Politika

Demirtaş’dan tüm bileşenlere çağrı: ‘Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı’ hazırlanmalı


Partisinin 3’üncü Olağanüstü Kongresi’ne mesaj gönderen HDP Eşbaşkanı Selahhatin Demirtaş, tasfiye edilmek istediklerinin farkında olduklarını söyledi. Demirtaş, ‘Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı’ hazırlanması yönünde, tüm parti yönetimine, kurumlarına ve HDP bileşenlerine çağrı yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 3’üncü Olağanüstü Kongresi’ne, HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın mesajının ardından HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın gönderdiği mesaj okundu. Demirtaş’ın mesajını HDP Sözcüsü Osman Baydemir okudu.

Demirtaş’ın mesajının tam metni şöyle:

“Divan üyelerini, siz saygıdeğer delegeleri, partimizin tüm yönetim kademelerindeki değerli arkadaşlarımı, milletvekili arkadaşlarımı, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerini ve basının değerli emekçilerini yürekten selamlıyorum. Siyasi rehine durumumuz nedeniyle fiziken aranızda olamasak da, kalben ve bütün ruhumuzla Olağanüstü Kongremizin heyecanını sizlerle paylaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar;

7 Haziran seçimleri sonrasında başlayan siyasi darbenin bir parçası olarak sürdürülen ve HDP’nin beş bini aşkın yönetici ve üyesinin tutuklanması ve gözaltına alınmasıyla devam eden bir siyasi tasfiye operasyonu ile karşı karşıyayız. Bugün gerçekleştirmek zorunda kaldığımız Olağanüstü Kongremiz de bu tasfiye girişimlerinin ortaya çıkardığı mecburiyetten kaynaklanıyor. Eş Genel Başkanımız Sayın Figen Yüksekdağ’ın hukuk, yasa ve her türlü siyasi etiğin ayaklar altına alındığı bir komplo sonucunda milletvekilliğinin ve Eş Genel Başkanlığı’nın düşürülmesi karşısında bu kongre hukuki mecburiyetlerle toplanmıştır.

Bizim nazarımızda yok hükmündedir

Her şeyden önce Sayın Yüksekdağ’a yönelik hukuk dışı saldırıyı bir kez daha kınadığımı, bu saldırının HDP’nin kurumsal şahsına yönelmiş pervasızca bir komplo olduğunu belirtmek isterim. Sayın Yüksekdağ’ın resmi olarak üyeliğinin ve vekilliğinin düşürülebilmiş olması bizim nazarımızda yok hükmündedir. Bizler, özgürlük ve demokrasi mücadelesine eşbaşkan veya vekil olarak başlamadık; bu sıfatlarımızın zorbalıkla düşürülmesi de bizi mücadelemizden zerre kadar geri bırakamaz.

Yüksekdağ hala HDP’nin onurlu eşbaşkanıdır

Sayın Yüksekdağ bizim açımızdan hala halkın seçilmiş vekili ve HDP’nin onurlu, devrimci Eş Genel Başkanı’dır. Zorlu bir dönemde üç yıldır birlikte HDP’de Eş Genel Başkanlık yaptığımız Sayın Yüksekdağ’a, değerli yoldaşıma sizin aracılığınızla Edirne’den Kandıra’ya selam, sevgi ve dayanışma duygularımı gönderiyorum. Cezaevlerindeki bütün siyasi tutsakları bu vesileyle bir kez daha coşkuyla selamlıyorum.

Saygıdeğer delegeler, değerli konuklar;

Bu kısa mesajımda uzun uzadıya siyasi değerlendirmelere değinme şansım yok maalesef. Ancak son iki yılda yaşanan üç önemli kırılma noktasını hatırlatmadan geçemeyeceğim. Birincisi, 7 Haziran sonrası hayata geçirilen siyasi darbe ve savaş konsepti; ikincisi, 15 Temmuz darbe girişimi; üçüncüsü de 16 Nisan referandumudur. Bu konularda partim HDP yeterli ve doyurucu tespitler yapmış, bunları mütemadiyen kamuoyu ile paylaşmıştır. Elbette her üç kırılmanın da gerçek mağduru halkın, ezilenlerin bizzat kendisidir. Yönetici elitlerin kendi aralarındaki devleti ele geçirme kavgasının gerçek mağduru yoksul halklarımız olmuştur.

Cemaat AKP eliyle palazlandırılmış

Kanaatimce ortada bir rejim değişikliği kavgası yoktur. Rejimin el değiştirmesi gerçeği vardır. Eski Türkiye’nin sahibi olduklarını iddia edenlerle, sözde Yeni Türkiye’nin sahibi artık biziz diyenler arasında yaşanan bir kayıkçı kavgasından demokrasinin çıkmasını beklemek hayal olurdu elbette. Bir de Fethullah Cemaati denilen, sağ iktidarlar ve son olarak AKP eliyle palazlandırılmış, alçaklıkta sınır tanımayan paralel devlet yapılanmalarının yarattığı tahribatlar vardır ki, bu da bütün bu mağduriyetleri katmerleştirmiştir.

Değerli kardeşlerim;

Bütün bu tarihsel kırılmaların nedenlerinin ve sonuçlarının partimiz tarafından sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu biliyorum. Bu kesimlerin ne yapmaya çalıştıklarının farkındayız. Ancak bu tespitlerden çok daha önemlisi “bizim ne yapacağımızdır”. Bütün bu tehdit ve saldırı dalgası karşısında halkı nasıl koruyacağız, demokrasiyi ve barışı sağlamak için nasıl bir mücadele hattı izleyeceğiz? Zorunluluk sonucu toplanmış olsa da, Kongremizin bu sorulara cevap verebilmesi gerekir.

Halen çok güçlü ve kararlı bir halk desteğine sahip olan HDP’yi siyaset arenasında öncü konumuna taşımanın gereklerini yapmak gibi ahlaki bir sorumluluğumuz vardır. Türkiye’nin çok dilli, çok kültürlü, çok dinli çoğulcu yapısına uygun Sünni, muhafazakar yurttaşlarımızdan Alevi inancına sahip vatandaşlarımıza; Müslüman olmayan topluluklardan, seküler kesimlere; Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Süryani, Çerkes, Pomak, Boşnak vd. topluluklara; işçi, işsiz, çiftçi, işveren, esnaf kesimlerine; öğrenci, akademisyen, kamu emekçisi, gazeteciye kadar toplumun yarısını oluşturan ve geri kalanını da doğurup büyüten kadınlara; en dinamik gücümüz gençlere, çocuklara kadar herkesin arzu ettiği demokrasiye ve barışa nasıl ulaşacağız? HDP bu konularda nasıl daha fazla inisiyatif alabilir?

Tasfiye edilmek istendiğimizin farkındayız

İşte bu konularda daha somut cevaplar üretebilmemizin zamanı geldi de geçiyor bile. Hiç şüphesiz ki, bizim de elimizde sihirli bir değnek yok. Demokrasi karşıtı güçlerin, devletin bütün olanaklarını kullanarak içeride ve dışarıda savaş politikalarıyla eş zamanlı olarak bizlere tasfiyeyi dayattığının farkındayız. İktidarın zoru, şiddeti ve savaş araçlarını bir siyaset yapma biçimi olarak kullandığını görmeyecek kadar saf değiliz. Fakat bütün bu gerçeklere rağmen, çok önemli bir mücadele dinamiği olan dirençli bir halk ile birlikte siyaset yapıyor olmak da bizim avantajımızdır. Demokratik siyaset kanallarının neredeyse tümden kapatıldığını görüyor, yaşıyoruz. Ancak ne olursa olsun, bir kez daha inatla belirtiyorum ki, HDP demokratik siyasetten katiyen vazgeçmeyecek, siyasal sorunlarımızın çözümü için şiddet dışı yöntemlerde ısrar edecektir.

Sevgili arkadaşlarım;

Aslolan ve normal olan demokratik siyasettir; savaş ve şiddet anormal olandır, insana ve doğaya aykırı olandır. Bizler canlıların kendilerini zorunlu ve meşru olarak savunmaları dışındaki hiçbir şiddet yöntemini kabul etmiyoruz. Bu, ilkesel bir duruştur.

Bugün dünyanın bütün kıtalarında ve ağırlıklı olarak bizim bölgemizde Ortadoğu ve Afrika’da vahşet boyutlarına ulaşmış savaş-çatışma durumlarına tanıklık ediyoruz. Maalesef ülkemizde de, sınırlarımızın hemen ötesinde de bu acı tablo değişmiyor. Bütün bu histerik kan deryasında barış çığlığını yükseltmek barışı sağlamaya yetmiyor. Elbette barış, barış demekten vazgeçmeyeceğiz; ancak bunu demekle sorumluluğumuzu tam olarak yerine getirmiş de sayılmayız.

Herkes üstün gayret göstermeli

Bu nedenle tüm arkadaşlarımızın, parti yönetimimizin, kurumlarımızın ve bileşenlerimizin katkısı ve desteği ile somut bir “Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı” hazırlanması gerekiyor. Bütün parti yapımızın, dostlarımızın, bileşenlerimizin bu planı sahiplenmesi ve hayata geçebilmesi için üstün bir gayret göstermesi gerekiyor. Siyasi sorumluluğumuz gereği içeride de olsak dışarıda da, bizler bu doğrultuda mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.

Hazırlayacağımız plan tüm halklar için

Buradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir beka sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyleyenlere seslenmek istiyorum. Evet, ben de bu tespite katılıyorum. Ancak bu tehdit ve tehlikeden kurtulmanın başka bir yolu var diyorum, başka bir seçenek, en gerçekçi, en ahlaki, tarihsel ve siyasi geçmişimize en uygun, en doğru seçenek.

İşte hazırlayacağımız bu plan Türkiye’nin ve tüm yurttaşlarımızın bir arada, güven içinde, eşit, adil, özgür bir geleceği yaratabilmesinin fırsatını bizlere sunacaktır. Şüphesiz hiçbir demokrasi ve barış mücadelesi planı kusursuz, eksiksiz değildir. Ancak bunun, Türkiye halklarının eşit birlikte yaşamını sağlayacak, ortak bir gelecek yaratmaya katkı sunacak gerçekçi bir mücadele planı olacağı, tartışmaya değer olacağı inancındayız.

Demokrasiler bir gecede inşa edilemez

Unutmayalım ki, demokratikleşme ve barış mücadelesi her şeyden önce sabır, inanç ve samimi, gönüllü katılımı gerektirir. Demokrasiler bir gecede yasayla inşa edilemez, ancak belli bir olgunlaşma süreci ile birlikte kalıcı bir kültüre dönüşmesi için durmadan çalışmak ve kararlı olmak gerekir. Demokrasi olmadan toplumsal barış da olmaz. İlgili tüm kesimleri önerilerimizi serinkanlılıkla, ciddiyetle ele almaya, katkı sunmaya; bu samimi, ülke ve toplum çıkarlarını aynı anda gözeten makul önerilere eleştiri ve görüşleriyle destek sunmaya çağırıyorum.

Siyaset kin, öfke ve intikam duygularıyla yapılmaz, yapılamaz. Türkiye toplumunun kahir ekseriyeti bizden şiddet ortamını değiştirecek, demokrasi ve barış mücadelesini başarıya ulaştıracak bir misyon üstlenmemizi bekliyorken, bu gerçeği göz ardı ederek siyaset yapamayız. Şüphesiz ki, bütün sorunlarımızı bir planla çözemeyiz. Ama siyaseti normalleştirmeyi, mücadelelerin barışçıl, demokratik yollarla sürdürülebilmesinin kanallarını açmayı, Türkiye’yi içinde bulunduğu zor durumdan demokrasisini güçlendirerek çıkarmayı hedeflemeliyiz.

Çok değerli kardeşlerim;

İnançlarımız, ibadetlerimiz, ideolojilerimiz, türkülerimiz, halaylarımız, horonlarımız, dualarımız, rüyalarımız hep ortak yaşam ve toplumsal barış üzerineyken, bizler bunlar için daha somut, daha sonuç alıcı adımlar atmaktan çekinmeyelim. Siyasette cesaret budur. Binbir emekle gerçekleştirdiğimiz, ama bir türlü nihayete erdiremediğimiz, en son Dolmabahçe Sarayı’na gömülen barış umutlarımızı yeniden ve daha güçlü bir şekilde haykırma zamanıdır. Cumhuriyet’in demokratik değerlerine sahip çıkmak, eksiklerini gidererek, yanlışlarını düzelterek, Cumhuriyeti demokratikleştirerek mümkün olur. Ortak vatanda birlikte, eşit ve kardeşçe yaşamak için, demokrasisi güçlü bir Cumhuriyet’in onurlu eşit yurttaşları olarak korkmadan, birbirimize dostlukla sarılabilmek için hepinizi cesarete davet ediyorum.

Kongremizin başarıyla tamamlanacağına olan inancımı tekrarlıyor, bugüne kadar birlikte çalıştığımız yol arkadaşlarıma emeklerinden dolayı teşekkürlerimi sunuyor, yeni görev alacak arkadaşlarıma ve Eş Genel Başkanımıza başarılar diliyorum. Aynı şekilde oda arkadaşım Hakkari milletvekilimiz Sayın Abdullah Zeydan’ın da selam, sevgi ve başarı dileklerini iletiyor, sizleri özlemle kucaklıyoruz. Mutlaka kazanacağız.

Selahattin Demirtaş
HDP Eş Genel Başkanı – Edirne F Tipi Cezaevi / 20 Mayıs 2017”

Demirtaş’ın mesajının okunmasının ardından salondan “Direne direne kazanacağız” sloganları yükseldi.