EmekManşet

‘Türkiye’de iş güvenliği yok sayılıyor’


İstanbul’da düzenlenen 1. Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konferansı’nda iş güvenliği sorunları tartışıldı. Katılımcılardan Hollanda Sendikalar Konfederasyonu Temsilcisi Ton Kitzen, ‘Türkiye’nin yasası daha gelişkin olduğu halde yasalara göre davranılmadığı için işçi güvenliği yok sayılıyor’ dedi

İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ev sahipliğinde 1. Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konferansı gerçekleştirildi. “Hayatımızı kazanırken kaybetmemek için bir örgütlenme alanı olarak işçi sağlığı ve iş güvenliği” şiarıyla gerçekleştirilen konferansta birçok ülkeden katılımcı da bulundu.

‘İSİG çökmüş durumda’

Konferansın açılış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, önceki gün yaşamını yitiren Küba Lideri Fidel Castro’yu anarak sözlerine başladı. Türkiye’nin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Beko, Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının çökmüş durumda olduğunu belirtti. Beko, “Çökmüş sistem üzerine yeni bir yasa çıkarmak, mevzuat düzenlemeleri yapmak hiçbir işe yaramamaktadır” dedi.

‘Sistemin fıtratında var’

“Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliğinin ekonomi-politiği” başlıklı oturumunda konuşan Doç. Dr. Hakan Koçak, Şirvan’daki maden cinayetini hatırlattı. İş cinayetlerinin sistemin fıtratında olduğunu ifade eden Koçak, iş cinayetleri meselesine bilimsel, ekonomi-politik olarak bakmak gerektiğini belirtti.

‘Sendikacılık suç sayıldı’

Konferansta konuşanlardan KESK Hukuk, TİS, Uluslararası İlişkiler Sekreteri Fatma Çetintaş ise güvencesiz çalışma biçiminin kamu da da yaşandığını kaydetti. Kürdistan’da yürütülen savaşın kamuda işçi sağlığı ve iş güvenliğine etkilerine dikkat çeken Çetintaş, “Kamu alanında ‘terör’ denilerek sendikal faaliyetler suç sayıldı. Sokağa çıkma yasağı uygulanan kentlerde hastanelerimiz, okullarımız karargah oldu. Yayımlanan KHK’lar ile kamu emekçilerine yönelik cadı avına başlandı” diye konuştu.

‘Soma sosyal felakettir’

Ardından Soma Katliamı’na ilişkin sunum yapan TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Besleme, Soma Katliamı davasında yaşananlara doğal afet denildiğini hatırlattı, “Doğal afetler anlıktır, veri yoktur. Soma’daki doğal afet değil sosyal felakettir. Soma’yı iş kazası olarak düşünmüyoruz” diye konuştu. Her koşulda facianın önlenebileceğinin altını çizen Besleme, katliamının temel nedeninin neoliberal politikalar, esnek çalışma, taşeronlaştırma olduğunu vurguladı.

‘Türkiye’de yasalar uygulanmıyor’

“İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde uluslararası sendikal deneyimler” başlıklı oturumda Hollanda Sendikalar Konfederasyonu (FNV) Temsilcisi Ton Kitzen sunum yaptı. İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin Türkiye’de de yasal düzenlemeler olduğunu ifade eden Kitzen, “Türkiye’nin yasası daha gelişkin olduğu halde yasalara göre davranılmadığı için işçi güvenliği yok sayılıyor” dedi. Hollanda’da işçilerin birçok sorunla karşılaştığını ve yapılması gereken çok şey olduğunu belirten Kitzen, “Hollanda’da durumla ilgili iş konseyleri var ve konseyler sendikadan seçilmiş kişilerden oluşuyor. Patronlar iş konseyi üyelerini işten kovamıyor, yasalar sendika ve konsey üyelerini koruyor” diye konuştu. İşçilerin herhangi bir tehlike gördüğü anda işi bırakabileceğini, durumu sendikaya bildirebileceğini ifade eden Kitzen, bunun için işi durdursa bile para kaybı yaşamayacağını belirtti.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi üyesi Akademisyen Aslı Odman da, Türkiye’deki iş cinayetlerinin ‘az gelişmişlik’ sorunu değil, ‘gelişme/kalkınma’ sorunu olduğunu belirtti. İngiltere’de de yoğun kampanyalar olduğunu ifade eden Odman, 28 Nisan’ın İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü ilan edilmesi gerektiğini belirtti.

‘Sermayenin kârı arttıkça biz ölüyoruz’

Konferansta konuşan bir diğer isim ise DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu oldu. İş cinayetleri konusunun sendikal mücadelede çok önemli olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, Sêrt’in (Siirt) Şirvan ilçesinde yaşanan iş cinayetini hatırlattı, “Sermaye zihniyeti güvencesizleştirerek, taşeronla, kiralık işçilikle, üretim zorlanarak, sendikasızlaştırarak daha çok ölüyoruz” dedi. Türkiye’deki iş cinayetleri ile ilgili verileri paylaşan Çerkezoğlu, “Madencilik sekretöründe kârın en yüksek olması, aynı oradan iş cinayetlerinin en yüksek olduğu sektör” diye konuştu. Türkiye’de çalışma koşullarının esnekliğini vurgulayan Çerkezoğlu, patronların ve devletin işçilere sendikal haklarını kullandırtmadıklarını kaydetti. İktidarın bu ölümlerin önünü açtığını dile getiren Çerkezoğlu, OHAL koşullarında emeğin de baskılandığını ve baskılanacağına belirtti.

İSTANBUL