye tehdit etti. Trump’ın IŞİD’e karşı Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk da; Bağdat, Süleymaniye, Hewler ve Duhok’ta başbakanlarla, YNK ve Goran ile görüştü. McGurk ve BM Irak Temsilcisi Jan Kubis, İngiltere’nin Irak Büyükelçisi Frank Baker, ABD’nin Irak Büyükelçisi Douglas Silliman, Fransa ve Almanya temsilcileri, Duhok’ta Federe Kürdistan Başkanı Mesud Barzani ile kritik görüşmeler yaptı. (12-14 Eylül 2017) ABD-İngiltere-Fransa, referandumun ertelenmesi için “alternatif” plan sundu.

Türkiye’deki 2019 seçimlerine kadar erteleme ve sonrası BM gündemine taşıma gibi bir plan olduğu basına yansıdı. Peşi sıra KDP’nin 2 yıl kapalı tuttuğu Özerk Parlamento 15 Eylül’de toplanabildi. 111 sandalyeli Parlamento oturumuna katılan 68 vekilden 3’ü çekimser kalırken diğerleri referandum tasarısını kabul etti. Ancak Goran ve İslami Toplum Partisi boykot etti; 6 YNK’li de katılmadı. Hemen ardından Beyaz Saray “ABD, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin ay sonunda bir referandum yapma niyetini desteklememektedir. Tartışmalı bölgelerde bu referandumu yapmak açık bir şekilde provokatif ve istikrarsızlaştırıcıdır. Bu sebeple IKBY yönetimine, referandumu iptal etmesi çağrısında bulunuyoruz” açıklaması yaptı. (15 Eylül) Bu aşağılamaydı. Erdoğan da MGK toplanma tarihini referandumdan önceye çekti. AKP, ABD Başkanı Trump’ın ağzına bakacak, sonra riski ordu ile paylaşacak.

Montevideo ve Self-determinasyon

Türkiye, İran gibi referanduma karşı çıkan odaklarda, toprak bütünlüğü, uluslararası hukuk ağızlara sakız edilmiş durumda. Oysa Self-determinasyon yani ulusların-halkların kaderini tayin hakkı; sosyalizmin, vicdani ve devrimci duruşun en önemli ilkelerindendir. Önemli olan bütün halkların iradesinin tanınması, gönüllü birlikteliktir. Lenin’in 1914’te yazdığı ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi devrimlerin ışıklarından biridir. 1933 Montevideo Konvansiyonu’na göre bir ulus için; “sınırları belli bir toprak parçası”, “o topraklarda sürekli yaşayan nüfus”, “yönetebilir siyasi irade”, “söz konusu hükümet iradesinin diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi” varsa bağımsız olabilir. 1945’te imzalanan BM Anlaşması’nın 55. maddesi uluslararasında halkların hak eşitliği ve Self-determination ilkesini içermiştir.

Şunu net söyleyelim, referandum konusunda talimat Brett McGurk’un, Trump’ın veya kimsenin haddi değil. Karar verecek olan halktır, Kürtlerdir. Halk referandum mu yapar, onurlu barış ve her anlamda eşitlik ikliminde federasyona veya konfederasyona mı karar verir saygı duyulmalı.

“Ertele veye iptal” diye tehditvari çıkış yaparsan “Çinlilerden oluşan Tayvan’la sadece birkaç ülke resmi ilişki kurarken Çin’i sıkıştırmak adına sen iş tutuyorsun. Yine sen Kırım ilhak edilirken ne yaptın” diye sorarlar. Kanada’da Fransız nüfusu yoğunluklu Quebec Eyaleti’nde bağımsızlık referandumu yapılırken kimse işgalle, beden ödetmekle tehdit etmedi. İskoçya’da referandum yapılırken de öyle. Çek ve Slovakya o medeni cesareti gösterip kurşun lafı etmeden ta 1993’te anlaşıp ayrılmadılar mı?

Kıbrıs’ın önemli kısmına TSK hala dururken toprak bütünlüğü akla neden gelmez? Hatay Eylül 1938’de bağımsız olup Meclis oluşturmuştu. Türkiye; Hatay devletinde Haziran 1939’da istediği oylamayı yaptırıp Hatay’ı ilhak ederken ve 63. il yaparken nasıl kendinde hak görüyosan başkasını da göreceksin. Cerablus’tan Bab’a kadar TSK çizmeleri hangi toprak bütünlüğüne hangi uluslararası hukuka oturuyor? 2007’de de Irak Anayasası’nın 140. maddesini uygulatmadınız.

KDP hatalardan dönerse

Barzani, görev süresi dolduğu halde “korsan” başkanlık yapacağına şartları oluşturmalıydı. Goran’lı Meclis başkanını, bakanları 2015’te Hewler’den çıkarıp Parlamentoyu kilitlemesi büyük hataydı. KDP Peşmergesi’nin IŞİD’den kaçmasıyla Şengal’de soykırım yapılması, TSK’ya Şengal’i bombalatması, sık sık sınır ötesi operasyon yapan TSK’ya destek, Rojava’yı bitirmeye çalışan AKP ile kolkola yürüme, siyasi-ekonomik politikalara tepkiler Barzani’nin itibarını yere çalmıştı. Toparlamak için referandumu kendi partisel hanesine her şeyi yazmak istedi. Parlamentoyu ancak sıkışınca 2 yıl sonra topladı. Dış destek beklemek yerine Süleymaniye’deki Ulusal Birlik Çalıştayı’na katılsaydı, Rojava’yı tanısaydı tablo farklı olurdu. Yani öz iradeye yaslansaydı, KDP, YNK, Goran, KCK ve diğer oluşumlar ortak program hazırlasa, birlikte kamuoyu önüne çıksa ne ABD’nin ne komşu ülkelerin hükmü olurdu.

Referandumu ITC dışındaki Türkmen partileri dahi destekliyordu. Hala bütün partilerle ortak irade üretebilir. İran hızla Yemen, Suriye, Irak, Lübnan, Suriye’de nüzuzunu katlarken, birçok ülkenin Kürtlere muhtaçlığı artmışken yapmalı bunu. Ayrıca ABD Hewler’i sırtından vurursa Tahran’dan Akdeniz’e kesintisiz koridor rüyası gerçek olur.