Kültür-SanatManşet

‘Acıları belgelemek istedim’


Yönetmen Mustafa Ünlü’nün 102 barış savunucusunun hayatını kaybettiği Ankara Katliamı’nı anlatan ‘Ah’ Belgeseli, Amsterdam’da izleyici ile buluştu. Yönetmen Ünlü, belgeseli çekme nedenine ilişkin ‘Böylesi vahşet tablolarını olağanmış, olabilirmiş gibi görenler; ‘ama’ları, ‘fakat’ları olanlar daha da fecisi, ‘oh olsun’ diyenler nasıl bir gerçekliğin içine düştüğümüzü görsünler diye çektik’ dedi.

Bayram Balcı

Yönetmen Mustafa Ünlü, Ankara Katliamı’nda hayatını kaybeden 102 barış savunucusunu, yaralanan ve yaşamının yitirenlerin yakınları ile görüşerek belgeledi. Mustafa Ünlü’nün “Ah” adını verdiği Ankara Katliamı Belgeseli, 16-26 Kasım tarihleri arasında Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenlenen Uluslararası Belgesel Festivali’nde izleyici ile buluştu. Belgesel Türkiye’de AKP rejimi ve DAİŞ hakkında bilgi veriyor. 12 Eylül askeri darbesinin anlatıldığı belgesel ile Mardin ve Midyat’taki Süryani cemaatinin anlatıldığı Suryoyo/The Suryoyo ve İstanbul Rum cemaatinin dünü ve bugününün anlatıldığı belgesel filmleriyle tanınan Ünlü ile Ankara Katliamı Belgeseli hakkında konuştuk.

*’Ah’ Belgeseli’ni yaparken hedefiniz neydi, Ankara Katliamı hakkındaki düşüncelerinizi de öğrenmek isterim?

Benim işim belgesel film yapmak. Böyle bir şeyi kaydetmek, bir araya getirmek, izlenmesini sağlamak. Geleceğe kalmasını sağlamak. Yaşayanlar, onların yakınları, yoldaşları asla unutmayacak tabii ama toplumsal belleğimize de kazınmasını sağlamak zorundayız. 10 Ekim Katliamı ve bunun gibi olayları kim, nasıl tezgahlıyor, kimin işine yarıyor; böylesi bir vahşet, şiddetle hangi aşağılık, insanlık dışı emeller var, er ya da geç ortaya çıkacak. Hiç kuşkum yok. Ama o gün geldiğinde bunlar siyasi tarihin, toplumsal tarihin daha mesafeli, duygusuz diliyle aktarılacak; hukukçuların iddia metinlerinin diliyle yazılacak. Bir de herhalde, yaşayanlar, elbette duygulu, acılı ama yine de aradan geçen zamanın soğukkanlılığıyla anılarını paylaşacaklar.

*Böylesine büyük bir katliamı anlatabilmek oldukça zordur. Siz bu duygusal zorluğu nasıl aştınız, çıkış noktanız ne oldu?

Ben orada olsaydım bu belgeseli yapamazdım. Çekimlere Kasım 2015’te, katliamın üzerinden daha bir ay geçmemişken, insanların acıları, yaşadıkları travma daha tazeyken, her şey çok sıcakken başladım belgeseli çekmeye. Amacım, böylesine büyük bir katliamı yaşayan, yaralanan ve yakınlarını kaybeden insanların hissettiklerini, acılarını, duygularını belgelemekti. “Ah” Belgeseli için yola çıkış noktamız orada o korkunç anları yaşayanların derin acılarını, ilk zamanlardaki başa çıkılması çok güç travma halini, yitirenlerden kalan büyük boşluğu, inanılmaz bir haksızlığa, düşmanlığa hedef olma durumunu kaydedip saklayabilmekti.

*Belgeseli hazırlarken kimler ile görüştünüz?

10 Ekim’de, o barış meydanında ölmeyen 25 kişinin gücüyle de bunu yapmaya çalıştık. Katliamın acısını yaşayan ve o an orada bulunan 25 kişi ile görüştüm. 25 kişiden bazıları orada aile ferdini, yakınını, yoldaşını veya bir uzvunu kaybetti. Belgeselde, böyle bir vahşete şahit olmak ne demek, buna odaklandık. Belgesel, Ankara Katliamı’nda hayatta kalanların sonrasında yaşamlarını nasıl etkilediğini de yansıtıyor.

*Bugüne kadar bir çok belgesel çektiniz. Ancak ‘Ah’ izlenmesi bile zor bir belgesel. Çekimler sırasında neler yaşandı?

Meslek hayatımın en zor işiydi diyebilirim. Patlama anında Ankara’da değildim. Orada olsaydım muhtemelen bu belgeseli yapamazdım. Patlamanın haberini almak bile beni çok yaraladı. Ama çekim süreci gerçekten zordu… Yaşayanları birebir dinlemek çok zordu. Çekimler süresince, belgesele katılan insanlar ve barış mitingini düzenleyen kuruluşlarla işbirliği yaptım. Herkes elindeki görüntüyü, fotoğrafı benimle paylaştı. Ama patlama sonrasının görüntülerine bilinçli olarak belgeselde yer vermemeye çalıştım. Anlatımlar yeterince etkileyiciydi. Acı vericiydi. Fakat bu belgeseli yapmak zorunda hissettim kendimi. Böylesi vahşet tablolarını olağanmış, olabilirmiş gibi görenler; ‘ama’ları, ‘fakat’ları olanlar, kendisini yeterince uzakta hissedenler, farkında olmayanlar; daha da fecisi, ‘oh olsun’ diyenler; ölenler için bir saygı duruşuna bile tahammül edemeyenler izlesinler, nasıl bir gerçekliğin içine düştüğümüzü görsünler diye. Özellikle onlar için.

*Katliamla ilgili yargı süreci devam ediyor. AKP iktidarının polisin göz yumduğu müfettiş raporlarıyla da açığa çıktı. Mahkeme kararını açıkladıktan sonra katliamın bu aşamalarını da ayrı bir belgesel olarak yapmayı düşünüyor musunuz?

Mahkeme kararını açıkladıktan sonra yargı süreciyle ilgili yaşananlar hakkında yeni bir belgesel daha yapmak isterim elbette. Ankara Katliamı ile ilgili daha pek çok çalışmalar yapılacaktır, yapılması da gerekiyor. Hukuk ne karar verirse versin, insanlar bu katliamın neden yapıldığını çok iyi biliyor. Böylesi bir katliamdan kimler yararlandı, bu katliam kimlere yarar sağladı? gibi sorular zaten gerçek faillerin de anlaşılmasını sağlıyor.

*Belgeselin adını neden ‘Ah’ seçtiniz?

‘Ah!’ biliyorsunuz acı çekmenin ifadesidir, çekilen acının dışavurumudur, ‘Ah çekmek’ diye bir deyimimiz vardır. Ve ‘Ah’ aynı zamanda bir bedduadır. ‘Ah etmek’ diye de bir deyimimiz vardır. ‘Ah etmek’ kahretmektir, kahrolsun demektir. Hem yaşanan o büyük acıyı, hem de bu büyük acıyı yaşayan insanların bu acılara neden olan kimselere olan kahredişlerini, isyanlarını anlattığı için belgeselin adının ‘Ah’ olmasını daha uygun buldum.

*Belgeseliniz Amsterdam’da izleyici ile buluştu. İzleyicide nasıl bir ekti bıraktı? İzlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Film tahmin edeceğiniz gibi izleyiciyi oldukça zorluyor. Duygusal olarak zorluyor ve yoruyor. Altyazılı izlemenin zorluğuna rağmen, sorulardan ve geri dönüşlerden anladığım buradaki uluslararası izleyicinin önemli bir bölümü anlatımlardan Türkiye’dekiler kadar etkilendi. Yaşananların ağırlığına şaşırdılar; filmdeki insanların hala dayanışma ve barışta direnme istencinden etkilendiler. Neyle karşılaşacağı konusunda hiçbir fikri olmadan gelenler için galiba durum biraz daha zordu.