Köşe yazarlarıManşet

Savaş ve İşçi Sağlığı (3) mevsimlik tarım işçiliği


Türkiye’nin yakın tarihinde Kürt illerinde milyonlarca insan zorla yerinden edilmiş ve mülksüzleştirilmiştir. Mevsimlik tarım işçiliği ve bu alandaki işçi sağlığı sorunları bu politikaların en gözle görülür olumsuz örnekleriyle doludur.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre sayıları 300.000 civarında verilen mevsimlik gezici tarım işçileri fiilen kayıt dışılar ve çocuklar ile birlikte en az bir milyonluk bir nüfusu kapsamaktadır. Mevsimlik tarım işçileri temiz su, elektrik, çöp ve atık giderme, tuvalet ve kanalizasyon sistemlerinden yoksun ilkel barınma koşullarında yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Barınma alanları, yerleşim merkezlerinin uzağında tutulmakta, dere kenarı, bataklık gibi yerlerde kurulmakta, işçi aileleri çalıştıkları bölgenin yerleşim merkezinden sağlayabilecekleri hizmet ve sosyalleşme olanaklarından dışlanmaktadırlar. (1) Kürt işçiler çalıştıkları bölgelerde Kürtçe konuştukları için toplumsal hayattan dışlanmakta, devletin güvenlik kurumları ve yerli halk tarafından potansiyel suçlu muamelesi görmekte ve kimi zaman ırkçı linç girişimlerinin hedefi olmaktadırlar. (2) Tarım işçilerinin kendi ifadeleri yaşadıkları sorunları istatistiklerden çok daha çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır; ‘Karadenizli işçiler 8 saat çalışıp 40 lira alıyor, biz 14 saat çalışıp 32 lira alıyoruz. Biz işi daha iyi yapıyoruz, bunu da biliyorlar.’ ‘Her yıl aynı şey oldu, biz geldikten sonra etrafta silah atışları yaptılar.’ ‘Akşam bize kalmak için verdikleri yeri taşlamaya başlayıp bütün camları kırdılar. Biz ne yaptık? Çalışmaya gelmiştik.’ (3)

Türkiye’de mevsimlik tarım işçileri ve aile üyelerinin yüzde 40’ı 14 yaş ve altındadır. Tarımsal üretimde erkekler makine kullanımının olduğu işlerde uzmanlaşırken kadınlar, emek yoğun tohumlama, yabani ot ayıklama, çapalama ve hasat gibi işleri üstlenmektedir. Dolayısıyla kadınlar özellikle işlerin arttığı dönemlerde erkeklerden daha uzun ve daha ağır koşullarda çalışmaktadırlar. Kadınların çoğu ücretsiz aile işçisidir, ücretli çalışan kadınlar ise eşit işe eşit ücret alamamaktadırlar. (1) Ortalama 3 ila 5 saat ev işleri ve bakım hizmetleri de düşünüldüğünde kadınların günlük çalışma süresi 17 saate yaklaşmaktadır. Ayrıca kadınlar, göç yollarında ve gittikleri bölgelerde taciz, tecavüz, kadın cinayetlerine maruz kalmaktadırlar. (2)

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporuna göre 2015 yılında hayatını kaybeden 1730 işçiden 405’i tarım ve orman işkolunda idi. (4) Meslek hastalıklarına bakıldığında çeşitli çalışmalarda tarım işçilerinde çeşitli kanser hastalıklarının sıklığında artış bildirilmektedir. Mesleki solunum sistemi hastalıkları ile beraber, ağır kaldırma, taşıma, uzun süre ayakta durma, barınma koşullarının uygunsuzluğu gibi faktörler tarım işçilerinde, bel ağrısı, bel fıtığı gibi çeşitli kas-iskelet sistemi hastalıklarına neden olmaktadır. Yoğun çalışmanın yarattığı stresle birleşen ayrımcılık ve ötekileştirme, anksiyete ve depresyon gibi intihara kadar varabilen ciddi psikiyatrik rahatsızlıklara neden olmaktadır. (1)

Mevsimlik tarım işçileri iş cinayetleriyle hayatlarını, meslek hastalıklarıyla sağlıklarını kaybederken, devletin şiddet zemininde körüklediği ayrımcılık politikaları ile her türlü sosyal baskıya maruz kalmaktadırlar. Temel olarak sınıfsal konum düzleminde belirlenen mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı işçi sağlığı sorunları, savaşın yarattığı koşullarla yaygınlaşmakta ve derinleşmektedir.

1-) Kapitalizmin Topraktaki Vahşi Yüzü: Mevsimlik Tarım İşçiliği – Coşkun Canıvar (15 Eylül 2013-sendika.org)

2-) Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı Sonuç Bildirgesi – 10 Nisan 2013

3-) Mevsimlik Tarım İşçileri Örgütleniyor – Ayşe Küçükkırca (30 Nisan 2013 – birdirbir.org)

4-) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2015 İş Cinayetleri raporu

Engin DEMİRDÖKEN