Röportaj

‘KANTONLAR BİRLEŞECEK’


Suriye devrimine en büyük darbeyi vuran ın Türkiye olduğunu dile getiren Efrîn Kantonu Savunma Konseyi Başkanı Ebdo Îbrahîm, şimdi de Suriye muhalefetinin Türkiye tarafından satıldığını kaydetti. Îbrahim ‘Efrîn , ‘Kobanê kantonlarını birleştireceğiz’ dedi

Enes Yıldız / Efrîn

Efrîn Kantonu Savunma Konseyi Başkanı Ebdo Îbrahîm, gazetemiz Özgürlükçü Demokrasi’nin Halep’teki son durum, Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonu ve Rakka operasyonuna ilişkin sorularını yanıtladı.

Röportajdan bazı satırbaşları şöyle: Suriye’de komşu devletlerin çıkardığı bir kriz var… Halep’te halk talep etti, YPG/YPJ de onları kurtardı… Rejimin öyle abartılacak bir gücü de yok… Suriye muhalefeti, Türkiye’nin onları sattığını görmeli… Kantonlarımızı birleştireceğiz… Rejim cevap vermekte çok gecikti… Biz Rakka’ya giderken Türkiye bizi sırtımızdan vurdu…

* Suriye’de çatışmaların başlama yıldönümü yaklaşıyor. Suriye devrimi şu anda ne durumda?

Suriye sorunu gün geçtikçe daha da karmaşıklaşıyor ve büyük bir uluslararası sorun haline geliyor. Suriye krizi komşu devletlerin yarattığı bir sorundur ve gün geçtikçe işgale doğru yol alıyorlar. Oysaki Suriye devrimi başarısız bir devrim değildir. Rejime karşı isyan bayrağını çeken ilk gruplar gerçekten de başarılıydılar. Ama ne zaman ki başta Türkiye olmak üzere güya kendilerini Suriye halkının dostları olarak tanıtan komşu devletler buna müdahil oldular, o zaman işler değişti. Devrim çığrından çıkmaya başladı. Devrim gün geçtikçe halktan uzaklaştı, halk da onlardan uzaklaştı. Onbinlerce insan göç etmeye başaldı. Ama Halep’in Şêx Meqsûd Mahallesi ve Rojava’da halklar bir sistem inşa etti. İnsanlar da o sistemin içerisinde kendilerini gördüler, sorunlarının çözümünü de o sistemde gördüler.

* Halep’te silahlı gruplar son günlerde zor zamanlar yaşıyor. Halep’te neler oluyor?

Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye topraklarını işgalini Esad rejimine karşı olmakla açıkladı. Ancak Rusya’nın izahat istemesinin hemen ardından MGK toplandı ve ardından aynı Erdoğan, yaptığı açıklamada Efrîn ve Kobanê kantonlarının birleşmemesi için işgale giriştiklerini söyledi. Türkiye’nin Suriye devriminin başından beri yaklaşımı bu şekilde oldu. Türkiye, daha önce desteklediği terörist gruplardan sonuç alamayınca şimdi onlardan faydalanmaya çalışıyor ve onları satıyor.

* Türk medyasında YPG/YPJ’nin Halep’te rejimle birlikte hareket ettiği iddiası var. Bu işin gerçeği nedir?

Hayır, bu çok büyük bir yalan. Biz hiçbir zaman rejimle ortak hareket etmedik. Defalarca rejime karşı savaştık. Mesela hatırlayalım daha birkaç ay önce güçlerimiz Minbic’te DAİŞ’e karşı savaşırken; rejim güçleri Hesekê’de saldırıyordu. Orada onlara karşı savaşıyorduk. Şêx Meqsûd bir taraftan çeteci grupların top atışlarına maruz kalırken diğer yandan rejim uçakları bombalıyordu. Bu nasıl bir ortaklık? Halep’teki son duruma gelecek olursak; burada halkın bir talebi var ve YPG/YPJ güçleri de o talep doğrultusunda halkı güvenli alanlara ulaştırdı. Bustan Paşa, Beîdîn, Hulok vs. buralar halkın talebi doğrultusunda özgürleştirildi. Mesele budur. Gerisi Türkiye’nin kara çalmalarıdır. Bize karşı savaşan, bir gücün kara çalması da normaldir.

* Peki ya rejim…

Rejimin öyle abartılacak bir gücü de yok. Rusya, İran ve Hizbullah’ın gücü var. Diğer yandan da Suriye’nin muhalefeti diyebileceğimiz bir güç de yok. Hepsi dışarıdan getirilmiş ve dış ajandaların siyasetini yürüten gruplar. Bunlar da yıllardır Türkiye’nin isteği doğrultusunda Şêx Meqsûd’u bombalayan gruplardı.

* Türkiye’nin hesaplarının Halep’ten sonra Bab’ta da tutmadığını söyleyebilir miyiz?

Zaten Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) Minbic Zaferi’nin ardından Türkiye’nin tüm hamleleri alt üst oldu ve Rusya ile ilişki geliştirmeye başladı. Cerablûs’u, Şehba’yı ver Halep’i al demek El Nusra’nın hamiliğini kabul etmektir. Demek ki oradaki gruplar senin denetiminde. Demek ki Halep’in yaşadığı yıkım ve katliamlar hepsi senin tercih ettiğin şeylerdi. Böyle bir pazarlık yapmak için Halep’i bu duruma getirmiş oldun demektir. Şimdi de Cerablûs’u, Bab’ı Halep’i boşaltma karşılığında teslim ediyorsun. Ele geçirdiğin yerleri de İskenderun livası (Hatay) gibi kendi topraklarına katmak istiyorsun. Bu da Suriye’nin parçalanması demektir.

* Türkiye’nin Cerablûs, Şehba ve diğer Suriye bölgelerini işgaline karşı Suriye halklarının tutumu nasıl?

Suriye halkı bunu kabul etmiyor. Başta Şehba halkı olmak üzere Suriye halkları işgali kabul etmiyor. Çünkü Suriye halklarının geçmiş tecrübeleri var Türkiye’ye ilişkin. Türkiye, nereye girdiyse bir daha çıkmadı. Osmanlı örneğin Suriye halklarının hafızasında canlıdır. Zaten Erdoğan da yeni bir Osmanlı tavrıyla hareket ediyor. Buna karşı başta Minbic, Cerablûs ve Bab askeri meclisleri olmak üzere birçok grup direniş de sergiliyor. Hatırlayalım Türkiye Cerablûs’u işgal ettiğinde DAİŞ ve PYD’ye karşı buraya girdim, dedi. Ama girer girmez Cerablûs Askeri Meclisi ve Minbic Askeri Meclisi’ne karşı savaştılar. Amaçlarının DAİŞ ile mücadele olmadığını da ortaya koydular. Şimdi hala Minbic Askeri Meclisi’ne saldırıyor. Bütün dünya da bunu görüyor. Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki Türkiye hala DAİŞ’e karşı savaşmış değil.

* Türkiye saldırılarda ısrar ederek neyi hedefliyor?

Başından beri söylediğimizi tekrarlıyoruz: Bizler burada sınırın her iki tarafını da koruyoruz. Ama Türkiye son olarak Efrîn’e yaptığı saldırılarla da Rojava Devrimi’nin amacına ulaşmasını engellemek istiyor. Burada bizler de diyoruz ki vallahi de devrimimizi hedefine ulaştıracağız. Vallahi de billahi de kantonlarımızı birleştireceğiz.

Türkiye Musul ve Rakka operasyonlarına dahil edilmediği için Suriye’de işgale girişti. Ama Şehba’da direnişle karşılaştı, Minbic’te direnişle karşılaştı. Bizim ise Rusya ile ABD’nin desteğiyle ilerlediğimizi söylüyorlar. Anlamadıkları nokta bu. Burada devrimi de toprağının savunmasını da buradaki Kürt, Arap, Türkmen, Süryani, Êzidî halklarının çocukları yapıyor. Eğer bize destek verilirse eyvallah ama destek verilmezse de halklarımızın çocukları direnişini sürdürecek.

* Peki ya Suriye muhalefeti…

Artık Suriye’deki diğer gruplar da Türkiye’nin kendi çıkarları için onları sattığını görmeli. Türkiye kendi çıkarları için Suriye devrimini, Suriye’nin yerel muhalif gruplarını ve halkını sattı.

‘Rejim geç cevap verdi’

* Türkiye’nin Suriye topraklarını işgaline karşı rejimin tutumu nasıl?

Benim şahsi görüşüm rejimin elinde pek de fazla bir şey yok. Rejimi destekleyen devletler artık hakim. Rejim, Türkiye’nin işgaline tepki vermekte çok gecikti. Bab’a ilerledikten sonra bir cevap geldi ama geç kalınmış bir cevaptı. Şimdiye kadar Kürtler Suriye topraklarını bölmek istiyor deniliyordu ama kimin Suriye’yi bölmek istediği ortadadır. Eğer bizim Suriye’yi bölmek gibi bir derdimiz olsaydı Rakka’da ne işimiz var? Bilakis bizler demokratik bir Suriye için ortak güç olabilecek QSD’nin kurulmasına ön ayak olduk. Şimdi birçok güç orada yer alıyor ve demokratik bir Suriye için mücadele ediyor.

‘Türkiye arkadan vurdu’

* QSD Rakka’ya ilerlerken Türkiye’nin Minbic’e saldırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada rol alması gereken DAİŞ’e karşı mücadele ettiğini söyleyen uluslararası camiadır. QSD, Rakka’ya giderken Türkiye, Minbic’te onları arkadan vuruyor. Burada hem uluslararası anlaşmalar ihlal edilerek komşu bir devletin toprakları işgal ediliyor, hem de DAİŞ’e karşı mücadele eden bir güç sırtından vuruluyor. Bunu yapan Türk devletidir, izleyen de uluslararası camiadır.

Önceki

Vekilleri değil müdürü savundu

Sonraki

Bütçe ve yapısal reformlar