Köşe yazarları

Paşalar ‘tikine’ duramıyor anladık; Siz niye ‘tikine’ duramıyorsunuz?


OHAL nasıl çıkmış. Yazıyorlar işte.

Meclise Bakanlar Kurulu’nun bir bilmemne kağıdı gelmiş, AKP ve MHP’liler oylamış. OHAL olmuş.

Emin Çölaşan bu işe kafayı takmış. Nasıl olur diye düşünüyor. Anayasa’da OHAL ilanı için, Milli Güvenlik Kurulu adındaki kurulun “tavsiye kararı” şartmış. Lakin böyle bir kararın alınması için MGK toplantısı yapılmak gerekirken, toplantı filan yapılmamış.

CHP’liler “hile var” diye bağırıyor. Meğer AKP, zaten imza verecek olan MGK’nin AKP’li bakanlarının dışında kalan omuzu kalabalıklardan “imza” toplamış.

İmza toplamak ne demek?

“Biz OHAL çıkaracağiz, bunun için paşamızın imzası lazım” demek.

İyi de, bu paşa “kendi başıma karar alamam, arkadaşlarımın görüşünü de dinlemek isterim, hele Başbakanımın, İçişleri bakanımın, hepsinden önemli olarak Cumhurbaşkanı kisveli “başkomutanımın” kıymetli fikirlerini dinlemeliyim ki, OHAL’in gerekli olup olmadığına karar vereyim” gibi “şahsiyetli bir itirazda bulunsa…

Öyle ya… Sonuçta bu paşaların paşaları, MGK’nın askeri eşhası Erdoğan’ın emirberi değil ki… Kepsinin bir sorumluluğu, bir şahsiyeti, bir bilmemnesi olmalı. MGK dediğin, adı üstünde bir kurul. Bir kurul neden kurul olur. O kurulun üyeleri toplansın diye kurul olur. Toplansın “istişare” etsin, “münakaşa” etsin, “analiz”, “diyaliz” her neyse, hepsini etsin bir “neticeye” varsın diye bir takım adamları “kurul” adında bir araya getirirler.

“Biz bu paşaların imzasını aldık” ne demek?

Tek tek her bir paşanın fikrini, bir diğer paşa bu fikri duyma fırsatı bile bulamadan, duysa belki fikrini değiştirecek ya, işte bu imkanı bile elde edemeden, güya sormak demek. Paşayı tek başına köşeye sıkıştırmak, “haydi hemşerim at bakalım şurayabir imza”diyerek teslim almak demek.

Anladığımız kadarıyla paşalar önlerine “cart” diye sürülen OHAL kağıdını, “curt” diye imzalıyvermiş. Bizim Emin kardeşimiz bu işe haklı olarak bozuk. Diyor ki: “Hükümet hile mi yaptı?” Sonra kendi sorusunu yanıtlıyor: “Zaten bu paşalar hükümetin adamı, başta Akar olmak üzere…”

Şu hale bakın hele muhterem ulusalcı biraderler ve hemşireler!

Generallerin yarısı mapusta.

Öteki yarısı da “emireri” gibi, üyesi oldukları MGK’nın yapılmamış toplantısını yapılmış gibi gösteren hükümetin emrine girmiş…

Evet, şimdi söyleyin, ne yapacaksınız?: Anayasa geçti miydi, artık seçimde CHP iktidarı hayal bile değil.

Ordu “OHAL” olmuş. Yargı “uçmuş”, hariciye “kaykılmış”…Siz şimdi “ne olacak bu memleketin hali” sorusuna hangi güçle, hangi iradeyle, hangi kararlılıkla yanıt vereceksiniz?

Bu “paşalar” var ya… Bunlar, Erdoğan “FETO’ye ölüm” deyince, “baş üstüne” dedikleri için, “HDP’ye ölüm” deyince “emrin olur” dedikleri için, işte böyle “AKP ile can ciğer kuzu sarması” halini aldılar.

Siz de paşalar gibi Erdoğan’ın “ölüm fermanlarına” imza atacaksanız, boşuna “muhalefetten filan söz etmeyin. Vazgeçin. Gidin AKP’ye üye olun. Orduya yazılın.

Ya da, “alıştık ya”, alıştığımız formülle haykıralım: “Kimden gelirse gelsin, nereden eserse essin, ona buna ölüm değil, zorbalığa, hukuksuzluğa son” deyin…

Kılıçdaroğlu’nun kopyası bir kabadayı, yolda bir diğer kabadayıya toslar. Adam bizimkini bir vuruşta yere serer. Olayı görenler, mahallenin kabadayısına “yekinsene be adam” diye bağırınca, “ben bu namerdin leşini çıkarırım lakin, tikine duramayrum” diye ağlaşır.

Faşizme karşı mücadelede “tikine duramayırum” gibi mazerete yer olmaz…

Baksanıza, paşalar da muhtemelen, “biz darbe yapacağuz yapmasına da, adam bizi hapse atiy” diye ağlaşmakta…

Siz bu kafayla giderseniz, Saray yakında TBMM’yi de toplamaz, her bir AKP’liden bir imza alır, devirecek “meclisiniz” bile kalmaz…