Hak İhlalleri

Hizbul-kontranın işkence yöntemi ‘domuz bağı’ cezaevinde hortladı!


90’lı yıllarda Hizbul-kontra’nın uyguladığı işkence yöntemi ‘domuz bağı’ işkencesi Van T Tipi Cezaevin’de hortladı. ÖHP üyesi avukat Ümit Dede, işkenceye maruz kalan müvekkili Ferit Hasçelek’in, ‘Bize işkenceyi uygulayan kişilerin ‘Biz gardiyan değiliz, bu cezaevi gerçek cezaevi olacak, bu yüzü unutmayın’ dediler’ ifadelerini aktardı

Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte cezaevlerinde siyasi tutsaklara yönelik hak ihlalleri artarak devam ediyor. Van T Tipi Cezaevi’nde siyasi tutsaklara işkence yapıldığı belirtildi. Van F Tipi’nden T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen siyasi tutsaklar geçtiğimiz Cuma günü, çıplak arama dayatmasını kabul etmedikleri için işkenceye maruz kaldı. Siyasi tutsak Ferit Hasçelek’in ailesinin başvurusu üzerine cezaevine giden Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukat Ümit Dede, “Olayın üzerinden 4 gün geçmiş olmasına rağmen halen gözünde morluk, vücudunun çeşitli yerlerinde yara izleri, kolunda ve sırtında bize gösterdiği kadarıyla darp izleri mevcuttu” dedi.

‘Domuz bağı’ işkencesi

Müvekkili Hasçelek’in işkence nedeniye bayıldığını belirten Dede, “Ellerini ve ayaklarını arkadan kelepçeleyip diz üstü çöktürmek suretiyle daha önce Hizbullah dosyalarından bildiğimiz ‘Domuz Bağı’ denilen bağ ile bağlayıp sırt üstü yatırılmış. Sonrasında bayıltıncaya kadar kendisini dövdüklerini, kendisine geldiği zaman yeniden darp edildiklerini, 2’nci kez bayıldığını ve kendine geldiğinde çırılçıplak bir vaziyette kendisini bulduğunu ifade etti” diye konuştu. Aynı gün Siirt cezaevinden getirilen 30-32 civarındaki tutsağa da işkence yapıldığını dile getiren Dede, “Çıplak aramayı kabul etmeyen müvekkilim ve diğer tutsaklara yapılan çıplak arama kabul edilebilir bir durum değil. 12 Eylül dönemini anımsatan bu uygulamalar açıkçası bizde bile endişe yaratıyor” ifadelerini kullandı

Cezaevinde işkence yapan grup kime bağlı?

Hasçelek’in kendilerine işkence edenlerin gardiyan olmadığını ve cezaevi müdürünü de azarladığını söylediğini aktaran Dede, “Müvekkilim, işkenceyi uygulayan kişilerin ‘Biz gardiyan değiliz, bu cezaevi gerçek cezaevi olacak, bu yüzü unutmayın’ dendiğin söyledi. Bununla ilgili tüm girişimlerde bulunacağız. Zaten müvekkilim de suç duyurusunda bulunacak. Biz de hem Cumhuriyet Savcılığına hem Adalet Bakanlığı bünyesinde girişimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.

‘OHAL uygulamalarının ötesinde’

Kadın tutsaklara da aynı uygulamaların yapıldığını vurgulayan Dede, “Van T Tipi Cezaevi, kadın tutsaklar açısından olsun, erkek tutsaklar açısından olsun Van’daki cezaevleri ile örtüşmeyen, farklılık arz eden bir kısım uygulamalar gerçekleştiriliyor” diye konuştu. Siyasi tutsakların birbirleriyle iletişim kurmalarına izin verilmediği ve koğuşlarının bulunduğu koridorlara adli tutsaklar ve “Gülen cemaati üyesi” tutukluların konulduğunu ifade eden Dede, “Ben bunca yıllık avukatlık sürecinde birçok cezaevine gittim. Benzer bir uygulamaya herhangi bir cezaevinde rastlamak mümkün değil. Tüm bu uygulamalar bize Van T Tipi Cezaevi’nde OHAL dönemiyle birlikte tüm cezaevlerinde başlayan OHAL uygulamasının ötesinde uygulamanın geliştirildiğini göstergeleri” dedi.

Dede, tutsaklara kitap, gazete, televizyon ve radyo verilmediğini, saatlerine el konulduğunu da sözlerine ekledi.

Osmanlı Ocakları iddiası

Geçtiğimiz günlerde Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde işkenceye maruz kalan tutsaklar, kendilerine şiddet uygulayan gardiyanların Osmanlı Ocakları’ndan getirildiğini iddia etmişti.

WAN