Köşe yazarlarıManşet

Ya 2016 bitmezse…


Yılsonu ekonomi yazıları genellikle geçmiş yılın değerlendirme yazıları olarak kaleme alınır. 2016 yılı biterken diye başlayan bilanço dökümü, ekonomide yaşanan olumlu ve olumsuzlukları sıralayarak bir sonraki yılın projeksiyonunu yapmayı amaçlar. 2016 yılı için ekonomik bir değerlendirme yazısı yazmak ve buradan hareketle 2017 üzerine tahminlerde bulunmak salt iktisadi göstergeler üzerinden yapılması pek olanaklı değil. Politik ve toplumsal gelişmeler ekonomi üzerinde etkili olduğu kadar, iktisadi gelişmeler de diğer tüm alanları fazlasıyla 2016 yılında etkiledi.

2015 yılından bakiye kalan tüm sorunların derinleştiği bir yıl olan 2016 yılı, aynı zamanda uzun süredir dip dalga olarak gelişen iktisadi krizin de belirginleşmesiyle ülke tarihinin en kritik yıllarından biri oldu. AKP’nin uzun yıllardır iktidarda olmasına karşın olası kriz gelişmelerine karşı hiçbir savunma mekanizmasını var edemediğini bir kez daha gördük. Kendi siyasi ikballeri için ekonomiyi, özellikle de kamu ekonomisini kırılgan bir hale dönüştürmüş olan AKP, rejim tartışmaları ile bu kırılganlığı içinden çıkılamaz bir krize dönüştürmeyi başardı! Haksızlık yapmayalım, bir konuda gerçek başarıdan söz edebiliriz; dünyada eşine rastlanmayan bir uygulamayla, TÜİK eliyle istatistiklerde değişiklik yaparak ülkenin tasarruf sorununu ve orta gelir sıkışmasını çözüp, yüksek gelirli ülkeler kategorisine bir gecede sıçrayarak ekonomideki en temel meseleyi hallettiler…

Erdoğan-AKP iktidarının tek adamlık hayaliyle ülkeyi sürüklediği derin kriz koşulları önümüzdeki yıla şimdiden çok olumsuz bir bakiyeyi taşımakta. Bu anlamıyla 2016 yılının burada sonlanamayacağını söyleyebiliriz. Kriz koşullarının devam ettiği bir atmosferde siyasi iktidar bu koşulların ortadan kalkmasına yönelik hiçbir hamle geliştirmediği gibi, ülkeyi topyekûn bir felakete sürükleyecek Anayasa değişikliğiyle yol almaya çalışmaktadır.

Bu görünüm bize 2016 yılının daha uzun süre devam edeceğini gösteriyor. Acze düşmüş bir yönetsel anlayışın sürekli şiddet ve savaş politikalarına sığınarak toplumsal baskıyı artırdığını ve bu koşullar altında iktisadi dinamikleri belirlemeye çalıştığını izliyoruz. Emek alanına yönelik saldırılar ve artan sömürü ile toplumsal kaynakların giderek artan oranda fon gereksinimi sağlamak amacıyla kullanılması, kamu fonlarının süreci atlatmaya yönelik olarak çarçur edilmesi iktisadi açıdan geleceğin bugünden tüketilmesidir. Bundan öte, uluslararası iktisadi gelişmelerin de etkisiyle yanlış para ve kur politikalarıyla yaşanan toplumsal maliyet daha da artırılmakta, işsizlik ve enflasyonist baskı giderek artmaktadır.

Ekonomideki gelişmelerin politik alana etkisi de en az toplumsal alana olduğu kadar etkili. Özellikle Kürt sorununun çözümsüzlüğünü sınır ötesine taşıyan, içeride Kürt halkını yerinden yurdundan eden, en temel hakları gasp ederek bu alanda demokratik siyaseti tıkayan iktidar, güvenlikçi politikalarla bu sorunun çözülebileceği algısı üzerinden hareket etmeye devam ediyor. Demokratik siyasetin tıkanması için adeta akla ziyan ne kadar formül varsa hayata geçirenler, demokratik siyasetin en güçlü savunucularını Edirne’de, Kandıra’da, Silivri’de tutsak etmeye devam ediyorlar.

2016 yılının sonlanabilmesi ancak ve ancak demokratik siyasetin önünün açılmasıyla olanaklı olabilir. 1 Kasım seçimlerine giderken HDP’ye yönelik başlayan saldırıların toplumda meşruiyetini sağlamak amacıyla sürekli istikrardan bahsedenler, HDP ile kaosu özdeşleştirme gayretinde olanlar, ülkeyi kaosu aratacak bir noktaya sürüklemişlerdir. Bunun sonlanabilmesi, 2016 yılının bitmesi demokratik siyasetin önünün açılmasıyla olanaklı. Tek adamcı anlayıştan bir an önce vazgeçilmediği sürece 2016 yılı süregidecek.