Röportaj

‘Roboski direnişiyle küçük bir Kürdistan’


28 Aralık 2011 gecesinde Kürdistan’ın küçük bir köyünde 28’i aynı aileden 34 kişiyi savaş uçakları öldürdü. O köy Şirnex’in bir köyüydü. O güne kadar o köyün adını orada yaşayanlar dışında bilenlerin sayısı muhtemelen bir elin parmaklarını geçmiyordu. O tarihten beri Kürtlerin büyük bir kısmı hem Roboski hem de Encu soyadıyla bir katliam sonucu tanıştırılmış oldu. Tutuklu Ferhat Encu, devletin bitmeyen öfkesini ve direnişlerini anlattı

Günay Aksoy

Roboski’de yaşanan hava saldırısında 11 yakınını kaybeden Ferhat Encu’nun deyimiyle “Roboski, direnişiyle küçük bir Kürdistan’dır”. Roboski, o tarihten beri sadece o küçük köyde yaşayanlar için değil, insanım diyen ve barış isteyen herkes için sembol. Roboski’nin faillerinden hesap sorulmadığı için devletin Cizîr’de, Sûr’da, Şirnex’te ve daha birçok kentte Kürtlere yönelik saldırıları da cezasız bırakıldı.

Ferhat Encu, HDP’den milletvekili olarak girdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de Roboski’ye olan öfkenin yansıması olarak AKP ve MHP’li vekillerin lincine maruz kaldığı da oldu. Tıpkı Anayasa görüşmelerinde HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın Ermeni Soykırımı’nı telaffuz etmesiyle lince uğraması gibi… Encu her şeye rağmen demokratik siyasetten vazgeçmedi. 4 Kasım’da partisinin eşbaşkanları ile birlikte tutuklandı. Tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi’ne gönderdiğimiz sorulara Encu iki ay sonra yanıt verebildi. Rehin tutulduğu cezaevinde tutukluluk haklarından da mahrum bırakılan Encu ile yaptığımız röportajı gecikmeli olarak okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Ferhat Encu, 7 Haziran seçimlerinde, 25. Yasama Dönemi’nde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şirnex Milletvekili seçildi. Ardından yapılan 1 Kasım seçiminde de 26. Dönem HDP Milletvekili olarak Meclis’e girdi. Meclis’te, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyesiydi.

* 28 Aralık gecesi köyünüz Roboski’nin bombalanması ile tanıdık Encu soyadını ve orada yaşanları. Cezaevinde de Roboski size eşlik etmeye devam ediyor mu?

Roboski maalesef Kürdistan coğrafyasında acı ve trajediyle tanınan, bilinen yerlerden sadece bir tanesidir. Şüphesiz her insan gibi çocukluğumun geçtiği, birçok anımın olduğu ve ailemin, arkadaşlarımın olduğu yeri özlüyorum. Roboski sadece bir köyden ibaret değil benim için, çok daha derin bir geçmişi ifade ediyor. Geçmişten bugüne kadar uğradığı zulümle, ortaya koyduğu mücadele ve direnişle aslında küçük bir Kürdistan’dır.

* Bombalanmada hayatını kaybedenlerin çoğu sizin akrabalarınız. Hayatını kaybedenlerle köyünüzde zamanı nasıl geçiriyordunuz. En unutamadığınız anıyı anlatır mısınız?

Roboski katliamında yaşamını yitiren birçok kişi ile birçok özel anım var. Çünkü hepsi akrabam, tanıdığım insanlardı. Kardeşim Serhat ile olan bir anımı anlatayım. Biliyorsunuz köy yerinde yaşadığımız için hemen hemen herkesin az da olsa hayvanları vardır. Bizim de ihtiyaçlarımızı giderecek kadar olmasa da birkaç küçükbaş hayvanımız (keçi) vardı. Bu hayvanların kışlık ihtiyaçlarını gidermek için sonbaharda dağlarda bulunan meşe ağaçlarının yapraklarını dalları ile birlikte kesip kışın hayvanlara veriyorduk. İşte böyle bir günde içlerinde kardeşim Serhat’ın da olduğu bir grup arkadaşla kahvaltımızı yapıp yola koyulduk. Annemin öğlen yememiz için hazırladığı yiyeceklerle birlikte malzemeleri alıp önceden ayarladığım aracı beklemek için caddeye indik. Hepimizde büyük bir heyecan vardı. Şakalarla, esprilerle dolu güzel bir gün geçirecektik. Bu bir gelenekti. Her yılın bu mevsiminde köylüler komünal bir sistemle hayvanlarının ihtiyaçlarını giderirlerdi. Tek başına sıkıcı oluyordu çünkü. Biz dokuz-on kişilik bir gruptuk. Araç geldi. Hepimiz araca binip yola koyulduk. Araçla gidilebilecek yere kadar gittik. Araçtan indik, ama ulaşacağımız yere daha varmamıştık. Daha yaya gidilecek uzun bir yol vardı. Tam “Serhat eşyaları getir. Hepimiz bir iki parça alalım” diyecektim ki, baktım annemin bizler için hazırladığı öğlen yemeği yok. “Serhat yemek nerede?” diye sordum. “Siz almadınız mı?” diye cevap verince çok kızdım. Çünkü o en küçüğümüzdü ve bizde bu işlerden en küçükler sorumluydu. Meğer hepimiz araca binmişiz ve o kargaşada yemeği yolun kenarında unutmuşuz. Bu işin sorumlusu da haliyle bizim en küçüğümüz olan Serhat’tı. Araç da bizi bırakıp gitmişti. Yemeğin yaya gidip alınması gerekiyordu. Sorumluluğu Serhat’a yıktığımıza göre o gidip getirecek. Normal koşullarda bir yetişkinin iki saatte gidip geleceği yolu ondan da iki saatte gidip gelmesini istedim ceza olarak. Aksi taktirde bizden çekeceği vardı. Uzun boylu, güçlü ve atletik bir yapıya sahip olduğu için iki saatte gidip geldi. Hem de bütün yükü sırtlayarak. Hayran kalmıştım o gün bu hızına ve gücüne.

* Cezaevinde bulunduğunuz hücrede Roboski’yi nasıl hayal ediyorsunuz? Cezaevi yerine Roboski’de olsaydınız ne yapmak isterdiniz?

Katliamın yıl dönümü vesilesi ile hüzünlüyüm, özlem doluyum ve “Bu yıl da mı adalet sağlanamadı?” diyen aileleri düşünüyorum. Bu hüznü yaşayan tüm insanlarla dayanışmak, umutların diri tutulması için dayanışmak isterdim. Sadece Roboski’de değil, tüm Türkiye’de.

* Kürtler için artık bir de Roboski diye bir yara var. Siz bir Roboskili ve bir Kürt siyasetçi olarak bu yaranın acısını nasıl tanımlıyorsunuz?

Kürdistan tarihine baktığımızda, bu coğrafyada birçok Roboski’nin yaşandığını ve hâlâ yaşatıldığını görmekteyiz. Son bir buçuk, iki yıla baktığımızda, bu yaranın daha da derinleştiğini ve kapanmayacak bir duruma geldiğini ifade edebiliriz. Bu yaranın bu kadar derinleşmesinin sebebi Kürt halkına yöneltilen inkar, imha politikalarıdır. Bir halkı yok saymak, dilini kültürünü soykırıma uğratmak, bu coğrafyada sömürgeciliği dayatmak, cezasızlık politikasını ete kemiğe bürümek, bölgeyi ekonomik, sosyal politikaların dışına itmek de başlıca sebepler olarak sıralanabilir.

Amed’de Kayapınar Belediyesi’ne atanan kayyum, katliamı simgeleyen tek anıt olan’Roboski Anıtı’nı kaldırmıştı.

Amed’de Kayapınar Belediyesi’ne atanan kayyum, katliamı simgeleyen tek anıt olan’Roboski Anıtı’nı kaldırmıştı.

* Devletin geçen yıl bu vakitlerde Silopiya’da savaşı mahallelerde yürüttüğü sırada evini terk etmeyen halkın yanında kalarak onların yaşadıklarına tanıklık ettiniz. O yaşananlar hangi politikanın sonucuydu?

İmha ve inkar politikasının sonuçlarını Silopi’de, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Kürt illerinin birçoğunda görebiliriz. Silopi’de, Hezex’te buna tanıklık ettim. Oradaki yerel halkın talebi neydi? Kendi mahallesinde, sokağında, ilçesinde, coğrafyasında kendi kültürünü yaşamak, dilini yaşatmak, kendi kendini yönetmek. Yani demokratik özerklik talebi. Bu talep meşrudur. Türkiye demokrasisinin, hak ve özgürlüklerin daha üst seviyeye taşınmasına vesile olacaktır. Ama maalesef bu demokratik talebe tankla, topla karşılık verilince birçok insanımız yaşamını yitirdi. Birçok insan evinden oldu, göçe zorlandı. Kentler kültürel soykırıma uğratıldı.

* Bu kadar net ve aydınlıkta olan bir katliamın failleri neden hala karanlıkta?

Soru şöyle olmalı: “Failler niye cezalandırılmıyor?” Çünkü bu katliamın sorumluları belli. Emir-komuta zinciri içinde işlenmiş bir katliam. Bu katliamı gerçekleştirenler, yani siyasi sorumlular bu ülkenin yargısını ele geçirmiş yönetenler olduğu için cezalandırılmıyor. Tam tersine adalet mücadelesi veren aileler ve ailelerle dayanışma içinde olanlar cezalandırılıyor. Bu bir devlet politikası.

Beş yıldır bunu çok düşünüyorum. Birincisi bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var. Yani ötekilere bakış açısının değişmesi gerekiyor. İmha ve inkar politikasının yerini kabul et ve yaşat politikası almalı. Bu olursa demokrasi güçlenir. Demokrasi güçlenirse yargı mekanizması bağımsız olur. Yargı mekanizması bağımsız olursa bu ülkede suç işleyen devlet yöneticileri, yani devleti yönetenler de cezalandırılır. Böylece adalet sağlanır. Adalet sağlanırsa barış da olur. Barış olursa birlikte yaşam da olur, huzur da, refah da…

* Devlet tarih boyunca Kürt kimliğini savunan siyasetçilere tahammül göstermedi. Fakat Roboskili olmanızdan dolayı da özel bir muamelede bulunuldu. İlk tutuklanan milletvekilleri arasına alındınız. Devletin size olan bu ‘özel muamelesini’ neye bağlıyorsunuz?

Roboski bu devletin ve sistemin çıplak yüzüdür. Kapatılmayacak kadar büyük, örtülmeyecek kadar nettir. Geçmişte buna benzer birçok katliama imza attılar. Mağdurları tehdit, baskı ve para ile susturmaya çalıştılar. O dönemin şartları gereği başarılı da oldular. Roboski’de de bunu yapmak istediler. Ama bu kaderin değiştirilmesi gerekiyordu ve Roboski aileleri ortaya koydukları mücadele ile tüm baskı, tehdit ve cezalara rağmen adalet ve barış taleplerini diri tuttular. Ben bu mücadelenin bir öncüsüyüm. Yaşananlara tanıklık eden, boyun eğmeyen, her yerde gerçekleri yüzlerine vuran… En son milletvekili seçilince, korktukları gerçekler beni uzakta tutma isteğini doğurdu.

Ve kazanan biz olacağız

* Gazetemiz aracılığıyla vereceğiniz bir mesajınız var mı?

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Çok zor günlerden geçtiğimizi biliyorum. Topyekun bir savaşla karşı karşıya kaldığımız ortada. Bu ülkeyi yönetenlerin akıl ve vicdanlarını bir kenara bırakıp ülkeyi felakete sürüklediklerini biliyoruz. Tüm bu olumsuzluklara rağmen umudumuzu diri tutup mücadelemizi ve bu zorbalığa karşı direnişimizi yükseltmeliyiz. Uğrunda büyük bedeller ödediğimiz ilkelerimizi yaşatarak halkımızın bize yüklediği sorumluluk bilinci ile buradan daha güçlü çıkacağız. Ve kazanan bizler olacağız. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Özgür yarınlarda buluşmak dileğiyle…

Ne olmuştu?

4 Kasım’da AKP’nin sivil darbesi sonucu HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Şirnex Milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Colemêrg Milletvekilleri Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Nihat Akdoğan, Amed Milletvekilleri İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Ziya Pir, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Mêrdîn Milletvekili Gülser Yıldırım gözaltına alınmıştı. Önder, Taşçıer ve Pir adli kontrolle serbest bırakıldı. 13 Aralık günü de HDP Grup Başkanvekili Amed Milletvekili Çağlar Demirel ile HDP Sêrt Milletvekili ve Kadın Grubu Sözcüsü Besime Konca tutuklanmıştı.