Haber

Bab geçidinde kaos


AKP İktidarı, dış politikayı lineer reel politik düşünüyor. Yani düz çizgide askeri güç üzerinden determinist hayaller kuruyor. Ne kadar güvenlik korkusu yaratırsa, sosyolojik gerçeklikleri bastırmak için ne kadar beka endişesi boca ederse, askeri gücü alabildiğine kullanırsa sonuçlara ulaşabileceği algısına kapılmış. Oysa sosyolojik farklılıklar, meşru hakikatler, kimlikler, moral değerler, etik çizgiler ve diplomasinin dışlandığı yerde kalıcı zaferler elde edilemez.

Bakın Uluslararası İnsan Hakları Merkezi verilerine göre ABD ordusu, Vietnam’da 8 milyon ton bomba kullandı (II. Dünya Savaşı’nda tüm devletlerin kullandığının 3 katı), yani her 40 Vietnamlı’ya 1 ton bomba düştü. Eğer orduyla olsaydı, Fransa ve ABD’nin Napalm bombaları da kullanıp 3 milyon kişiyi öldürdüğü, ABD’nin 58 bin kayıp verdiği Vietnam’da aşçı yardımcılığından gerilla liderliğine uzanan Ho Chi Minh ve köyden çıkıp gerilla komutanı olan Vo Nguyen Giap gibi isimlerin yönettiği gerillalar karşısında rezil olup kaçmazdı. Sonunda ışığa kavuşan Vietkong gerillaları oldu. Yine Meksika’dan Granma yatına 82 kişi binmiş, kıyıda baskın yiyince Sierra Maestra Dağları’na 12 kişi varabilmişti. Bu küçük gerilla birliğinin halkla bütünleşip 2 yılda ABD destekli Fulgencio Batista diktatörlüğünü yıkmasının ardından ABD’yi Domuzlar Körfezi’nde bozguna uğratmasını unutmayın. Bunları Bab’a getirmek için yazdım.

Rusya mı İran mı vurdu?

TSK-ÖSO, Suriye’de Rojava merkezli federasyonun oluşmasına set çekeceği sanrısıyla Bab’a ilerliyordu. TSK, Bab’a da bir-iki km yaklaştı. Rojava güçlerinin 73 günde aldığı Minbic’in köylerini de bombaladılar. Lakin büyük şok yaşandı. Bab yakınındaki TSK Karargahı uçakla vuruldu, TSK 4 özel harekatçı kaybetti, çok sayıda asker yaralandı. (24 Kasım 2016) Hemen yayın yasağı kondu. Karargah, Türkiye’nin Rus uçağını Hatay sınırında düşürmesinin günü gününe birinci yıldönümünde vurulurken, TSK “Suriye rejim güçlerince gerçekleştirildiği değerlendirilen hava saldırısı” diye duyurdu. Benzer bir saldırıyı ABD Eylül 2016’da Der Zor’da Suriye karargahını vurarak, Rusya, Fırat Kalkanı bünyesindeki ÖSO’yu Ekim 2016’da Bab’ın batısına düşen Tall Nayif bölgesinde vurarak yapmıştı. Rojava’dan sapan taşı dahi Türkiye’ye atılmadığı halde her fırsatta höyküren Ankara’da Bab vakası sonrası ağızlara fermuar çekildi. Çünkü sözkonusu olan Suriye’yi yöneten Rusya ve İran idi.

Kim vurmuş olabilirdi? Kanaatimce, uçaklar İran planlamasıyla vuruldu. Dışişleri Bak. Çavuşoğlu ve MİT Müsteşarı Fidan, şafakta İran’a gönderilip Cumb. Hasan Ruhani ve Dış Bak. Cevad Zarif ile görüşmesi (26 Kasım 2016) de manidar değil mi? İran; Türkiye ile Tel Afer, Başika üssü krizi yaşıyordu. İran, Suriye’de çok önemsediği Halep gibi yerlerde generallerini, askerlerini kaybederken; Rusya, Türkiye uçaklarına Suriye hava sahasını, tanklarına koridor açıp, arkadan milyarlarca dolarlık işler kotarıyordu. İran, hava sahası açma durumundan hazzetmiyordu ve bunu Şam üserinden dile getiriyordu. Nitekim Rusya’nın Fırat Kalkanı’na izin vereceği anlaşıldığında İran, Hamedan Üssü’nü Rusya uçaklarına kapatmıştı ve Rusya bu üssü 22 Ağustos’tan beri kullandırmıyordu. İran; Bab’ı alan ÖSO’nun Halep’te İran, Baas ve Hizbullah güçleri için tehdidinin artacağını düşünüyordu. Saldırı Rus uçağının düşürülmesinin yıldönümüne de denk getirilerek, hem Moskova’nın duyguları okşandı, hem muğlaklık yaratıldı. Şiilerden oluşan Haşdi Şabi milislerinin IŞİD işgali altındaki Tel Afer’e girmelerinden hemen sonra yapılan saldırıyla “kırmız çizgi” ilan edip sınıra asker yığan Türkiye’nin dikkatinin dağıtılmak istendiği söylenebilir. Rusya yapmış olabilir mi? Rus uçağı düşürülmesi krizi aylar sonra anlaşmayla atlatılsa da Moskova intikam için zaman kolluyor. O zaman bu zaman değil. Lakin göz yuman Rusya’dır. Rusya, zamanı bekler ancak “vurayım” diyeni durdurmaz.

Hasta la victoria siempre

Rojavalı bir yöneticiye sordum. İdlib, Halep bölgesini rahatlatmak için Rusya’nın yaptırdığını söyledi: “Suriye kendi başına Türkiye’ye karşı yapamaz. Rusya’nın kararı.” İran’ı sorduğumda ise “İran da yapmış olabilir Rusya’nın onayıyla. İran da yapsa mutlaka Rusya’nın onayını almak zorunda” dedi. TSK’nın IŞİD’den alınan Minbic köylerini bombalaması konusunda ise, ABD’nin Türkiye’yi Minbic’e sokmayacakları yönünde söz verdiklerini kaydetti. Yetkili, ABD seçimlerinden dolayı bir boşluk olduğunu, Türkiye’nin bundan yararlanıp ilerlemek istediğinin altını çizdi. Son kertede Suriye’de operatif olursa her istediğini elde edeceğini sanan AKP büyük kaybeder. Bab kuzey-güney ve Halep-Rakka-Irak hattında stratejik bir geçit ve Rusya, hava sahasını açık tutmayı sürdürürse İran ile ciddi anlamda sürtüşebilir. Ortadoğu’da gelecek ise hayatını kaybeden Comandante Fidel Castro’nun ağzına çok yakışan “Hasta la victoria siempre” ruhu taşıyanlarındır. AKP, Fidel’in ve Küba’nın tarihi okunursa bu daha net anlaşılır.