Köşe yazarlarıManşet

Demokrasi düşmanlığı Kürt düşmanlığıdır


Türkiye’de Kürt düşmanlığının demokrasi düşmanlığı, demokrasi düşmanlığının Kürt düşmanlığı olduğu anlaşılmadan doğru bir siyasi çizgi tutturulamaz. Türkiye’de yaşanan sorunların altındaki gerçeklikler anlaşılamaz. Türkiye’de Kürtler yararlanır diye demokratikleşme adımları atılmadığı gibi demokratlar ve demokrasi, Kürtlerden yana bir tutum ve durumu ifade ettiği için demokratlara ve demokrasiye düşmanlık yapılmaktadır. Son zamanlarda demokratların ve demokrasi güçlerinin üzerine şiddetle gidilmesi bu nedenledir. Ancak Kürtlüğün ağza alınmadığı bir “demokrasi” ve “demokratlık” kabul edilebilir. Böyle olmayan demokrat da demokrasi de mevcut Türkiye yönetimleri için düşman kategorisinde görülür.

Türkiye Kürt sorununu çözemediği müddetçe demokrasi düşmanlığını sürdürecektir. Çünkü demokratik bilinç ve demokrasi anlayışı gelişirse toplumda Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesi isteği ortaya çıkar. Artık Kürtlerin özgürlük ve demokrasi talebi, Kürtlerin özyönetim isteği bölücülük olarak sunulamaz. Bu nedenle Türkiye’nin gerçek demokratları üzerinde baskı kuruluyor ve zindanlara atılıyor. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay bu nedenle tutuklanmışlardı. Şu anda tutuklu bulunan tüm demokratlar ve aydınların suçu da AKP’nin Kürt politikasını kabul etmemesidir. Kürt sorununun demokratik çözümünü dillendirmeleridir. Çünkü AKP-MHP faşist iktidarı “ne Kürt sorunu? Böyle bir sorun yoktur, bunu dillendirenler de bölücülere hizmet edenlerdir” diyor.

Tayyip Erdoğan 2002 yılında “düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur” demişti. AKP-MHP iktidarının şimdiki yaklaşımı Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılındaki yaklaşımıdır.

Demokrasi denilince, demokratik adım denilince Türkiye’de akla gelen iki konu vardır. Birincisi Kürt sorunu, ikincisi ise Alevilerin sorunlarıdır. AKP-MHP iktidarı en fazla da bu iki konunun gündeme getirilmesine alerjidirler. Bu iki konuyu duymak bile istemiyorlar. Onlara göre tek millet vardır; o da Türklerdir. Tek bir inanç vardır, o da Sünni İslam’dır. Dolayısıyla herkes Türk ve İslam olmalıdır.

Demokrasi ve demokratlık Kürtleri soykırıma uğratmada zorluk çıkardığından bu tür şeylerden kurtulmak istiyorlar. En son Avrupa Birliği’nden çıkarsak elimiz rahatlar denilmesi de Kürt sorunuyla ilgilidir. Avrupa Birliği’nden çıkarsak, şu bu demokrasi normu önümüze getirilmez, böylece Kürt soykırımını sürdürmede elimiz rahatlar demektedirler. Bunu da açık ifade etmektedirler.

Türkiye şimdiye kadar Avrupa Birliğiyle ilişkilerini kullanarak Kürtler üzerindeki soykırım politikasını rahat yürütüyor, Kürt halkının özgürlük mücadelesi üzerinde baskı ve zulüm politikasını engelsiz sürdürüyordu. Zaten Avrupa Birliği gibi kurumlara da bunun için girmişlerdi. Ancak şimdi Avrupa Birliği bazı demokratik normları hatırlatınca ve bazı demokratik ölçülere bağlı kalınmasını isteyince “kimse bize ne yapacağımızı söyleyemez” demiştir. Avrupa’ya kabadayılık yapmaktadırlar. Şimdiye kadar Avrupa ile ilişkilerini Kürt halkının özgürlük mücadelesini bastırmada kullanan Türkiye ve AKP iktidarı, şimdi neden bu kadar tutuklama yapıyorsunuz, belediye eşbaşkanları ve milletvekilleri tutukluyorsunuz denildiğinde bağırıp çağırıyor. Açıkça Avrupa’ya bizim Kürtleri bastırmamıza neden karışıyorsunuz, diyor.

Türkiye’nin şu anda Avrupa ile ilişkilerinin bozulması demokrasi karşıtlığından ileri geliyor. Bunu yaratan da Kürt karşıtlığıdır. Türkiye demokrasi düşmanı olduğu takdirde bugün Avrupa ile yarın da başka güçler ile kavga eder. Çünkü günümüz dünyasında hiçbir siyasi güç Kürt soykırımına ortak olmak istemez. Rusya da bu soykırıma ortak olmak istemez. Bu nedenle Şangay Beşlisi’ne katılırız demenin de bir anlamı yoktur. Rusya eksikliği ve yetersizliği de olsa tüm halkların özerk yaşamını kabul etmiş bir devrim yapan ülkedir. Demokratik değerleri Avrupa’dan az değildir.

AKP-MHP faşist iktidarı Avrupa Birliği’nden çıkarız narası atıyor. Bizce de mevcut Türkiye’nin Avrupa Birliğinde işi olamaz. Türkiye Avrupa’dan koparsa üzerindeki tüm özel savaş örtüleri kalkar ve gerçek karakteriyle dünyanın önüne çıkar. Böylece Türk devletinin içeride ve dışarıda psikolojik savaş sürdürme imkanı zayıflar. Bu da Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin mücadelesinin daha etkili sonuçlar almasını sağlar. Yüzündeki demokrasi maskesi düşerse halklar demokrasi mücadelesini daha doğru ve etkili verir.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir derler. AKP-MHP iktidarının Avrupa Birliği’nden çıkmak istemesi her şeyin yerli yerine oturmasını ve gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlar. Bu da demokrasi güçleri ve Kürt halkının AKP-MHP iktidarına karşı yürüttüğü mücadelenin daha etkili olmasını ve sonuç almasını beraberinde getirir.

Orhan Cemal Keskin