KadınManşet

Kelebeklerin isyanı büyüyor


Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı başkaldıran Mirabal Kardeşler’in isyanı patriarkaya korku salarken, dünya kadınlarına da örnek oldu. Kelebeklerin isyanı bugün Avrupa’dan Ortadoğu’ya yayılıyor

Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğünü kabul etmeyen halka ve emekçilere yönelik faşizan saldırılar karşısında direnişi ve mücadeleyi seçen Sosyal Değişim Hareketi’nden 3 kadın (Mirabal kardeşler) 25 Kasım 1960 tarihinde katledildi. Dominik Cumhuriyeti’nde takvimler 25 Kasım 1960’ı gösterdiğinde uçurumun dibinde diktatörlüğe karşı başkaldıran Maria Teresa, Minerva Argentina ve Patria Mercedes’in Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı başlattığı direniş, patriarkaya korku salarken, dünya kadınlarına da örnek oldu.

Diktatörlüğe karşı başkaldırış

Dominik Cumhuriyeti’nin Cibas bölgesinde dünyaya gelen ve Mirabal Kardeşler olarak tanınan üç kız kardeşin mücadelesi, kardeşlerden Patria’nın 1960 yılının Haziran ayında Clandestine Hareketi’ni kurması ile başladı. Daha sonra Minerva ve Maria Teresa’nın da bu hareket içerisinde yer alması, Trujillo diktatörlüğü için ‘tehlikeli’ hale geldi. 3 kadın, beraber yürüttükleri mücadelede ağır baskılara maruz kalarak, hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak baskı ve hapis cezaları ile kadınları mücadelelerinden alıkoyamayacağını anlayan diktatör Trujillo, tarih 25 Kasım 1960’ı gösterdiğinde yıllardır kadınlar üzerinde uygulanan bir işkenceyi hayata geçirdi. Mirabal Kardeşler, eşlerini cezaevi ziyareti dönüşü diktatör Trujillo güçleri tarafından arabalarından zorla indirilerek cinsel saldırıya maruz kaldı. Daha sonra katledilen kardeşlerin bir araba kazasında yaşamını yitirdikleri duyurulsa da Mirabal Kardeşler’in katledilmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı.

25 Kasım sembol oldu

O günden bu yana kardeşlerin katledildiği her 25 Kasım, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren dünya kadınları için sembol bir gün haline geldi. Yapılan işkenceyi unutmayan Latin Amerikalı kadınlar, “Kelebekler” olarak andıkları kardeşler için 1981 yılının 25 Kasım’ında Dominik’te toplanarak bir kadın kurultayı düzenledi. Kurultay’da alınan kararla birlikte, “Kelebekler” in katledildiği “lanet” gün “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Daha sonra 1999 yılında BM tarafından “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilen bugünde dünyanın dört bir yanında kadınlar, unutmadıkları “Kelebekleri” çeşitli etkinliklerle anmaya başladı. Mirabal Kardeşler’in özgürlük mücadelesini devralan dünya kadınları, dayanışmayla ataerkliliğe baş kaldırıyor.

Erkek/devlet şiddeti hiç bitmedi

Mirabal Kardeşler’in katledildiği günden bu yana erkek/devlet şiddeti de hiç son bulmadı. Artan erkek şiddetinin yanı sıra savaşlar da en çok kadınları vurdu. Topraklarından göç etmek zorunda kalan milyonlarca mülteci kadın cinsel saldırı tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Türkiye’de ise özellikle 2016 yılında çözüm sürecinin bitmesi ile birlikte yaşanan savaşta onlarca kadın yaşamını yitirdi, bedenleri teşir edildi, evleri talan edildi. Yine OHAL uygulamaları ile birlikte cezaevlerinde cinsel işkence de artış gösterdi. Yıl içerisinde kadınlar devlet şiddetinin yanı sıra erkek şiddetine de maruz kaldı. Bianet’in kadına yönelik şiddet çetelesine göre, erkekler 2016 yılının ilk 11 ayında en az 236 kadını katletti.

6ypj

Rojava kadınların umudu

Yükselen erkek/devlet şiddeti karşısında kadınlar da isyanlarını büyüttü. Rojava Devrimi’nde olduğu gibi, savaş ilan edilen Kürdistan kentlerinde de, OHAL uygulamalarına karşı Türkiye metropollerinde de kadınlar hep isyan halindeydi. Rojava Devrimi’nde ön saflarda yer alan kadınlar tüm dünya kadınlarına umut oldu.

DAİŞ gibi vahşi bir çeteye karşı zılgıtlarıyla direnen kadınlar; Silavalardan Arînlere, Ivanalardan Gulanlara, Sibellerden Peymanlara, Eylemlerden Sevdalara devrimi ilmek ilmek ördü.

Sêvêlerden Taybet İnanlara

6seveKuzey Kürdistan’da ise savaş ve baskı politikalarına karşı direnişte yine ön saflarda kadınlar vardı. Sêvêlerden Pakizelere, Fatmalardan Taybet İnanlara kendi öz örgütlülükleri ile direnen kadınlar devletin hedefindeydi. Kürt kadınlarının büyük mücaleler sonucu elde ettiği ve kadınları ‘siyasetin öznesi’ haline getiren eşbaşkanlık sistemi de devletin hedefi haline geldi ve siyasi soykırım operasyonlarında kadın vekillerler ile birlikte birçok belediye eşbaşkanı, kadın siyasetçi ya tutuklandı ya da görevden alındı. Bir çok kadın kurumu OHAL kapsamında kapatıldı.

Kadınlar AKP’ye geri adım attırdı

6eylem

Türkiye metropollerinde kadınlar ‘OHAL’de de direniyoruz’ sloganı ile sokakları terk etmedi. Savaş çığlıklarına karşı barışın sesini yükseltti. En son AKP’nin ‘cinsel istismar zanlılarına af’ önergesine karşı günlerce sokağı terk etmeyen ve Meclis kapısına dayanan kadınlar, yasa tasarısında hükümete geri adım attırarak önergenin geri çekilmesini sağladı. Bugün ise dünyanın dört bir yanında kadınlar 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslarası Mücadele Günü kapsamında alanlara çıkarak erkek ve devlet şiddeti karşısında sesini yükseltecek.

HABER MERKEZİ