Köşe yazarları

Erdoğan’ı da beni de dünya yanlış anlıyor


Ben elbette Erdoğan’la ilgili olarak “psikiyatrik” açıdan “aklı başında” mı sorusunu sormadım. “politik” açıdan “aklı başında” mı diye sordum.

Ne demişler? Kimse seni övmezse, sen kendini öv. Zaman zaman “aklım başımdan gidiyor” ve sanıyorum ki dünya liderleri benden başka hiç kimseyi okumuyor.

Ancak bu liderler bazen beni “yanlış anlıyor”. Ya da “sözlerimi harfi harfine” okuyor.

Örneğin ben “Erdoğan’ın aklı başında değil” diye yazınca, Beşşar Esad kardeşimiz, benim bu cümlemi “harfi harfine” okumuş. Öyle okuyunca da yorumu bir hayli farklı olmuş. Ben “Reisin” psikolojisinden asla şüphe etmem. Onun psikolojisi gibi bir psikolojiyi ben hiç kimsede görmedim. Çok kavidir.

Beşşar Esad beni yanlış anladığı için geçtiğimiz gün “Sayın Reisimiz” hakkında garip şeyler söyledi. Haberi Cumhuriyet gazetesinden aynen aktarıyorum:

“Esad, ‘Türk siyaseti Erdoğan gibi anormal ve psikolojik olarak rahatsız birisi tarafından yürütüldüğü müddetçe her olasılığa hazır olmalıyız’ dedi. ‘Psikolojik olarak rahatsız bir kişiyle uğraştığında, burada mantığa yer yoktur’ diyen Suriye lideri, Suriye’nin Türk müdahalesine karşı kendi topraklarını koruma hakkı olduğunu kaydetti.”

Ben haberi okuyunca elbette çok üzüldüm. Benim yazımdaki “Erdoğan’ın aklı başında değil” hükmümün “psikolojiyle” alakası yokken nasıl olup da böyle “çarpıtıldığını” anlayamadım.

Ben Erdoğan’ın “politik aklı”ndan söz etmiştim. Yani onun “aklının politik olmadığını” anlatmıştım. Soruyorum size, bu cümlemden “Erdoğan “siyasi bir insan değildir” sonucu çıkar mı Alahınızaşkına?

Çıkmaz. Ama Beşşar Esad tastamam öyle anlamış. Şöyle demiş:

“Erdoğan siyasi bir insan değil, daha çok, sapkın dinci anlamında ideolojik birisi”.

Gördünüz mü rezaleti. Aristo “insan politik hayvandır” demişti. Esad ne demek istiyor?

Ben “Reis” hakkında, onu uyarmak, yanlışından dönmesini sağlamak gibi halisane niyetlerle bir yazı yazıyorum, dünyanın bütün liderleri beni yanlış anlıyor. En başta da Esad.

Benim yanlış anlaşılmam, elbette benim suçum olamaz. Sorumluluk beni yanlış anlayarda. Nasıl ki Erdoğan’ın “Suriye’ye zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için girdik” cümlesi, aslında “ne işimiz var Suriye’de ya…” anlamında iken, dünya tarafından “harfi harfine okunmuş” ve tastamam yanlış anlaşılmış ise, benim de cümlelerim tıpkı onun yanlış anlaşılması gibi yanlış anlaşılmış. Bunun sonucunda da Cumhuriyet’in haberinden öğrendiğime göre Esad açmış ağzını yummuş gözünü:

“Esad ayrıca, Türkiye’deki “rasyonal insanların” Erdoğan’ı Suriye hakkındaki “aptallığından ve pervasızlığından” geri dönmeye ikna etmelerini umduğunu da belirtti.”

Allah Allah…

Bana bak Beşşar Esad “sen kimsin ya!?”

Böyle Reis gibi çıkıştığım sırada gözüme bir haber ilişti. Genelkurmay’dan bir açıklama:

“TSK <http://www.hurriyet.com.tr/index/tsk>, Fırat Kalkanı Harekâtı’nın 108’inci <http://www.hurriyet.com.tr/index/inci> gününde Zarzur meskûn mahalli ve Bab-Mümbiç karayolunda büyük ölçüde kontrolün sağlandığını açıkladı.”

Neresi bu Zarzur meskun mahalli ile Bab-Mümbüç karayolu”?

Türkiye mi?

Değil: Suriye…

Bu durumda Beşşar Esad’la ilgili haberi yeniden okudum. Aynen aktarıyorum:

“Psikolojik olarak rahatsız bir kişiyle uğraştığında, burada mantığa yer yoktur” diyen Suriye lideri, Suriye’nin Türk müdahalesine karşı kendi topraklarını koruma hakkı olduğunu kaydetti.”

Arkasında Rusya olan Suriye’nin “topraklarını korumak” üzere silaha başvurduğunu düşünebiliyor musunuz?

Erdoğan “onun arkasında Rusya varsa bizim de NATO’muz var” der mi bilemem. Ama şunu biliyorum. Haberi okuyalım:

“NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti, “Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup yaklaşık 150 üst düzey askeri personel görevden alındı. Bunlar, NATO’da önemli hizmetler verdi… Şu anda ekibimde yetenek, uzmanlık ve üretilen iş anlamında bir zayıflama görüyorum. Burada bizimle birlikte çalışan insanlara neler olduğu konusunda kaygılıyım”.

NATO’da çalışan yaklaşık 200 Türk subayı, şu anda Avrupa devletlerine iltica etmiş durumda.

Yani arkasında Rusya olan Suriye karşısında NATO’dan medet yok. Bunu anlamayanın “aklı başında” olabilir mi?