Politika

İzmir direnişte buluştu


İzmir’de bugün sona erecek olan Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve yurttaşlar katılarak, adalet arayışına ortak oldu

HDP’nin Amed, İstanbul ve Wan’ın ardından İzmir’de başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti bugün düzenlenecek basın açıklamasıyla sona erecek. Nöbet eylemini İzmir Din Adamları Derneği, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” barış bildirisine imza attıkları için ihraç edilen akademisyenler, Dersimliler Derneği İzmir Şubesi, Birleşik Haziran Hareketi, Emek Partisi İzmir il ve ilçe yöneticileri, Alevi Kültür Dernekleri, Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) HDK Ekoloji Meclisi, ESP ve Devrimci Parti üyeleri ziyaret etti. Nöbetin günlük basın açıklamasında konuşan HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, nöbet alanındaki ablukayı “Hiç bir zor kullanmaksızın, bir kötü söz bile etmeksizin onları kendi zorbalıklarının kölesi kıldık” sözleri ile değerlendirdi.

Neyin demokrasisi?

Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne başlayan milletvekillerinin etraflarının bariyerlerle çevrelenmesine değinen Kürkçü, “Çevreniz demir ağlarla örülür, yiyecek içeceğiniz karneye, ziyaretçi sayınız 60’a bağlanır; milletvekillerinin yanına gelenin üstüne çökülür, kimlik, üstbaş araması dayatılır. Emniyet müdürü ses aygıtını elinden almak için milletvekiliyle hakikaten bilek güreşine girer. Genel sağlığı güvence altına almaktan sorumlu Vali güneş altında sıcaklığın 50-60 derece olarak hissedildiği İzmir’de milletvekillerinin ve etkinliğe katılanların başının üstüne bir tente almasını yasaklar” diye konuştu Kürkçü: “Dünya İzmir’in orta yerindeki şu kafesin içinde polis kıtaları eşliğinde kuşatılanların ülkenin üçüncü büyük siyasi partisinin milletvekilleri olduğunu öğrendiğinde soracaktır elbet; ‘Türkiye’de ne var demokrasi mi, bu neyin demokrasisi’ diye?” dedi.

Saraydan yönetilen ülke

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye “şeysi” diye hitap eden Kürkçü, şöyle konuştu: “Durmaksızın bağıran, höyküren, tehdit eden, bir partinin genel başkanı olan bir şahıs ile onun eşi, oğulları, kızları, damatları, gelinleri, eniştesi, eltileriyle oturduğu bir Saray’dan, hiç kimsenin bilmediği usullerle yönetilen; ordusu ve donanmasının kapısında polislerin general hapsetmek için pusu kurduğu, 12 vekili hapiste, onlarcasının hapis tehdidi altında olduğu, tarafsızlık yemini altındaki Cumhurbaşkanı’nın Saray’ından parti yönettiği, Başkanı olduğu şeyin ülke mi devlet mi olduğunu kendisinin bile bilmediği, kendisini Türkiye Başkanı sandığı bir şeye ancak ‘şey’ denebilir! Faşist bir şey.”

Şiddet ve milliyetçiliği kullanıyor

AKP’nin kendi kamuoyu araştırma şirketinin araştırmalarına göre, AKP’nin en son seçime göre yüzde 15 oy kaybettiğini belirten Kürkçü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şu sözlerle yüklendi: “Erdoğan rejimi gücünü haksızlığından alan bütün diktatörlükler gibi iki dayanak üzerinde duruyor. Birincisi şiddet, ikincisi ultra-milliyetçilik. Her ikisini de mazur ve meşru göstermek için daimi bir iç ve dış savaş tehdidini sürekli besliyor.” diye konuştu. Kürdistan’daki orman yangınları ile tarihi kültürel yapıların yok edildiğini de hatırlatan Kürkçü, “Ege’nin ekolojistleri, çevrecileri Ege’nin toprağı suyu için gösterdikleri özeni Dersim’in doğal yaşamı ile de göstersinler. Gecikmiş olabilirsiniz ama bir sonraki yangının çıkmasını önleyebilirsiniz. Kürdistan’ın doğası Ege’nin, Egenin doğası Kürdistan’ın.”

Kürkçü’nün konuşmasının ardından nöbet eylemini ziyaret eden HDP Eşbaşkanı Serpil Kemalbay kısa bir açıklama yaptı. AKP ve MHP’nin el ele vererek kendilerini halktan koparmaya çalıştığına dikkat çeken Kemalbay, 7 Haziran seçimleri ardından faşist bir sürecin başladığını ifade etti. Faşizan uygulamalara karşı sessiz kalmayacaklarını vurgulayan Kemalbay, “Barış ve adalete kavuşana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Burada kızgın güneşin altında nöbeti güçlendiriyorsunuz. Halkaya halka, umuda umut ekliyorsunuz” diye konuştu.

 

İZMİR/dihaber