Kayıt defteriManşet

‘Büyükanne’ sonunda sahile yanaştığında…


“Çeşit çeşit malzeme ile tıklım tıklım doldurulmuş Granma, bütün ışıkları söndürülmüş olarak Tuxpan Limanı’ndan denize açıldı. Hava çok bozuktu. Bu yüzden deniz seferleri yasaklanmıştı. Ama nehrin denize kavuştuğu yer sakindi. (…) Ancak körfezden çıkar çıkmaz hepimizi deniz tuttu. Deniz tutmasına karşı anti-histamin haplarını deli gibi aradık, fakat bir tane bile bulamadık. Beş dakika kadar 26 Temmuz ve Küba milli marşlarını söyledik. O da işe yaramadı. Gemide durum hem gülünç hem de yürekler acısıydı. Hemen her köşede deniz tutmuş adamlar, elleriyle midelerini bastırarak kıvranıyorlardı. Bazıları kafalarını kovaların içerisine daldırmış, bir kısmı da üstleri başları kusmuk içinde ölü gibi yerlerde yatıyordu…”

fidel-3

60 yıllık bir hikâye

20’nci yüzyılın en büyük maceralarından biri işte böyle başlamıştı. 25 Kasım 1956’da saat 02:00’de başlayan yolculuk, Küba kıyılarında sona erdiğinde, tarih 2 Aralık 1956’tı; yani bundan 60 yıl önce…

Meksika, çoğu Moncada baskınına katılmış devrimcilerin adresiydi o günlerde. Meksika diktatörünün tacizi altında efsanevi gerilla komutanı Alberto Bayo’nun eğitmenliğinde hazırlık yapan devrimciler, titizlikle çalışmaktadır. Baskınlar ve tutuklamalara rağmen eğitim ve malzeme toplanması sürmekte, zaman zaman rüşvetle, zaman zaman koyu bir gizlilikle belalar savuşturulmaktadır.

Bu arada, Granma yatı da 10 Ekim 1956’da satın alınmıştır. 12 kişilik, 18 metre uzunluğunda 1943 yapımı bir gezi yatı olan Granma, doğrusu ismini hakedecek kadar yıpranmış durumdadır: Granma, yani Büyükanne!

Daha sonraları Fidel şöyle anlatacaktı: “Denizcilik konusunda pek bilgili değildik ve Granma’ya 82 kişi, üstüne de silahları, mühimmatı, yemek ve fazladan yakıtı eklediğinizde, gemi korkunç derecede yavaşladı. Dolayısıyla, 5 gün diye hesap ettiğimiz yolculuk 7 gün sürdü. Depoda sadece bir kaç parmak yakıtımız kalmıştı.”

Yolculuk ise ayrı bir trajikomik maceradır. Her türlü acemilik, hastalık… Amaçları aslında 30 Kasım’da Santiago de Cuba’da Frank Pais tarafından örgütlenen ayaklanma günü karaya çıkmaktır ama program aksayınca ayaklanmayı radyodan dinlemek zorunda kalırlar.

fidel-2

Gölgeler ordusu gibi…

“Aralık ayının ilk günü büyük bir heyecanla Cabo Cruz fenerini aramaya koyulduk. Suyumuz, yiyeceğimiz ve zamanımız azalmakta idi. Gözcüler teknenin orasına burasına koşarak fenerin ışığını seçmeye çalışıyorlardı. (…) Bir süre sonra nihayet feneri seçebildik. Ancak teknemizin çok yavaş yol alması nedeniyle yolculuğumuzun son birkaç saatlik kısmı bizler sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. En sonunda Küba’ya, gün ağarırken Colarados Plaji üzerindeki Belic denilen yerden çıkabildik. Çıkarmamız, bir sahil koruma gemisi tarafından tespit edilmiş, yerimiz telgrafla Batista ordusuna bildirilmişti. Büyük bir telaş içinde ve mümkün olduğu kadar az malzemeyle yatı terk ettik. Bataklıklar içine dalmakta iken Batista’nın uçakları bize bomba yağdırmaya başlamıştı bile. Tropik bitkilerin geniş yaprakları altında ilerlerken uçaklar tarafından görülmemiz imkansızdı ama yerimiz artık tespit edilmişti. Bölgenin coğrafi durumu üzerine yeterli bilgiye sahip olmadığımız ve araziyi bildiklerini iddia eden adamlarımız tarafından yanıltıldığımız için bu bataklıklarda saatlerce sürüklenmek zorunda kaldık. Adeta bir gölgeler ordusu halindeydik. Denizde yedi gün süren bir açlık ve deniz tutması döneminden sonra, karada da birbirinden korkunç tam üç gün geçirdik.

Meksika’dan ayrılışımızdan tam on gün sonra, dinlenme molaları ya da adamlarımızın bayılmaları yüzünden sık sık kesilen gece yürüyüşlerini tamamlayarak 5 Aralık sabahı Alegria de Pia diye anılan noktaya ulaştık.”

İşte böyle başladı her şey. O gün, gerilla birliği baskına uğradığında geriye ancak 12 kişi kalacak ama bu 12 azimli ve kararlı devrimci, birkaç yıl sonra büyük bir halk ordusuyla Havana’ya içeri girecektir. 60 yıl sonra bile hepimizi gururlandıran devrimci Küba’nın varlığını ve onurunu bütün dünyaya armağan etmek için…

fidel

Fidel şimdi tam orada işte…

Başlangıç ve son…

Son ve başlangıç…

Onun külleri, milyonlarca Kübalının gözyaşlarının tanıklığında 60 yıl önce gerillanın izlediği yolu bu kez tersine doğru izleyerek aynı sahillere geldi; denizden gelen yeniden denize dönüyor, görevini yapmış olmanın huzuruyla…

Güle güle Comandante!

İçin rahat olsun; dünyanın lanetli çocukları, başka bir dünyaya adım atmak için her zaman bir yerlerde kelepir bir yat bulacaklardır, için rahat olsun.

Derleyen: Arif Mostarlı