Kayıt defteriManşet

Çadırın üzerinde o bayrak vardı ama…


“Bacağından aldığı yarayla yerde yatan bir kadın gördüm. Askerlerden biri kılıcını çekerek kadının yanına geldi. Kadın kendini korumak için kolunu kaldırdı ama asker kılıcıyla vurarak kolunu kesti. Bu kez öbür kolunu kaldırdı, asker kılıcıyla onu da kesti. Sonra onu öldürmeden öylece bırakıp gitti. Ertesi gün savaş meydanında dolaştığımda, kafa derileri yüzülmemiş tek bir kadın, erkek ya da çocuk ölüsüne rastlamadım.”

Çiftçi Robert’in sözleri bunlar… Bent Sand-Creek (Kum Deresi) Katliamı’ndan söz ediyoruz. Bundan tam 152 yıl önce 29 Kasım 1864’te çoğu çocuk ve yaşlı 500’den fazla Kızılderilinin katledildiği Amerikan tarihinin en büyük kıyımlarından biri…

12ender1

Vahşileri kovmak…

İç savaş yıllarıydı o günler; iç savaş aynı zamanda talan ve el koyma da demekti ve bölgede yaşayan Kızılderililer, demiryolu, altın ve toprak talanının önünde en büyük engel olarak görülüyordu. Aslında büyük toprak sahipleri ve savaş baronları bu “vahşi” sürüsünün yok edilmesine çoktan karar vermişti ve onları topraklarından koparıp belli kamplara toplama iş başlamıştı

Oysa daha bir yıl önce, Başkan Lincoln, Cheyenne Kabilesi’nin şefi Kara Kazan ve diğer şefleri başkente davet edip madalyalar vermiş, bir de ABD bayrağı armağan etmişti! Ama Kızılderililer, bu bayrağın hiç hayrını görmediler! Onlar döndüklerinde, kara propaganda çoktan başlamıştı. Özellikle Denver’de yayınlanan en büyük günlük gazetenin sahibi, William N. Byers, Kızılderililere karşı tek çözümün “topyekûn imha” olduğunu ısrarla yazıyordu: “Kızılderili ırkın üstünlüğüne inanmakta olan doğudaki hümanistler bizim politikalarımız karşısında yaygarayı kopartacaklardır ama şimdi ne bunlar üzerine kafa yormanın ne de vicdan azabı çekmenin zamanıdır.”

Colorado Valisi John Evans ise açıkça, “Bir Kızılderili’yi öldüren her kişi yurtseverdir” diyordu. Oluşturulan 3. Süvari Birliği’nin komutanı Albay John Milton Chivington yaşlı, genç ve bebek ayrımı yapmamakta, bebeklerin katledilmelerinin sebebini ise “Bit yumurtasından bit olur” diyerek açıklıyordu!

12ender-pet

Tuzak kuruluyor

Önce toplam 750 kişiden oluşan iki kabile bir kış kampına yerleştirildi. Silahlarını teslim edip kamptan çıkmayacaklarına dair söz verdiler. Kabile reisi Black Kattlle’nin çadırının üzerinde beyaz bir bayrağın yanı sıra Lincoln’un kendisine hediye ettiği ABD bayrağı da vardı.

Ama kamp aslında bir tuzaktı. 27 Kasım gecesi askerler, kampa doğru yola çıktılar. 29 Kasım 1864 sabaha karşı Chivington komutasındaki alay daha uykuda olan köyü kuşatıp ateşe başladı. Chivington, askerlerine “Kızılderilileri çocuk, genç ve yaşlı demeden  her türlü yöntemle öldürme ve kafa derilerini yüzme” emrini vermişti.

29 Kasım sabahı yaklaşık 500 Kızılderili öldürülmüştü. Kızılderililer sadece öldürülmekle kalmamış, cesetlerin neredeyse tümünün kafa derisi yüzülmüş, organları parça parça edilmişti. Ölümle tehdit edilerek Kızılderililerin kampını askerlere göstermeye zorlanan çiftçi Robert Bent, olanları şöyle anlatıyordu. “Kampa yaklaşınca, Amerikan bayrağının dalgalandığını gördüm. Kara Kazan’ın etrafında toplanan halkına uzaklaşmamalarını söylediğini işittim. Askerler birden binlerce mermiyi silahsız yerlilerin üzerine boşaltmaya başladılar. Kanımca hepsi 600 kişi civarında idi. Ama bunların içinde sadece 35 kadar savaşçı, bir o kadar da ihtiyar bulunuyordu. Diğer erkekler kampın uzağında avlanmaya gitmişlerdi.”

12ender2

‘Söz konusu olan rantsa…’

Çok sonraları, Albay Chivington’un katliamda oynadığı rol belirlense de hiçbir ABD mahkemesi onu yargılamadı. Katliamdan eşiyle birlikte ağır yaralı kurtulan Kara Kazan ise 1868’de başka bir katliamda öldürüldü.

Ama hepsi bu kadar değil, hikâyenin devamı çok tanıdık. 3. Alay’daki “gönüllü”lerin çoğu aslında, bölgedeki topraklarda gözü olan çiftçiler ve maceracılardan oluşuyordu ve bu kadar “zahmet”in ardından Cheyenne arazilerine elbette onlar el koydular. Arazilerin bugünkü sahiplerinin çoğunun, 3. Alay askerlerinin torunları olması, bu yüzden kimseye şaşırtıcı gelmiyor. Ve Cheyenne topraklarının üstünde, yine aynı çok yıldızlı ABD bayrağı dalgalanıyor; hani şu temiz yürekli Kara Kazan’ı katiamdan koruyamayan bayrak…

Arif Mostarlı