EkolojiKayıt defteri

Öyle bir terziydi ki o…


‘Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya

O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla

Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar

Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından!

Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını…’

CAN YÜCEL

“Orada Terzi Fikri diye biri çıkmış. Devlet benim diyor. Komite kurmuş. Fatsa’yı o komite yönetiyor. Ne yapılıp, yapılmayacağının kararını halk veriyor. Veya halk adına o komite. Yani kararı devlet vermiyor. Devlet otoritesi sıfır! Devletin kanunları Fatsa’da işlemiyor.”

12 Eylül cuntasının şefi Kenan Evren, böyle diyordu bir konuşmasında. Ve sonra ekliyordu: “Bugün burada biz konuşmuyor olsaydık, Fatsa’dakiler gelip konuşuyor olacaklardı.”

Karadeniz’in küçük bir ilçesini ve bir terziyi bu kadar önemli ve ürkütücü kılan şey neydi? Bunu anlamak için, 37 yıl önceye gitmek gerekiyor. 37 yıl önce, 14 Ekim 1979’da yapılan ara seçimde, Fatsa’da Fikri Sönmez’in bağımsız aday olarak belediye başkanlığını kazanmasıyla başlamıştı her şey. Ama tabii bu kadar da basit değil. Terzi Fikri’nin de Fatsa’nın da bir tarihi var.

Mücadelenin içinden

1938’de Fatsa’nın bir köyünde dünyaya gelen Fikri Sönmez, ilkokulu bitirdikten sonra bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. 60’lı yıllarda TİP üyesiydi, 70’lerde ise artık safını Mahir Çayan’ın yanında belirlemişti. Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’ye uzanan sürecinde onlara yardımcı olduğu için tutuklandı. 74’te çıktığında ise yine devrimci mücadelenin içindeydi ve artık Devrimci Yol hareketinin bir üyesiydi.

79’da seçimi kazandığında Fatsa için artık yeni bir dönem başladı. Fikri ve devrimciler, Fatsa’yı 11 bölgeye ayırarak halk komitelerini oluştururken; halk toplantılarıyla insanlar yönetime katılmakta, komitelerle belediyeyi denetlemekteydi. Fatsa’nın en büyük sorunlarından biri olan çamurlu yollar, halk komitelerinin öncülüğünde “çamura son” kampanyasıyla temizlenirken, komitelerde belediye faaliyetlerinden başka içki, kumar sorunları, kadının evde gördüğü şiddet gibi diğer konular da ele alınmaktadır. Büyük bir Halk Şenliği’nin de düzenlendiği Fatsa bir komün düzenine ilerlemekte, özellikle rüşvet ve karaborsanın üzerine giden Terzi Fikri, tüm borçları kapattıktan sonra çalışanların ücretlerini de düzenli ödemektedir. Daha sonra 12 Eylül mahkemelerinde söyleyeceği gibi: “Belediyenin aldığı tüm kararlar halkla tartışılmıştır; halkın onayı olmayan hiçbir iş belediye tarafından yapılmamıştır.”

12fikri5

 Tehlikeli bir örnek!

Ancak bütün bunlar olurken Fatsa artık göze de batmaktadır. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Çorum Katliamı’nın yapıldığı günlerde “Çorum’u bırakın, Fatsa’ya bakın” sözleriyle Fatsa’yı hedef göstermekte, her dönemin baş provokatörü Oktay Ekşi, “Fatsa bir nifak merkezi. Tehlikeli bir örnek. Eğer Fatsa’nın başı ezilmezse cumhuriyet elden gidecek. Ordu Fatsa’ya hemen el koymalı” diye haykırmaktadır. Dönemin Ordu Valisi Reşat Akkaya ise tıpkı bugün Cizre’yi “kurtaranlar” gibi, “Fatsa’yı vatan topraklarına katmaya geldim” diyor, tezgâh kurulmaya başlanıyordu.

Sonunda, 11 Temmuz 1980’de ilçeye “nokta operasyonu” diye adlandırılan bir operasyon düzenlendi. Sokağa çıkma yasağı konulan Fatsa, binlerce asker ve polis tarafından mahalle mahalle, ev ev arandı. Maskeli faşist muhbirlerin işaret ettiği yaklaşık 400 kişi gözaltına alındı. Terzi Fikri de tutuklananlar arasındaydı.

“Beton duvarlara, demir parmaklıklara mecbur edildiğim için hiç ama hiç üzüntü duymuyorum. Vatansever olduğumu yirmi beş seneden bu yana her yerde söyledim. Bunun için kavgalara girdim, işkence gördüm, zindanlara atıldım. Eğer bir ülkede vatan, İsviçre bankalarında gizli hesap defterleri ve Amerikan doları olarak görülüyor ve bu insanlar da yönetimi ellerinde bulunduruyorlarsa vatan için darağaçlarını omuzlayanları elbette ‘vatan haini’ ilan edeceklerdir.”

Cunta hakimlerinin yüzüne karşı bu sözleri söyleyen o muhteşem Terzi, onca işkence ve zulümden sonra, 4 Mayıs 1985 günü cezaevinde kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiğinde, yalnızca soluğu kesilmişti onun, ateşi ise hiç sönmemişti. Ama asıl önemlisi, halkın kendini gerçekten yönettiği bir örnek olarak Fatsa’nın bugüne bıraktığı dersler oldu.

Derleyen: Arif Mostarlı