Haber AnalizKadın

‘Jüponlu sırtlan’lar bitmez


Bundan yaklaşık 300 yıl önce erkek aklın yaratmaya çalıştığı ‘ideal’ kadın tipine karşı çıkarak, “Kadınların zihinlerini geliştirerek onları güçlendirirseniz, kör itaatin de sonu gelecektir” diyordu, Mary Wollstonecraft. Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmemesi ve eğitim alabilmesi için verdiği mücadelede ‘Jüponlu sırtlan’ damgası yemiş ancak vazgeçmemişti.

Hicran URUN

***

1759 yılında Londra’da fakir bir ailenin yedi çocuğundan ikincisi olarak dünyaya geldi Mary Wollstonecraft. Ayyaş babasının annesine uyguladığı şiddet karşısında evlilik, aile, kadın olmak gibi konuları belki de çocuk yaşta sorgulamaya başlamıştı. Kız çocuklarının okula gitmesine izin verilmediği için yaşlı bir kahyadan okuma-yazmayı öğrenen Mary, evliliğe karşı çıktığı için evden ayrıldı. Evliliğin kadınları köleleştirdiğini düşünüyor, ekonomik gerekçelerle evlendirilen kadınlardan biri olmak istemiyordu.

Çocuk bakıcılığı da dahil o dönem kadınlara açık olan işlerin hemen hepsinde çalıştı. Kendi çabası ile Fransızca, Almanca ve İtalyanca öğrendi. Bir yayın evinde editörlük ve çevirmenlik yapmaya başlayan Mary, kız çocuklarının eğitimi üzerine yazıyor ve onların ‘süs bebekleri gibi değil, rasyonel ve dürüstlüğe dayalı bir eğitim alması gerektiğini’ söylüyordu. Mary, yazdıklarından çok ‘toplum normlarına ters düşen yaşamı’ ile gündem olmuş, bu nedenle de ona “ahlaksız ve fettan kadın, Jüponlu sırtlan” gibi lakaplar takılmıştı. Kadınlığı üzerinden maruz kaldığı ‘etik linç’, Mary Wollstonecraft’ın bir yazar olarak dehasını da görünmez kılıyordu.

***

1792 yılında Olympe de Gouges, Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yazarken Mary de cinsiyetler arası eşitliği savunduğu ‘Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi’ adlı kitabını tamamladı. Fransız Devrimi’ni yakından takip edebilmek için gittiği Paris’te, Olympe gibi Fransız Devrimi’nin kadınlara değil ‘sadece ayrıcalıklı bir erkek grubuna’ eşitlik ve demokrasi getirdiğini hayal kırıklığı ile görerek eleştirel bir tutum takındı. “Yeni bir aklın öncüsü olmak istiyorum” diyen Mary, bu radikal karar ile feminist tarihin de en önemli isimlerinden oldu.

***

Mary’nin o yıl yayımlanan “Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi” kitabı, liberal feminist teorinin de temelini oluşturdu. Kendisini çevreleyen sosyal kurallara kafa tutan Mary, kadın haklarından bahsederken, “Eğer bir toplum fertlerinin yarısını köle konumunda tutuyorsa, o toplum özgür olamaz, medenileşemez” tezini ortaya koyuyor, iktidarın oluşturmaya çalıştığı ‘ideal’ kadın tipine karşı çıkarak, kız çocuklarının da eğitim almaları, kadınların kamuda çalışmaları gerektiğini söylüyordu.

***

Bugünden bakıldığında ‘liberal’, fakat zamanının ‘radikali’ bu söylemler-dönem ve koşullar göz önüne alındığında- bundan sonra gelecek feminist akımlar için de bir temel oluşturdu. Kadınlar bundan sonra söyleyecekleri her sözü Mary’nin bu talepleri üzerine bir şeyler katarak söyleyecek ve ataerkil sisteme ‘kafa tutmaya’ devam edecekti. İvme kazanan kadın mücadelesi bununla da yetinmedi; ataerkinin gasp ettiği tüm hakları geri almaya kararlı olan kadınlar, şimdilerde Rojava’da bir devrime öncülük ediyor, kadın özgürlükçü bir sistemin inşasını ilmek ilmek örüyor.

***

Bugün kadın mücadelesi bu kadar ivme kazanmışken, 300 yıl öncesine gidip Mary Wollstonecraft’ı hatırlamak elbette ki benim durup dururken aklıma gelen bir şey değil. Geçtiğimiz günlerde AKP’li belediyelerle gündeme gelen “Evlilik ve Aile Hayatı” kitabında tanımlanan ‘ideal kadın’, hükümetin çocuk yaşta evlilikleri teşvik eden söylemleri ve hatta yasa tasarıları, tam da kadınların yaklaşık 300 yıl önce toplumsal hayatta var olmak için mücadelesini verdiği, kazanılmış haklarına yönelik saldırının açık bir göstergesi. Ancak kadını olduğu yerden daha geriye çekmeye çalışan bu politikalar ile ‘itaat etmeyi’ salık verenlerin gözden kaçırdığı bir şey var; o kölelik zincirleri 300 yıl önce parçalandı. Kadınların isyanı özgürlüğe varmadan dinmeyecek.

***

“Bağımsızlığı her zaman yaşamın en güzel armağanlarından biri olarak, her erdemin temeli olarak gördüm, çorak topraklarda yaşamak zorunda olsaydım dahi, en temel haklarımı güvence altına alarak bağımsız yaşamak isterdim.” Mary Wollstoncraft