Bizi takip edin

Dilemma

İnsan bir kez olsun barış isteyen çocuklara kanmaz mı? Hep mi savaş isteyen yetişkinlere kanar?

->

-> 4

Star gazetesi yazarı Sibel Eraslan şöyle yazıyordu referandum yenilgilerini anlatırken;

Tayyip Erdoğan sadece Avrupa ve Türkiye’deki hayır bileşenlerine karşı kazanmadı bu yarışı… Kendisine ayak bağı olan iç setlere rağmen de kazandı.

Kimdi bunlar ve yeni dönemde olmaması gerekenler:
Mesela son iki günde ortaya atılan eyalet sistemi laflarını çıkartanlar, sağda solda hızını alamayıp eski Türkiye’yi yıkıyoruz, devrim yapıyoruz diye caka satarken özellikle kadın seçmenleri korkutan şovmenler, her lafına idam, kodes, vatan hıyanetiyle başlayan troller ve maalesef kibirden taş keseceğini düşündüğüm vekiller, kapıları rugan pabuçlarının uçlarıyla tekmeleyen bürokratlar, fotoğrafa girebilmek için birbirine dirsek atan örtülü mebuslar, sürekli insan azarlayan devlet destekli STK’lar, kültür ve sanattan bir türlü ellerini çekmeyen ihaleciler, çantacılar, her yanı zebellah gibi gökdelenlerle kuşatan müteahhitler, demokratik bir rejimin demokratik imkanlarıyla kurulmuş bir partiyi asrı saadetin devamı olarak sunabilen anakronik şaşkınlar, televizyon kanallarını parsellemiş ve toplumsal hiçbir inandırıcılığı da karşılığı da olmayan uğursuzlar, birbirini sevmeyen ve birbirine güvenmeyen teşkilatlar, dava arkadaşlığı denen ruhu hayatta tatmamış olanlar…  

Bu üzücü liste daha çok uzar… İşin garibi bunlar Alman veya Hollandalı da değil. Bunlar AK Parti’ye yapışmış mantarlar… Bunlar, çok partili hayata geçişimizden bu yana insan onurunun, inanç değerlerinin ve hürriyetlerin temsilcisi olmuş politik dilin emeğini heba edenler…

O böyle yazınca bize de ‘’E geriye kim kaldı?’’ diye sormak kalıyordu.

Nihayet Ersoy Dede’de ‘’Erdoğan bir eline satırı diğerine ip alacak’’ demiyor muydu AKP içindeki yeni dönem için?
Dönemlerinin adı ‘’Asacak keseceğiz’’ dönemi. Osmanlı olmak isteyenler 15 yılın içine Osmanlı’nın tüm dönemlerini sığdırıyorlar…

Demokrasiyi kendi içinde bile böyle tarif edenler dışındakine nasıl tarif ederdi?

Şimdi onlar ‘’nankörler, yollar köprüler yaptık sizin için!’’ derken Büyükşehirleri kaybetmenin travmasını yaşıyor. Ki bu travma daha yeni başladı ve tedavisi de ancak hakikatle yüzleşmek olabilir. Nihayet yolları ve köprüleri bizi en az 25 seneliğine borçlandırarak, durduk yere halkı borca sokarak yaptılar. Trafik de rahatlamadı zaten…
Şimdi birbirlerini ‘asmanın, kesmenin’ yollarını yapıyorlar ve trafikleri gerçekten çok yoğun.

Hakikatteyse bırak, Hayır diyen 24 milyon insanı, bir kişi dahi gerçeği haykırıyorsa yüzde 99 almış olsanız da kaybedersiniz. Ve insanlar gadre uğruyorken ‘’eveeet’’ diye değil ‘’Hayııır ‘’diye bağırır. Şimdi ‘Hayır’ deme sırası AKPlilerde ama kim duyar bilinmez…

Nihayet bir gün kandırıldım diğer gün kandırılmadım diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yine ‘’kandırıdım’’ dedi. Bu sefer Obama’yı kastederek kandırıldığını anlattı. Ve şimdi Mavi Marmara’yı kastederek ‘bana mı sordunuz” dedikten sonra ”AKPliler beni kandırdı der mi?”

Nazım’ın şiirini okurken ‘çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler’ derken insanın aklına Uğur, Ceylan, Cemile, Berkin gelmez mi? İnsan, ağzından çıkan sözlerini kendi duymaz mı? İnsan, bir kez olsun barış isteyen çocuklara kanmaz mı? Hep mi savaş isteyen yetişkinlere kanar?
İnsan tercih ettiğine kanar…

Necdet S. Günce