Kültür-SanatManşet

Her şey bir insanı sırtında taşımakla başladı


‘Yolcu Tiyatro’nun sahnelediği’ Joko’nun Doğum Günü’ sistemin insan beyni ve bedeni üzerindeki kontrol sürecini absürt olaylar silsilesi etrafında etkili bir şekilde anlatıyor. Sömürünün bir insanı sırtında taşımakla başladığının anlatıldığı oyunda sömürüden silkinmek için ön açıcı yöntem olarak şiddet önerilse de nihai kurtuluşun, kapitalizmin işleyiş yasalarının ortadan kaldırılması olarak ifade bulur

Önder Elaldı

Yolcu Tiyatro, Fransız yazar Roland Topor’un “Joko’nun Doğum Günü” oyununu sahnelemeye devam ediyor. Yönetmenliğini Ersin Umut Güler’in yaptığı oyun, sistemin insan beyni ve bedenini kontrol altına alma süreci ile birlikte sınıflar arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi absürt olaylar silsilesi etrafında örüyor. Her şeyin bir insanı sırtında taşımakla başladığının mesajının verildiği oyunda ezilenlere sistemin ideolojik aygıtlarıyla nasıl rıza oluşturduğunu adım adım izleriz. Topor, oyunda burjuvaziden kurtulmanın ilk aşamasında şiddeti önerse de nihai kurtuluşu ise kapitalizmin işleyiş yasalarının ortadan kaldırılması olarak kurar.

11jocoayrıntı

Onur duygusu beyhude

Joco su deposunda çalışıp ailesini geçindirmeye çalışan bir işçidir. Yaşamı sabah işe, akşam eve trafiği şeklinde sürerken bir gün yolda sırtına yapışan ve onu gideceği otele kadar taşımasını isteyen burjuvayla değişir. Joco, önce onursuz bulduğu sırtında taşıma işini reddetse de zamanla diğer arkadaşlarının da etkisiyle taşımaya razı olur. Bu razı olmayla birlikte bunu bir iş olarak kabullenen Joco’nun trajedisi başlar. Oyunun merkezinde de tam bu rıza gösterme süreci ile birlikte trajedinin daha işin başında insanları sırtında taşımakla başladığına işaret edilir. Rızayla başlayan süreç aynı zamanda Joco ve arkadaşlarının çekeceği diğer acıların sonsuzluğunu da içerir. Yazar, sistemin kendi içinde ürettiği bazı duyguların kapitalist sistemde geçersizliğini de Joco üzerinden anlatır. Yazar için onur duygusu da bu duygulardan biridir. Brecht’in iyiliğin, sistemin sürdürülmesinde oynadığı rol gibi Topor’un da Joco üzerinden onur duygusuna yüklediği anlam benzer bir niteliğe sahip. Topor, bu tutumuyla pazarın kurallarının hüküm sürdüğü bir dünyada sistem içi çözüm önerilerinin beyhudeliğini ortaya koyup kapitalizmin işleyiş yasalarına karşı kök söküm uygulanması gerektiğinin mesajını verir.

11jocoaayrinti3Absürtün gücü

Oyunda burjuvazinin farklı katmanları çeşitli karakterler aracılığı ile temsil bulur. Üç burjuvanın yer aldığı oyunda Sör Barnett, ticaret burjuvazisinin temsili, Doktor Fersen bilimin burjavaziye olan hizmetini ve sınıfsal karakterini, iş kadını Vanda ise şehvetin insanlar üzerindeki etkisini sembolize eder. Oyun boyunca bu üç karakterin işçilerin sırtında yaşamlarını sürdürme çabasını izleriz. Oyunun ilk bölümünde burjavazinin girişkenliği ve işçileri rıza etme süreci ile birlikte işçilerin kendi içindeki çelişkileri izlerken, oyunun ikinci bölümünde ise burjuvazinin proleteryaya olan asalaklığını seyrederiz. Hicvin ve absürtlüğün gücünden yola çıkan oyun, burjuvazinin asalaklığını üç burjuvanın Joco’ya yapışması sahnesi üzerinden anlatır. Birbirine yapışan bu dört kişi günlerce birlikte yaşamak zorunda kalır ve günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelir. Bu sahneyle burjuvazinin aç gözlülüğü ve sömürgenliği ile beraber proleteryayla uzlaşmaz çıkarlara sahip olduğu absürt olaylar silsilesi etrafında açıkça gösterilir.

11joco2Şiddetin yüzeyselliği

Oyunun bu asalaklıktan kurtulmak için önerdiği yöntem ise şiddet. Gün geçtikçe oğlunun ölümüne neden olan asalaklardan kurtulmak için Joco’nun annesi devreye girer. Anne satırla, oğluna yapışan asalakları temizler ve steril bir alan açar. Ama ölenler Joco’nun içinden çıkardığı seslerle yaşama eğilimi gösterir. Bu anlatım ile eşitsizlik üzerine kurulu kapitalist sistemin alışkanlıklarının yok edilmesinde şiddetin ikincil ve geçici bir işleve sahip olduğunu, eşitsizliğe karşı yapısal bir kök sökümün uygulanması gerektiğinin işaretlerini verir. Bunun yanında oyun, proleteryanın kendi içindeki çelişkileri ve bilgiyi elinde bulunduran sınıf karşısındaki çaresizliğini göstermesi açısından önemli bir yerde duruyor. Belirli bir fiziksel güç isteyen ve zor sahnelerin yer aldığı oyunda Joco’nun ve diğer oyuncuların başarılı performansı taktire şayan. “Joko’nun Doğum Günü” 20 ve 29 Kasım tarihlerinde Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde temsil veriyor.