Köşe yazarlarıManşet

Saray’dan müzikal açıklama: “Onun aklı başında değil”


Dün Yeni Özgür Politika’ya yazdığım yazının ilk cümlesi şöyleydi:

“Erdoğan’ın aklı başında mı?”

Bu soruyu “psikiyatrik” bir soru olarak sormadım. Bu benim işim değil. Sorduğum soru “politik akıl” ile ilgiliydi.
Çünkü Erdoğan, “milletim idam istiyor” derken, kendi eliyle başını belaya sokmak üzere. Şu sırada iktidardan düşse ve “vatana ihanetten” yargılansa, topu topu “ağırlaştırılmış müebbed hapse” mahkum olur. Burası Türkiye. Bir kaç on yıl sonra da evine döner. Ya “idam” cezası yeniden gelirse?..

Bir insan bu ihtimali politik açıdan düşünemiyorsa, bilelim ki onun “aklı başında” değildir.

Diyelim ki, işin bu kısmı Erdoğan’ın “kaderi” ile ilgili.

Ya Suriye hakkında ağzından kaçırdığı gerçek niyeti? Söyleyin bana. Buna ne diyeceğiz? Erdoğan düne kadar “biz ülkemizin güvenliğini korumak için, koalisyon güçlerinin de savaştığı DAEŞ’i sınırlarımızın ötesine sürmek amacıyla ve ÖSO’ya destek verme dışında Suriye’ye girmedik” derken, birden bire, muhtemelen aklı karıştığı için şöyle deyiverdi:

“Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için biz oraya (Suriye’ye) girdik.”

Lütfen ifade buyurun: Aklı başında olan bir devlet reisi böyle bir laf eder mi? Çünkü bilir ki, o zaman, başka devletlerin reisleri de aynen kendisi gibi konuşmaya başlar.

İşin kötüsü, Erdoğan ABD’ye, Rusya’ya, Suriye’ye ve İran’a rağmen Suriye topraklarında uzun süre barınamaz.

Ama ya Rusya “Devlet terörü estiren zalim Recep’in hükümdarlığına son vermek için biz Kars-Ardahan’a girdik, Boğaz’da demirledik” diyerek Türkiye’ye girerse? Olur mu demeyin. Rusya, malum Ukrayna’ya girmekle kalmadı, onu böldü, Ukrayna toprağı olan Kırım’ı kendi topraklarına katıverdi. Arkasından Suriye-Hizbullah orduları Hatay’a dalarsa? Erdoğan El Bab önlerinde bozguna uğradığı, derken “Mr. Dollar” tarafından allak bullak edildiği zaman, Saray’ın masasına Hatay faturası kendiliğinden gelir. Ya sonra? “Burnumuzun dibindeki adaları aldılar” lafını kayda geçiren Yunanistan ile “Güney Kıbrıs” dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti bir lahzada “Kuzey Kıbrıs”tan Erdoğan’ı kovalar.

NATO ne yapar?

Şanghay Beşlisine “iltihak” eden adama ne yapılırsa onu yapar. NATO’nun 5. Maddesi bu meselede “geçersiz” ilan edilir, olur biter.

Zaten şu sıra Erdoğan’ın “aklını başına” getirmek amacıyla bazı kıpırdanmalar da başladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, İran Dışişleri Bakanlığı ve Suriye Dışişleri Bakanlığı “açıklama beklediklerini” ilan etti. Laf arasında Erdoğan’ın bu lafları “aklı başında” değilken söylediği de hissetirilmedi değil.

Ama daha fenası bizzat Erdoğan’ın Saray’ından yapılan açıklamaydı. Saray sözcüsü Rus ajansı Sputnik’e aynen şöyle dedi:
“Erdoğan bu açıklamayı dün yaptı ancak bu sözler ‘harfi harfine’ ele alınmamalı”.

Sözcü ne demek istiyor? “Reis’in aklı başında değil” mi demeye getiriyor? Bilmiyoruz. Ama şunu da bilmiyoruz: Erdoğan’ın yukarıdaki cümlesini “harfi harfine” ele almayacaksak, nasıl ele alacağız?

Alamayacağız. Çünkü Saray “yetkilisi” devamla şöyle demiş: “Erdoğan’ın açıklamasıyla ilgili resmi yorumlar sadece Türkiye’nin üst düzey yöneticileri tarafından yapılabilir”.

Sanıyorum artık anladınız. Bizzat Saray’daki “yetkililer” tüm dünyaya diyorlar ki, “siz Erdoğan’ın laflarına aldırmayın, o lafları bizim nasıl yorumladığımıza bakın”…

Çok iyi olmasına çok iyi de, “Erdoğan’ın tefsircileri kim?” “Erdoğan konuşacak, bilmediğimiz birileri yorumlayacak”. Bilen var mı? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Biz ve dünya Erdoğan’ı kafaya takmayacağız takmasına da, kimi kafaya takacağımız belirsiz.

Benden söylemesi: OHAL’de bile “Erdoğan’ı takmayın, bize bakın” diyerek “reis’e çizik atan” odak hangi odak ise, yarın bu odak şimdi “çizik attığını” yemin billah ediyorum, yargılar.

Eeee… Bir de Bahçeli’nin ipiyle “idam meydanına” indirildiğini düşünün…Tevbe!…Allah yazdıysa bozsun.

Ben bu yazıyı yazarken Kalın’ın sazı ve sesi Saray’dan dünyaya yayılıyordu:

“Son zamanlar yaptıklarına bakma ne olursun

Onun aklı başında değil.

Sana söylediklerini kafana takma ne olursun,

Onlar ipe sapa gelir şeyler değil”.