Kültür-SanatManşet

Radyo Kobanê Bir halkın yeniden doğuşu


Amsterdam’daki Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde gösterilen Radyo Kobanê Belgeseli’nin Yönetmeni Reber Dosky, unutulmaz bir esere imza attı. Festivalde 5 kez izleyiciyle buluşan belgesel, Kobanê özgürleştikten sonra genç muhabir Dilovan’ın şehrin kalıntıları arasında kurduğu radyo istasyonunun hikayesini anlatıyor

Amsterdam’da devam eden Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde yönetmenliğini Reber Dosky’nin yaptığı “Radyo Kobane” Belgeseli, izleyici ile buluştu. Hollanda’da yaşayan Güney Kürdistanlı Yönetmen Reber Dosky de, DAİŞ saldırıları öncesinde dünyada Kobanê adından bir şehrin varlığını bilmeyen milyonlarca insandan biriydi. Kobanê adını ilk kez DAİŞ saldırıları ile birlikte duyan Reber Dosky, her ne pahasına olursa olsun Kürt savaşçıların çetelere karşı verdiği özgürlük mücadelesine tanıklık etmek ve bu mücadelenin kahramanlarını sanatsal açıdan ölümsüzleştirmek için Kobanê’ye giderek insanlığın direniş tarihi hazinesinde yer alacak unutulmaz bir esere imza attı.

Radyo Kobanê Belgeseli, insanlık düşmanı çeteler tarafından yok edilmek istenen bir kentin insanlarının savaşın tüm yıkımına karşı kentlerini yeniden inşaa ederek, özgür bir yaşamı yeniden nasıl oluşturduklarının sinemanın görsel ve kurgusal gerçekliği içinde estetik bir şekilde başarı ile anlatan bir eser. Radyo Kobanê Belgeseli aynı zamanda Kobanê direnişi ve zaferini gelecek günlerde sinema eseri olarak da anlatacak onlarca filmin bir öncüsü gibi.

Festivalde büyük bir ilgi gören, 5 kez izleyici ile buluşturulan Radyo Kobanê Belgeseli’ni ve kobanê’yi yönetmen Dosky ile konuştuk.

* Daha önce Kobanê’yi hiç duydunuz mu? Kobanê ile ilgili bir belgesel yapmak fikri sizde nasıl oluştu?

11kobane2Ben de birçok kişi gibi Kobanê ismini hiç duymamıştım. Kobanê’yi ilk Google’den aradığımda karşıma Japonya’da bir köy çıkmıştı. Çok şaşırmıştım. Bu sefer Youtube aradım. Youtebe’de karşıma çıkan ilk görüntüler, saldırılar sırasında sınıra gelen halkı bekleten Türk askerlerinin görüntüleriydi. Çaresizlik, mültecilik yine Kürd’ün talihi diye düşündüm. Her Kürt gibi Kobanê’ye yönelik DAİŞ’in saldırısı beni de çok etkilemişti. Dünyanın gözü bir anda Kobanê’ye çevrilmişti. O zaman dünyanın birçok yerindeki duyarlı insanlar gibi ben de Kobanê için ne yapabilirim diye düşündüm. Kobanê’ye gitmeye karar verdim. Kobanê’ye gidip Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği özgürlük mücadelesini belgelemek istedim. Tabiki bu da sanatsal kaygıları olan bir çalışma olmalı diye düşündüm.

* Kobanê’ye ne zaman gittiniz?

Kobanê’yle ilgili film yapmak istiyorum diye üç televizyon kanalına birden mail yazdım. İki televizyon kanalı beni arayıp deli olduğumu ve bu konuda kesinlikle bir adım atmamamı istediler. Çünkü, “Şu anda Ortadoğu’nun en tehlikeli yeri Kobanê” dediler. Üçüncü televizyon kanalı Human ise beni arayıp bu filmi yapmamı istedi. “Sadece senden istediğimiz dikkatli ol” dediler. Bu konuşmadan iki gün sonra Aralık 2014’te Kobanê’ye ilk yolculuğum başladı. Aralık 2014’te bir ay boyunca Kobanê’de kaldım.

* Kobanê’de nelerle karşılacağınızı tahmin ediyor muydunuz?

Kürt halkının çektiği zorlukları, verdiği mücadeleyi anlatmak için gittim. Kobanê’ye karanlık bir gecede ayak bastım. Bir korku vardı içimde, neler ile karşılacağımı bilmiyordum. Halk arasında DAİŞ çeteleri bayağı büyütülüyordu. İster istemez bu beni de etkilemişti. İlk gün DAİŞ’in saldırısı sonucu bize iki yüz metre uzakta bir yere bir havan mermisi düştü, üç sivil yaşamını yitirdi. İkinci gün özgür olan mahallelerde dolaştım. YPG ve YPJ’li arkadaşlar, beni cephelere götürdüler. Olağanüstü bir mücadele ve hırsları vardı arkadaşların. YPG ve YPJ’liler zılgıtlar ve sloganlarla cephede mücadele veriyorlardı. İlk iki günkü korkum gitmiş, kendime gelmiştim. Bu Kobanê’ye ilk gidişim olacaktı ama kesinlikle son gidişim olmayacaktı. Sonra belgesel çalışmam için birkaç kez daha Kobanê’ye gittim.

* Kobanê’de sizi en çok neler zorladı?

Kobanê’de değerli insanlarla tanıştım. Meryem Kobanê, Viyan Peyman, Cudi, Zehra, Harun, Ruken Sorxin… Ve daha niceleri. Meryem, Kobanê’deki YPG ve YPJ komutanlarındandı. Söz vermişti halkına “Kobanê’yi özgürleştirmeden buradan gitmek yok” diye. Ve sonunda sözünü yerine getirdi. Aralık 2014’te Viyan Peyman ile tanıştım. Kendisi Kürt halkının sesiydi, bir sanatçıydı. Meryem hevalin isteği üzerine Viyan Peyman ile Kobanê’de savaş ortamında bir klip çektim, “Kobanê” ismi altında. Kendisi daha sonra Serekaniye’de 6 Nisan 2015’te şehit düştü. Belgesel için çalışırken beni ve ekibimi en çok üzen şey arkadaşların şehadet haberleriydi. Berabersin, vedalaşıyorsun ve iki saat sonra şehit düştükleri haberini alıyorsun. Buna katlanamıyorduk. Ama bunu da biliyorduk mutlaka bu özgürlük yolunda şehadetler olacaktı. Daha güzel yarınlar için güzel canlar bu yolda şehit düşecekti.

* Sizi en çok etkileyen olay neydi?

Hiç unutmuyorum, Meryem heval ile cephedeydik, benim elimde kamera çekim yapıyorum. Bir alandan geçmemiz lazım ama DAİŞ çetesi durmaksızın bizi ateş altına alıyor. Hazırlandık tam geciş yapacağımız sırada yanımızdaki Tekoşin kolundan yaralandı. En küçüğümüz oydu. Hepimiz durgunlaştık, çok etkilenmiştik, heyecanlandık, ama Tekoşin bize o gün çok iyi bir ders verdi: “Heval bir şey yok, lütfen yaymayın. Düşmana odaklanın, bana değil. Benim yaram başkasının yarası yanında yara bile degildir” dedi. Hastaneye bile gitmeyi reddetti. O gün anladım bu halk burada yenilmeyecek, bu halk bu savaş arenasında bu özgürlük mücadelesinden kesinlikle başı dik çıkacak.

* Biraz da belgeselin içeriğinden söz edelim

Belgesel genç Kürt muhabir Dilovan’ın hikayesini anlatıyor. Kobanê özgürleştikten sonra Dilovan şehrin kalıntıları arasında bir radyo istasyonu koruyor. Radio Denge Kobanê. 20 yaşındaki Dilovan savaştan kurtulanları, savaşçıları, dönen mülteciler ve müzisyenlerle röportaj yapmaktadır. Onun yayınları harabe kentin dramını anlatmaktadır. Dilovan her röportajında insanların geçirdiği travmayı sorgulamaktadır aslında. Radio Kobanê bir halkın yeniden doğuşunu, mücadelesini, fiziksel ve zihinsel yaralarını ve travma geçirmiş bir şehrin sokaklarında yeniden sevginin filizlenmesini anlatmaktadır.

Bayram Balcı