Köşe yazarları

Faşizm mekaniği ve ekonomi


Yılın ilk saatlerinde gelen katliam haberi artık hayatımızın değişmez romanı Kırmızı Pazartesi’nin yeniden okunmasıydı. Darbe mekaniğinin çalıştığını ileri sürerek, rejimin bu mekanikten kurtulabilmesi için çözüm sürecinin zaruri bir seçenek ve bu konuda tüm tarafların üzerine düşeni acilen yerine getirmesinin ülkenin geleceği için kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu dile getiren Sn. Öcalan’la görüşmeleri kesip, masayı dağıtanlar, ülkeyi faşizm mekaniğine teslim ettiler. Bu mekanizma baskı, şiddet ve savaş çarkında işledikçe katliamlar kaçınılmaz oluyor.

Faşizm mekaniğini çalıştıran en önemli dinamiklerden biri kuşkusuz ekonomidir. Suriye meselesi de bu çerçevede, alt emperyal aklın hareketlenmesi ve onun yarattığı sonuçlar ile birlikte düşünülmeli. Ekonomideki hatalı sermaye birikim kurgusu, küresel boyuttaki 2008 krizi sonrası ülkeyi hızla büyük bir tıkanıklığa sürükledi. Suriye ve Irak pazarlarını ve yeni yatırım olanaklarını krizden çıkış olanağı olarak gören ‘derin’ düşünceli, kıt zekâlı bir kadro kolonyalizmin bumerang etkisini hesap etmeksizin giriştiği maceranın bedelini şimdi tüm ülkeye ödetiyor. Suriye rejimini yıkıp, yerine tüm coğrafyada arzulanan, mezheplerine uygun rejimlerle geniş bir havzada iktisadi genişlemeyi hayal edenlerin geldiği nokta ortada. Kelimenin tam anlamıyla politik, iktisadi ve toplumsal krizin doruklarındayız.

Kürt sorununun çözümüne bu denli yakınken tornistan yapan ve ulusalcı-gerici kadrolarla ittifakı var etmeyi bir çıkış seçeneği olarak gören siyasi iktidar, Kürt coğrafyasını sadece sınır içinde değil, sınır ötesinde de tahrip etme, yıkıp yok etme stratejisiyle hareket etti. Bu coğrafyayı kendi emelleri önünde engel gören Erdoğan-AKP iktidarının miyop ekonomi politik anlayışının sonuçlarını büyük bir yıkım olarak tüm halklarımız yaşamak zorunda kalmakta.

Özel sektörün dramatik borçlanması, döviz kurlarının hızla yükselişi, enflasyonun hareketlenmesi, büyümenin düşüşü, yoksulluk ve işsizlik rakamlarının son on beş yılın en kötü rakamlarına ulaşması iktisadi dinamiklerin gelişimi kadar politik olarak içine sürüklendiğimiz risklerden de kaynaklanmakta. Rusya hattında bu dar boğazı aşma çözümü arayan bu aklın özel sektör borçlarının tamamının batı kaynaklı olduğunun farkında olmaması mümkün değil. Faiz kur ilişkisini faiz lobisine bağlayıp ekonomiyi kendi politik tahayyülüyle açıklama derdi, jeopolitiği bir türlü okuyamama meselesidir.

Kürt coğrafyasında uygulanan zulmün şimdi tüm ülkede neden faşizm mekaniğini harekete geçirdiğini anlayamayanlar, ekonomi politiğin en temel yasalarına dönüp bakmak zorunda. Hele de finans kapitalin olanaklar dünyasına kendisini kaptırarak iktidara gelenlerin içine sürüklendikleri bu girdaptan çıkamayacakları kesinleştiğinde, faşizmin kurumlaşmasından medet ummaları nafile bir çabadır.

Faşizm ekonomi politik için uzun soluklu, sürdürülebilir bir seçenek hiçbir zaman olmadı, ama örtülü haliyle olabildiğince barışık bir ilişkisi olduğu da bir gerçeklik. Unutulmamalı; bu barışık halin bile küresel, bölgesel dinamiklerden yalıtılması olanaklı değil. Faşizm mekaniği bugün faşizme karşı bütünlüklü bir mücadeleyle ancak kırılabilir, bu mücadele artık jeopolitiğin hareketliliğiyle birlikte ele alınmak zorundadır…