Bizi takip edin

Kültür-Sanat

Gurbetelli’nin günlüğü taşa yazıldı

->

-> 4

Dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliği olan Documenta’nın Atina ayağında Gurbetelli Ersöz’ün taşa işlenmiş günlükleri sergileniyor. Sanatçı Banu Cennetoğlu, bu işe Ersöz’ün ‘Yüreğimi dağlara nakşettim’ sözlerinden ilham alarak girişmiş

Osman Oğuz

Güney Kürdistan’da, 8 Ekim 1997’de girdiği bir çatışmada, henüz 32 yaşındayken yaşama veda eden gazeteci ve gerilla Gurbetelli Ersöz’ün günlüğü, sanatçı Banu Cennetoğlu’nun emeğiyle, ‘ölümsüzlüğün simgesi’ taşlarla buluştu. Bu yıl 14’üncüsü düzenlenen ve 5 yılda bir yapılan dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliği ‘Documenta’nın Atina ayağında sergilenen eser, kireç taşlarına litografi tekniğiyle günlüğün aktarılmasıyla üretilmiş. Eser, 8 Nisan-16 Temmuz tarihleri arasında, 100 gün boyunca kamuya açık Gennadius Kütüphanesi’nin bahçesinde sergilenecek.

Tek kitaplık kütüphane

Bu ‘kütüphane’ 145 taştan oluşuyor. Gurbetelli Ersöz’ün günlüğüne işlediği 107 gün (82 bin 661 kelime) Yunanca’ya çevrilmiş ve litografi tekniğiyle basılmak üzere farklı boyutlardaki kireç taşlarına aktarılmış. Cennetoğlu işini, “145 parçalık, tek kitaplık bir kütüphane. 9 metre boyunda, 2 ton ağırlığında. Soğuk” sözleriyle tanımlıyor.

11_gurbeteli_2Documenta büyük bir sergi

Cennetoğlu işini ve katıldığı büyük etkinliği değerlendirdi. “Documenta eğrisi ve doğrusu ile büyük bir sergi mekanizması” diyen Cennetoğlu, devam ediyor: “İlk olarak 1955’te eğitmen Arnold Bode tarafından ‘Almanlar için ders’ olarak düşünülmüş ve planlanmış. Documenta 1’de ağırlıklı olarak Nazi Almanyası’nda ‘yozlaşmış’ ilan edilen sanat akımlarının eserleri sergilenmiş. Beş yılda bir yeni bir sanat yönetmeni ve ekibi tarafından düzenleniyor. Çok katmanlı, araştırmaya dayalı bir süreci var. Görünürlüğü de yüksek olduğundan bazı konuların tartışılması için hem destek hem de haliyle köstek olma özelliğini taşıyabiliyor.”

‘Durmak zorunda hissettim’

Gurbetelli Ersöz’ün günlüğünü taşlara aktarmasını ise Cennetoğlu, şu cümlelerle anlatıyor: “Kısa ve kabaca, bilginin aktarım ya da aktarıl(a)mama politikalarına bakmaya çalışıyorum. Görsel sanatlar alanında üretiyor olduğumdan bu mecranın çatısını, dilini, imkânlarını kullanıyorum. ‘Gurbet’in Günlüğü’ ile kadın gerilla günlükleri üzerine daha geniş bir okuma yaparken karşılaştım. Durmak zorunda hissettim. O sırada da Documenta süreci başladı.”

Otorite, ortadan kaldırmak istedi

Gurbetelli Ersöz’ün günlüğü, ilk olarak Mezopotamya Yayınevi tarafından 1998’de Avrupa’da yayımlanıyor ve Almanya’da yayımlanan tüm kitaplar gibi ulusal kütüphanenin bir parçası haline geliyor. Cennetoğlu ise, günlüğün 2014 baskısını okumuş; okuduğu baskı, Haziran 2016’da Aram Yayınevi’nin diğer onlarca kitabıyla birlikte toplatılmış. Yani Ersöz’ün günlüğü, otorite tarafından karanlığa gömülmek, ortadan kaldırılmak istenmiş.

Taşlar araç, aracı

Cennetoğlu, günlüklerin tarihe tanıklık ettiğini belirtiyor ve ekliyor: “Yazılmaması, aktarılmaması için onlarca yıldır uğraşılan bir tarihe günlükler üzerinden yaklaşılabilir mi? Günlük, buradaki haliyle bireysel ve kolektifin kesiştiği çok katmanlı kamusal bir alan; yazarının henüz yazarken okunmasını arzuladığını bir şekilde bildiğimiz… ‘Yüreğimi dağlara nakşettim’ demiş Gurbet. Taşlar aynı zamanda araç, aracı. Kağıda geçmeden önce birçok kere durdurulan, durmak zorunda bırakılan ama durmayan bir tarihe aracılık ediyorlar.”

Gurbetelli Ersöz kimdir?

Gurbetelli Ersöz, 1965’te Xarpêt’in (Elazığ) Palu ilçesinde doğdu. Çukurova Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışırken 1989 yılında tutuklandı, 1993’te cezaevinden çıktı. Özgür Gündem gazetesinin genel yayın yönetmeni oldu; aynı yıl yeniden tutuklandı, 1994’te serbest bırakıldı. Gazeteciliğin de peşinden gittiği hakikat, yönünü dağlara çevirdi. 8 Ekim 1997’de Güney Kürdistan’daki bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ersöz ardında gerillada olduğu günlerde tuttuğu günlüğü bıraktı.