Kayıt defteri

Böyle bir güzel insan geçti dünyamızdan


“Yerde uzanmış yatıyordum, bir yaralıyı öyle davranmaya zorlayan bilinmez içgüdüye uyarak, ormana doğru bir el ateş ettim. Her şeyin yitirilmiş göründüğü o an, aniden, en iyi nasıl ölebileceğimi düşündüm. Diz çökmüş durumda olan biri, teslim olmamız gerektiğini söyledi. O sırada, arka taraftan, daha sonra Camilo Cienfuegos olduğunu öğrendiğim birinin sesi duyuldu: ‘Burada hiç kimse teslim olmayacak!’ ve ardından bir sürü küfür geldi.”

İşte ne olduysa o küfürden sonra oldu!

Che’nin Savaş Anıları’nda anlatılan olay, Alegria de Pio felaketidir… Granma teknesinden Küba topraklarına ayak bastıktan henüz birkaç gün sonra Alegria de Pio denilen yerde ordunun ani baskınına uğrayan gerilla birliği darmadağın olmuştur, bazı gerillalar yaşamını yitirmiş, Che dahil çoğu ağır yaralanmış, önemli bölümünün de bağlantıları kopmuştur.

İşte tam bu korkunç kargaşanın içinde, umutsuzluk ortalığı kaplamışken, duyulan küfürlerin sahibi Camilo’dur. Daha sonra, toplam 82 kişi olan gerilla birliğinden sadece 12’si Sierra Maestra Dağları’na ulaşabilecek ve devrimin ilk çekirdeğini yaratacaktır.

Zam protestosundan gerillaya

1932’de Calabazar de Sagua’da dünyaya gelen Küba Devrimi’nin sevgili oğlu Camilo Cienfuegos Gorriaran, ilk eğitimini doğduğu kentte aldı. 1940 yılında Havana’ya geldi ve San Alejandro Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kalan Camilo, 1948 yılından itibaren siyasi gösterilere katılmaya başladı, otobüs tarifelerine yapılan zamları protesto edenlerin arasında yer aldı.

1953 yılında ABD’ye daha iyi yaşam koşulları için gittiyse de işçilerin içinde bulunduğu durumu görerek ülkesine geri döndü. 1954 yılında Fulgencio Batista iktidarına karşı mücadele eden öğrenci grupları arasında yer aldı. 1954’te faşist diktatör Batista’ya karşı örgütlenen öğrencilerle birlikte illegale geçti. Bir eylem sırasında polisin açtığı ateş sonucunda yaralandı. Sonraları bu olayı şöyle dile getirecekti: “Hayatımda yaşadığım en muhteşem duygulardan biriydi. Beni taşıyan insanları gördükçe ağladım ve tüm gücümle ‘Viva Cuba!’ diye bağırdım. O an anladım ki, Küba her ne olursa olsun özgür olmalıydı…” Daha sonra Camilo, polis tarafından takip edildiği için önce ABD’ye, oradan sınırdışı edilince de Meksika’ya gitti. Burada Küba’ya çıkartma yapmak üzere hazırlık yapan Fidel Castro ile tanıştığında artık rotasını bulmuştu. Granma yatıyla beraber yola çıkan 82 gerilladan birisi de Camilo’ydu.

12tarih3

Kalıplara sığmayan devrimci

Granma yatı karaya vardıktan sonra Batista kuvvetleriyle çatışma çıkmış, gerillalar ancak dağılarak saldırıdan kurtulabilmişlerdi. Alegria de Pio felaketinden sonra Sierra Maestra Dağları’na varabilen 12 kişiden birisi de yine oydu. Camilo bağlı bulunduğu müfrezenin komutanı olan Arjantinli Che Guevara ile birlikte savaşmaya devam edecek ve Küba Devrimi boyunca defalarca yaralandığı halde hemen her cephede varlığını gösterecektir. Che’nin ‘Savaş Anıları’nda neredeyse her sayfada adının geçmesi kuşkusuz boşuna değildir. Özellikle Yaguajay şehrinin alınmasındaki başarısı onu bir efsane haline getirmiştir.

Ne yazık ki devrim sonrasında Camilo’nun yaşamı çok uzun sürmedi ve çok trajik bir talihsizlikle son buldu. 28 Ekim 1959 tarihinde Camagüey şehrinden Havana’ya kendi kullandığı Cesna 310 tipi bir uçakla yola çıkan Camilo Cienfuegos uçak kazasında hayatını kaybetti. Uçağının nereye ve nasıl düştüğü hâlâ bilinmemektedir.

Bu yüzden, her yıl 28 Ekim’de Kübalı öğrenciler, “Una flor por Camilo” (Camilo için bir çiçek) diyerek denize çiçekler atıp onu anıyorlar…

Yıllar sonra Che, onun için şöyle diyecekti: “Onu belirli kalıplar içine hapsetmek için saptama yapmayacağız bu onu öldürmek olurdu. Onu böylece, taslak halinde bırakalım, kesinlikle tanımlanmış olmayan toplumsal ve ekonomik ideolojisine katı sınırlar koymayalım; yalnızca, bu kurtuluş savaşında Camilo ile kıyaslanabilecek bir başka asker bulunmadığını hatırlatalım. Kusursuz devrimci, halk adamı, Küba ulusunun kendisi için yaptığı bu devrimin sanatçısı olarak, ruhu yorgunluk ya da yılgınlığın en küçük gölgesinin bile ne olduğunu bilmezdi.”

Derleyen: Arif Mostarlı