Kayıt defteri

Yirmi yedi yıl ve yirmi sekiz gün…


Tam 37 yıl önce, 12 Kasım 1979’da, Êlih’in (Batman) karanlık bir ara sokağında vurdular onu. Edip Solmaz… Gencecik bir adamdı, henüz 27 yaşındaydı ve Êlih’in o güne kadar görmediği türden bir belediye başkanıydı.

37 yıl önce, 1979 sonbaharı… Ankara, İstanbul ve İzmir’de sıkıyönetim var; Kürt illeri desen zaten ‘normal’ bir dönem nedir hiç bilmemiş… Ve işte tam da bu koşullarda, o zamanlar Sêrt’in (Siirt) bir ilçesi olan Êlih’te yerel seçim yapılıyor.

Aslında Edip’in arkadaşları, aynı ilçede daha önce de, 1977’de şanslarını denemişler ama henüz bu alanda zayıf oldukları için zayıf bir sonuç almışlardı. 2 yıl sonra 1979 Temmuz’unda dönemin belediye başkanı Şahabettin Bağdu, görevinden istifa ettiğinde bu kez yeni bir dönemin kapıları açılmıştı. Edip Solmaz, Kürt hareketinin desteklediği bağımsız bir aday olarak seçimlere girdiğinde, çok yakınları bile kazanabileceğine pek inanmıyordu; çünkü birçok yerde olduğu gibi Êlih’te de aşiret ve aile yapıları çok güçlüydü ve genelde kurulu düzen pek yerinden oynatılamıyordu.

Genç ve enerjik

1952 doğumlu Solmaz, askeri okulu bitirdikten sonra, üsteğmen olarak sürdürdüğü görevinden istifa etmiş ve bu arada Mahsum Korkmaz’la yakın bir arkadaşlık kurmuştu. Dürüst ve enerjik yapısıyla dikkat çeken bir gençti ama doğrusu Êlih için de çok fazla gençti! Daha o gün hedef olmuştu aslında. Miting yapmasına izin verilmedi. Seçim logosu olan ‘ağaç’ yasaklandı. Seçim çalışmaları devlet baskısı altında sürüyor ama kadınlar ve gençlerin katkısıyla büyüyordu. Seçim beyannamesinde şöyle diyordu Solmaz: “Biz yurtsever halkımızla belediye yönetimini feodallerin, ağaların, beylerin elinden alacağız. Belediyenin bütün imkânlarını halkın hizmetine sunacağız. Bunun için inancımız büyük. Biz gücümüzü yurtsever halkımızdan, ilericilerden ve devrimcilerden alıyoruz.”

12edipSistem için tehlike o kadar büyümüştü ki, Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, adaylarına destek vermek için ilçeye kadar gelmişlerdi. Ancak 14 Ekim akşamı sandıklar açıldığında, herkes şaşırdı. 3 bin 876 oy alan Solmaz, Demirel’in partisini 199 oy farkla geçmiş ve başkan seçilmişti.

O günlerde siyasette ve ekonomide ağır bir kriz yaşanıyordu. Êlih’te de sıkıntı büyüktü; özellikle kömür ve un kıtlığı, karaborsası yaygındı. Solmaz’ın ilk icraatı da ilçeye gelen ihtiyaçları adil şekilde dağıtmak oldu. Belediye, kente gelen kaçak mallara el koydu. Kentin kömür ihtiyacı için de Şirnex’ten (Şırnak) 30 ton kömür getirdi. Bir yandan da tehditler sürüyor, açık açık, “Senin ilk maaşını almana izin vermeyeceğiz” deniliyordu.

Belediye başkanı değil, bir hamal gibiydi o. “Ben geldiysem hizmet etmem gerekiyor” diyordu. Bu kadar kısa bir zamanda Edip çalışmalara başladı ve halk Edip’in fedakârlığını tanıdı. Dürüstlük de temel ilkesiydi. Kardeşi Eşref’in anlatımına göre Edip, şeker kuyruğunda kendi adını kullanarak öne geçen babasını bile eleştirmiş ve “Biz, herkes eşit olsun diyoruz. Sen öne geçip şeker alırsan olmaz. O şekeri gidip bırak. Sen ya da senin yerine birisi sıraya girsin, şeker getirsin” diyebilmişti.

Tahammül edemediler

Ama bu arada tezgâh kuruluyordu. Tıpkı bugün olduğu gibi Kürdün kendi kimliğiyle var olup kendini yönetmesini sindiremeyen güçler, harekete geçmişti.

Sonunda, kirli görevlerini yerine getirdiler. Bir toplantıdan çıktıktan sonra korumalarına, “Gelmenize gerek yok, zaten silahım var” diyerek evinin yolunu tutan Solmaz, evine 20 metre kala, karanlık bir sokakta yanına yaklaşan kişiler tarafından kurşunlanarak katledildi. Bu, belki de Êlih’te daha sonraları 90’larda işlenecek onlarca cinayetin ilk işaretiydi.

Cenazesinde Êlih halkı bir sel gibi aktı ve sonrasında da hiç unutulmadı. Onca yıl sonra halk hala bu genç adamın bıraktığı mirası ve yeni nesillere devrettiği misyonu sahipleniyor.

Derleyen: Arif Mostarlı